in ,

Türk Annesiyle İngiliz Annesinin Çocuk Yetiştirme Farkları

Türk annesiyle, İngiliz annesi çocuk büyütmek konusunda karşı karşıya gelse ne olurdu? İngiltere’de çocuk yetiştirmek nasıl bir şey? Türk annesi olmak ya da İngiliz annesi olmak çocuk yetiştirme tarzlarını değiştiriyor mu? Au pair olarak İngiltere’ye giden ve hiç aklında yokken İngiliz bir eşle evlenip İngiltere’ye kök salmış olan üç çocuk annesi konuk yazarımız Nihal Widdowson, BebekveBen için anneler arası kültür farkına eğlenceli bir bakış açısı getiriyor…

anne karsilastirmasi

15 senedir İngiltere’de yaşıyorum. 9, 6.5 ve 2.5 yaşlarında üç çocuğum var. Şimdiye kadar hem Türk, hem İngiliz pek çok annenin çocuk büyütme yöntemlerini gözleme şansım oldu. Türk anneleriyle İngiliz anneler arasında gördüğüm farkları yazayım size…

Hamilelik döneminde İngiliz annesi yavrusunu sadece 12. ve 20. haftalarda ultrasonda görür. Türk annesi bebeğini iki haftada bir görmezse olmaz, elinden gelse eve bir ultrason cihazı kurar 🙂 İngiltere’de hamile takibini biraz aile doktoru, çokça da ebe yapar. Tabii Cambridge Düşesi’ni olayın dışında tutuyoruz. 🙂 Tüm tahliller normalse hiç jinekolog görmeden geçirirsiniz hamileliğinizi. Doğumunuzu da şeker gibi ebeler yaptırır. Maaşı düşük bir iştir ebelik, ebeler bu işi gerçekten sevdikleri için yaparlar. Türk annesinin normal doğumdan korktuğu kadar İngiliz annesi de sezaryenden korkar. En çok da sezaryen olursa 6 hafta araba kullanamayacağından çekinir. Çünkü olur da kaza yaparsa sigorta arıza çıkarır. İngiltere’de normal doğum yaygındır. Kırkım çıksın, lohusa şerbeti yapayım falan yok. Hastane odası süsleme, alayına kurabiye-şerbet gibi şeyler yapılmaz. Ziyaretçi sınırlıdır zaten, kocan da gelse ziyaret saati dolunca kışkışlarlar. İngiliz annesi doğurduğu çocuğu arabaya attığı gibi hamile grubundan arkadaşlarıyla buluşmak için bir kafede alır soluğu. İngiliz anneler çalışıyorlarsa ortalama 1 yıl içinde işe dönerler. Babaların izni de doğumdan sonra 2 haftadır. Doğum izni konusunda İngiliz anneler Türk annelerden daha şanslılardır ama yine de şikayet ederler.

İngiliz anne, doğumdan sonra bebeği anne-bebek yogası, oyun grubu, yüzme, bebek masajı gibi yerlere götürür. Tüm bunlar herkesin karşılayabileceği ücretlerdedir. Bu tarz aktiviteler Türkiye’de sadece yüksek kesime hitap eder. Çocuklar küçük yaşta bir oyun grubuna veya kreşe devam ederler. 3 yaşına geldiklerinde haftada 15-20 saat bir kreşe devam edebilirler, bunu devlet karşılar. İngiltere’deki eğitimi Türkiye’yle karşılaştırırsak süper, Finlandiya’yla karşılaştırırsak da yerde sürünür. İngiltere’deki devlet okulu eğitimi Türkiye’deki iyi özel okullar kıvamındadır.

İngiliz ailelerde atlet-yelek ikilisi pek üstüne düşülen şeyler değildir. Kışın ortasında tişört ve şortla okula gelen bir İngiliz çocuğun hayatı boyunca atlet gördüğünü hiç sanmıyorum. Atlet bizim Türk annelerinin vazgeçilmezi… O beldeki açıklığı görünce içimiz ürperir.

“Soğuktan hasta olunmazmış”, öyle derler burada. Kışın çocuklar yüzme havuzundan çıkar, saçlarından şıpır şıpır su akarak çıkarlar dışarı. Türk annesi hay-yat-ta çıkarmaz o çocuğu oradan saçının her teli kurumadıysa… Zaten buz gibi havada bir çocuğun ne işi var yüzmede ayol?

İngiltere’de çocuklar bağımsız, kendi işini görebilecek şekilde yetiştirilir. Yasal olarak 4.doğumgünlerinden hemen sonraki Eylül ayında okula başlarlar. Okulda yemekhaneye kendi başlarına gider, yemeklerini alır ve yerler. Ağustos ayında doğan çocuk, doğum gününü kutladığı gibi koşar okula… Türk anneleri sever bebe peşinde koşup, çocuğun her işini halletmeyi… “Döke saça yapacağına, ben yapayım.” deriz.

