Son Yazılar

Tüp Bebek Sezaryen Olmak Zorunda mı?

Okurlarımdan S. soruyor: Ben 34 haftalık hamileyim. Gönlüm normal doğumdan yana ama doktorum sezeryanı tavsiye etti. Sebebi de tüp bebek yöntemiyle hamile kalmış olmam. “Tüp bebek hamileliklerinde genelde sezeryan tercih edilir, benim de tavsiyem bu… Ama ben normal doğum da yaptırıyorum. İstersen 38.haftada çatı muayenesi yapıp ona göre karar veririz.” dedi. Benim de kafam karıştı tabii. Şu an için bebeğin pozisyonu uygun, başka da bir sıkıntı yok. Diyabetim çıktı gestasyonel, bununla doğum şeklinin alakası var mı bilmiyorum. Bir de benim bildiğim kadarıyla tüp bebek gebeliğinin normal gebelikten bir farkı yok hamilelik başladıktan sonra… Off bilemedim ben 🙂 Siz de görüşünüzü söylerseniz durumumla ilgili çok mutlu olurum.

tupbebek

Tüp bebek ( In vitro fertilization) çok bilinen bir hamile kalma yöntemi ancak yine de kısa bir hatırlatma yapmak gerekirse, annenin yumurtasıyla babanın sperminin vücut dışında, laboratuvar ortamında döllenerek, anne rahmine yerleştirilmesiyle oluşan bir hamilelik biçimi. Tüp bebek yoluyla çocuk sahibi olanların doğum biçimi olarak genellikle normal doğum yerine sezaryeni tercih ettiğini duyuyoruz. Bu tercihin pek çok sebebi var. Bu sebeplerden bazıları tıbbi gereklilikler iken, bazıları da kişisel tercihler oluyor.

Bu yazımda, okurum S.’in sorusunu yanıtlarken, tüp bebeklerin gerçekten diğerlerine göre “değerli gebelik“ler olup olmadığı, ülkemizde ve dünyada IVF hamileliklerinin sezaryene yönlendirilme oranı ve sezaryen gerektiren durumları ele alacağım. Bakalım siz de benim fikrime katılacak mısınız?

Değerli Gebelik

Aile olmakla ilgili temel yanılgılardan bir tanesi, çiftlerin bebek sahibi olmayı istediği anda hemen hamile kalınacağı düşüncesi. Oysa gerçekte kimi çiftler kolayca bebek sahibi olabildiği halde, bazıları olamıyor. Yumurta hücresinin 1 gün, spermin 3 gün ömrü olduğu düşünülürse bir ay içinde kadının geba kalma ihtimali sadece 5 gün… İlişkiye girerken bu zamanlamanın tutturulması gerek… Doktorlar bebek isteyen çiftlerin 1 sene boyunca korunmasız olarak ilişkiye girmesini tavsiye ediyor. Diyelim ki 1 sene boyunca doğru zamanlarda denediniz ve olmadı, o zaman tüp bebeğe aday olabilirsiniz.

Tüp bebek kararı vermekle iş bitmiyor. Kimi durumlarda çiftler birden fazla kez tüp bebek denemesi yaptıkları halde başarılı olamayabiliyor. Her anne için bebeği elbette çok kıymetli… Dokuz ay karnımızda taşıdığımız yavrumuzu sağlıkla dünyaya getirmeyi hepimiz isteriz. Bununla beraber bazı çiftler bu hayallerine nispeten kolay bir şekilde erişirken, bazı çiftler maddi, manevi pek çok emek vererek  ve oldukça zorlu yollardan geçerek bebek sahibi olabiliyor. O zaman bu gebeliklerin daha “değerli” olduğu söylenmeli mi?

Tüp bebek teknolojisi sayesinde senelerce çocuk sahibi olamamış çiftlerin bebek sahibi olması beni gerçekten duygulandırıyor ve sevindiriyor. Ancak duygusal değil, tıbbi açıdan bakıldığında döllenme tamamlandıktan, bebek ana rahmine tutunup sağlıklı bir şekilde gelişmeye başladıktan sonra,  tüp bebek yöntemiyle gerçekleşen gebeliklerin, normal yolla gerçekleşen gebeliklerden farklı olmadığını uzmanlar söylüyor. Bu durumda ülkemizde tüp bebek yöntemiyle oluşmuş hemen her bebeğin sezaryen ile doğması sizce bir mecburiyet mi, yoksa bir tercih mi? Doğum uzmanı olan bir doktor bu konuda benim de katıldığım bir açıklama(1) yapmış. Aynen aktarıyorum:

—————
– Tüp bebek yöntemi ile gebe kalan hastalarda sezaryen ile doğum oranı hemen hemen %100’e yakın. Sezaryen için en önemli gerekçe, yıllarca çocuk sahibi olamamış ailelerin uzun, maddi ve manevi sıkıntılar sonrasında elde ettikleri gebeliklerin “değerli gebelikler” olması ve bu yüksek değer nedeni ile daha “güvenilir!?” bir doğum yöntemi olan sezaryen yapılması gerekliliğidir. …Doğum Uzmanı Op. Dr. Bora Cengiz ile tüp bebekte normal mi sezaryen mi sorusuna açıklık getirmeye çalıştık.

– Tüp bebekte neden daha çok sezaryen? Normal de olabilir mi?

– Sezaryen ile doğumu gerektiren anne ve bebekle ilgili durumlarda “tüp bebek” diye bir gerekçe (endikasyon) yoktur. Bu güne kadar okuduğumuz yerli ve yapancı eğitim kitaplarında “tüp bebek” sezaryenle doğurtulur diye bir önerme yoktur. Hocalarımız da bize tüp bebekler sezaryenle doğurtulur diye bir öğüt vermedi. Hastalarıma her zaman söylüyorum. Normal doğum “denenir”, sezaryen ise “yapılır”. Normal doğum denendiğinde yaklaşık her 5 hastadan 1’i rahatlıkla doğumunu yapacaktır. Amerikan ve Rus kökenli hastalarım sezaryen deyince daha çok endişeleniyorlar. Nedenini öğrenmek istiyorlar. Bizim kadımızda yüzyıllardır doğuruyor dünya döndükçe de bunu başarabileceklerine inancım tamdır. Avrupalı ve Amerikalı kadınlar norma doğumda neden sakınca görmüyor da bizim hastalarımızda böyle bir trend ortaya çıktı tabii ki sorgulamak lazım.
—————–

Türkiye’de tüp bebek yöntemiyle oluşan gebeliklerde sezaryen oranı neredeyse %100 denirken, bakalım dünyada bu oran nasıl?

2003-2005 yılları arasında Avustralya’da tüp bebek tedavisi görerek doğum yapmış 17,019 kadın arasında yapılan araştırmada(2) doğum yöntemleri şu şekilde ortaya çıkmış:

  • Doğumların yarısı sezaryen: Tüm kadınların %50.1’i sezaryen olmuş.
  • Embriyo sayısı arttıkça sezaryen artmış: Bir embriyo transfer edilen annelerin sadece %40.7’si sezaryen olmuş. İki embriyo transfer edildiğinde bu oran  %53.9, üç ve daha çok embriyo transfer edildiğinde oran %63.2 gerçekleşmiş. Bir başka deyişle transfer edilen embriyo sayısı arttıkça sezaryen oranı da artmış.
  • Anne yaşlandıkça sezaryen artmış: 29 yaşından küçük annelerin %40.7’si, 30-34 yaş aralığında %47.2’si, 35-39 yaş aralığında %52.7’si, 40-44 yaş aralığında %59.4’ü, 45 yaş ve üzerinde %76.7’si sezaryen olmuş. Kısacası annenin yaşı arttıkça sezaryen oranı da artmış.
  • Bebek sayısı arttıkça sezaryen artmış: Tek bebeklerin %45’i, ikizlerin % 75.7’si ve daha çoklu gebeliklerin %91’i sezaryenle sonuçlanmış.