Gelelim yemek konusuna… Sulu yemek kültürü olmadığı için İngiliz annelerinin menüleri de değişik tabii… Hazır yemekler ucuz ve yaygın. Her yemeğin yanına haşlanmış sebze olur. Çorba filan yapan pek olmaz. Çocuklar yemeğe oturunca “Tatlı olarak ne var?” diye sorar. Benim çocukların arkadaşları tatlı olarak meyveyi görünce bir hayal kırıklığına uğruyorlar, sormayın… 🙂

İngiltere’nin havası bol yağmurlu olduğundan İngiliz annesi, Türk annesi gibi aktivite yapmak için yağmur kesilsin diye beklemez. Hem kendi, hem çocuğu su geçirmez kıyafetlerini giyip, atarlar sokağa kendilerini…

Parklarda yetişkin birinin başkasının çocuğuna sevgi gösterisinde bulunması, dokunması, onunla konuşması filan hiç hoş karşılanmaz. Sizle konuşmadan, kimse direkt çocuğunuzla konuşmaz. Çocuklarınız beraber oynuyorsa şöyle bir gülümser veya konuşmaya başlarsınız. Türk çocuğunu parkta annesi rahat bıraksa, çok bilen teyzeler, amcalar rahat bırakmaz.

İngiliz anneler temizliği çok da önemsemezler 🙂 İngiltere’de genel olarak bahçenizin düzeni, temizliği evinizin düzeninden daha önemlidir. Eve çat kapı gelen de olmadığı için temizlik pek umursanmaz.

İngiliz anneler planlı, programlı olur. Doğumgünü, play-date, aktivitenin zamanı hep bellidir, dakikası şaşmaz. Mesela, iki gün önce 5 ay sonrası için bir doğumgünü davetiyesi geldi kızıma… Okulun en az iki senelik programı bellidir, spor gününden diskosuna kadar. Türk annesine bir aktivite için 5 ay sonraya tarih verirsen “O güne bir varalım da, bakarız!” der.)

Türk anneleri vitaminle, kemik sularıyla büyütür çocuğunu. Bağışıklığı güçlendirecek şey Fizan’da olsa getirir, hiç üşenmez. İngiliz anne “Çocuk ne kadar mikrop alırsa bağışıklığı o kadar güçlenir.” mottosuyla ilerler. Antibiyotik kullanımı İngiltere’de azdır. Bakteriyel enfeksiyon yoksa doktor hayatta antibiyotik vermez. Hatta kliniklerde “Soğuk algınlığı antibiyotikle geçmez!” diye afişler olur, büyük ihtimalle göçmen nüfusun antibiyotik aşkı yüzünden… Türk annesi, mide mikrobu kapan çocuğunu götürür acile bir serum bağlatır. İngiliz annesi elinde anti-bakteriyel spreyle evi arşınlar, zira mide mikrobu için çocuğu hastaneye götürse hastaneden ıslak odunla kovalarlar, bulaşıcı hastalık diye 🙂

Sonuç olarak çocuk yetiştirme açısından İngilize annesi farklı, Türk annesi farklı ama “anne” her yerde “anne”… Hepimizin canı gider yavrularımıza, öyle değil mi?

Nihal Widdowson
1981 doğumluyum. Çocukluğum İstanbul’da, üniversite hayatım Eskişehir’de geçti. Üniversite bitince annemin gazıyla İngiltere / Cambridge’e,  3 çocuklu bir ailenin yanına au pair olarak geldim. 2004’te tanıştığım eşime 1 sene sonra evleneceğimizi bilmeyerek “Benim vizem bitince basar giderim, çok istiyorsan sen İstanbul’a gel” demiştim. Bu da “Hayat, siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir!” sözüne örnek olsun. 2009, 2011 ve 2015 doğumlu 3 çocuğum var. 2009’da ilk bebeğimin doğumuyla çalışmayı bırakıp, 2012’de Türkiye’de britbee.com’u kurarak İngiltere’den anti alerjik uyku arkadaşı, peluş oyuncak ve müslin örtü ithal etmeye başladım. Yazmayı, okumayı, yeni şeyler öğrenmeyi çok severim. Canım istediğinde yazmak için de yakınlarda mummylikes.co.uk blogumu açtım. Hepinizi bloguma beklerim.

Bu yazıya puan ver!

Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 7 yaşındaki oğlum Can'la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da... Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen'in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EarthDay Globe Yerkure

Montessori Aktiviteleri: Dünya Günü İçin Yerküre Projesi (Earth Day Globe Project)

Hamileliğin Son Haftalarındayım, Artık Doğurmak İstiyorum Diyenlere Çözümler