Özetle, bizdekinin aksine Avustralya’da tüp bebekle gebe kalan annelerde %100 gibi inanılmaz sezaryen oranları gerçekleşmemiş.

Sevgili S,

Tüp bebek yoluyla hamile kalmak, ülkemizde genel olarak kanıksandığı ve uygulandığı gibi gibi otomatik olarak sezaryen olmanı gerektiren bir durum değil.

Yukarıdaki araştırmadan da görüleceği gibi, tüp bebek yöntemiyle oluşan gebeliklerde bazı durumlarda sezaryen daha çok uygulanıyor. Bunlardan birincisi IVF yönteminde çoklu gebelik ihtimalinin yükselmiş olması ki, çoklu gebelik bilindiği gibi doğum risklerini artırıyor. Bir başka deyişle tüp bebek yöntemiyle hamile kalan anne adayları ikiz ya da üçüz bebek sahibi olabildiği için, çoklu gebeliklerde de, özellikle ikiden fazla bebek doğacağı durumda sezaryen tercih edildiğinden tüp bebekle sezaryen arasında bağlantı varmış gibi bir izlenim doğuyor. Oysa sadece IVF hamileliklerinde değil, normal yolla gebe kalan annelerde de çoklu gebeliklerde artan doğum komplikasyonları nedeniyle sezaryen ihtimali artıyor. Yani bu durum tüp bebeğe özgü bir durum değil.

Yine yukarıdaki araştırmada anne yaşının artması da sezaryen ihtimalini artırmış ki bu da tüp bebekle doğrudan bağlantılı bir durum değil. Normal yolla gebe kalan annelerde de yaş ilerledikçe doğum riskleri arttığı için sezaryene yönlendiriliyor.

Öte yandan sende gestasyonel diyabet olması şöyle bir durum yaratıyor. Gestasyonel diyabette bebeğin 4kg.’dan büyük olması gibi bir ihtimal artıyor. Belli bir kilonun üzerinde doğan bebeklerde doğum sırasında bebek başı/çatı uyum sorunu yaşanabileceği için doktorlar bu tür doğumları sezaryene yönlendirebiliyor. Bu konuyu doktorunla detaylı olarak konuşmanda fayda var.

Sezaryen Yapılan Durumlar Nelerdir?

Daha önce yazdığım SSVD – Sezaryen Sonrası Vajinal Doğum Yapsam mı? yazımdan alıntılıyorum:

Sezaryen yapılmasını gerektiren koşullar kişiye özgüdür. Benzer koşulları yaşayan iki anneden biri sezaryen olurken, diğeri vajinal doğum yapabilir. Amerikan Hamilelik Birliği’nin görüşüne(3) göre sezaryen genellikle aşağıdaki durumlarda yapılır:

  • Bebekle ilgili durumlar: Fetal sıkıntı, mekonyumun varlığı (bebeğin anne karnında kakasını yapması), bebeğin vajinal doğuma elverişli olmayan bir konumda olması (makat gelişi, yan geliş, alın gelişi), çoğul gebelikler, bebeğin 4 kg.dan iri olması (%9 oranında görülür).
  • Anneyle ilgili durumlar: Daha önce boyuna kesikli bir sezaryen yapılmış olması, annenin hipertansiyon (Preeklamps) gibi rahatsızlıkları bulunması, annede bebeğin doğum kanalından geçerek çıkması durumunda bebeğin sağlığını etkileyecek bir hastalığının bulunması (HIV, Hepatit B, Genital herpex)
  • Doğum süreciyle ilgili durumlar: Doğumun uzaması (uzamış eylem ya da distosi), bebek başı/pelvis uyumsuzluğu (çatının dar olması)
  • Bebeğin bulunduğu ortamla ilgili durumlar: Kordon sarkması, Plasenta previa (Plasentanın olması gereken yerden farklı yerde konumlanmasıyla gelişen ve annede aşırı kanamaya yol açan durum – %0.3-%0.5 oranında görülür), Ablasyo plasenta (Bebek henüz doğmadan plasentanın rahimden ayrılması – %1 oranında görülür), Vasa previa (Bebeğin gelişimini sağlayan kan damarlarının olması gerekenden farklı yerde konumlanması – %0.4 oranında görülür)

Görebileceğin gibi sezaryen yapılmasını  gerektiren durumlar arasında hamileliğin tüp bebek yoluyla olması geçmiyor. Bunu ben değil, tıp uzmanları söylüyor.

Hamilelik şekli ne olursa olsun, doğum yöntemi konusunda tartışmalar bitmiyor. Bu konuda Bitmeyen Senfoni: Sezaryen mi? Normal Doğum mu? yazımı mutlaka okumanı tavsiye ederim.

Sonuç

Sevgili S.

Ben tüp bebek tedavisi görerek çocuk sahibi olmadım. Tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olan ailelerin çabalarına, sıkıntılarına yakınen tanık olmadım. Doğum bir açıdan fiziksel bir süreçken, diğer taraftan duygusal bir süreç. Bu süreci yaşamayan birinin bu konuda fikir  beyan etmesi ne derece faydalı olur bilemiyorum. Kaldı ki bu konuda fikir beyan etmeye yetkili olan bir doktor da değilim. Ancak şuna inanıyorum ki anne ve bebeğin kendilerine özgü sağlık durumlarından ötürü her gebelik kişiye özel. Tüp bebek yoluyla oluşan gebeliklerde kimi durumda normal doğum yapılabilirken, kimi durumda sezaryen gerekli olabilir. Bunu ancak ve ancak doktorun söyleyebilir. Bu nedenle “IVF yöntemiyle oluşan gebeliklerde normal doğum olmalıdır, sezaryen yaptırmaya gerek yoktur” gibi bir sonuca varamam. Bununla beraber tıp literatüründe, yapılan bilimsel araştırmalarda tüp bebek yöntemiyle hamile kalan bazı kadınların normal doğum da yapabileceği açıkça görülüyor. Yani IVF yoluyla hamile kalan herkes illa sezaryen olacak diye bir şart, zorunluluk yok. Ben sadece “Sezaryen tüp bebekte zorunlu” diye mitler çıkaranlara karşıyım. Hep söylediğim gibi, ebeveynlik yolunda seçimlerini yaparken söylentilere ya da şehir efsanelerine değil, bilimsel gerçeklere inanmanı öneririm.

Her doğum şeklinin kendine göre avantajları ve dezavantajları var. Anladığım kadarıyla doktorun sezaryeni önermekle beraber normal doğum kapısını da tamamen kapamamış. Bu oldukça güzel. Doğum şekline karar vermeden önce değişik doğum yöntemleri konusunda araştırmanı yapmanı, detaylı olarak sorularını çıkarmanı ve doktoruna bir kere daha danışmanı öneririm. Daha önce de belirttiğim gibi gestasyonel diyabet konusunu doktorunla irdelemeni öneririm. 38. haftada doktorunun belirttiği şekilde muayeneni olduktan sonra tüm sorularını etraflıca sorarsın. Doktorunun açıklamaları tatmin edici gelmezse başka bir doktorun fikrini almaktan çekinme.

Son olarak doğumun bir amaç değil, bebeğine kavuşmak için bir araç olduğunu unutma. Belli bir doğum biçimine karar verdiğinde de kendini iyi hisset.

Sağlıklı bir doğumla bebeğini kucağına almanı dilerim.

Sevgiyle kal,

Tanla

Önemli notlar: Bu blogdaki yazılar bir anne olarak kişisel tecrübelerimden oluşmaktadır. Doktor veya tıbbi ehliyete sahip bir kişinin tavsiyesi niteliğinde değildir. Lütfen sağlık konularında karar vermeden önce araştırmalarınızı yapın, sağduyunuzu dinleyin ve doktorunuza danışın.

Kaynaklar
1- Tüp Bebekte Normal Doğum mu Sezaryen mi?
2- Population-based study of cesarean section after in vitro fertilization in Australia.
3- Amerikan Hamilelik Birliği – American Pregnancy Association

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben
Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can'la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da... Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen'in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*