Sezaryen Ne Zaman Zorunlu – 1

Gereksiz yapılan sezaryen konusuna cidden takığım. Ülkemizde sezaryenin hafife alınmasını, sezaryen oranlarının aşırı derecede yüksek olmasını bir türlü kabul edemiyorum.

2014 senesinde Türkiye’de sezaryen oranı %51! 2002 senesindeki %21’lik orandan 12 sene içinde %51’e fırlamışız. OECD istatistiklerine(1) göre 2014 senesinde sezaryen oranında Avrupa birincisiyiz. Diğer Avrupa ülkelerdeki sezaryen oranı Italya, Macaristan ve Polonya’da %35, Almanya’da %30, İspanya ve İngiltere’de %25, Finlandiya’da %15. Amerika’da %32. Gurur tablomuz!!! diyebilir miyiz?

sezaryen

2014 senesinde Türkiye’de özel hastanelerde yapılan doğumların neredeyse %70’i sezaryen olarak gerçekleşmiş! Bu oran üniversite hastanelerinde %64 ve devlet hastanelerinde %36.

sezaryen2

Dünya Sağlık Örgütü’nün 1985 senesinden bu yana hedefi sezaryen oranını %10-15 arasında tutmak. Bunun nedeni, yapılan araştırmalara göre sezaryen oranı %10’un üzerine çıktığında anne ve bebek ölüm oranlarını düşürdüğüne dair bir kanıta rastlanmaması. Dünya Sağlık Örgütü’nün sezaryen konusunda 2015 senesinde yayımlanan ve benim de her cümlesine sonuna kadar katıldığım yaklaşımı şu şekilde:

Tıbbi bir gereklilik söz konusu olduğunda sezaryen anne ve bebek ölüm oranlarını başarılı bir şekilde düşürmektedir. Bununla beraber tıbbi gereklilik olmadığı durumda sezaryenin faydalı olduğuna dair bir kanıt yoktur. Tüm ameliyatlarda olduğu gibi sezaryende de kısa ve uzun vadeli riskler mevcuttur. Sezaryen, doğum sırasında ve doğumun ötesinde uzun yıllar boyunca anne ve bebeğin sağlığını ve ilerideki gebelikleri etkileyebilecek riskler oluşturabilir. Sezaryen özellikle ameliyat sırasında ve sonrasında oluşabilecek komplikasyonları giderebilecek tam teşekküllü merkezlerde yapılmadığında önemli ve bazen kalıcı komplikasyonlara, sakatlıklara ve ölüme yol açabilir. Bu riskler (hamileliği sırasında ve sonrasında) kapsamlı bir kadın/doğum hizmeti alamayan kadınlar için daha fazladır. (2)

sezaryen

Şimdi elimizi vicdanımıza koyalım ve kendimize soralım. Sezaryen hem anne, hem de bebek için kısa ve uzun vadeli pek çok risk barındıran ciddi bir ameliyatken; tıbbi bir gereklilik olmadığında belirgin bir fayda sağlamadığı da açıkken, her 2 Türk kadınından biri sezaryen yapacak noktaya nasıl geldi? Sezaryeni bizim gibi abartan bir Çin, bir de Brezilya var. Brezilya’da tüm doğumların yaklaşık yarısı ve özel hastanede yapılan doğumların %82’si sezaryen olarak gerçekleşiyormuş. Bakın Brezilya’da neden çok sezaryen yapılıyor: (3)

  • Para: Sezaryenin zamanının ayarlanabilmesi ve hızla bitirilen bir ameliyat olması nedeniyle doktorların gün içinde 2 tane normal doğumu beklemektense, 8’e yakın sezaryen yapabilmesi, böylece daha çok para kazanmaları.
  • Zaman: Doktorların uzun süren doğum sürecini beklemek istememesi. Mesaisi biten doktorun doğumu nöbetçi olan başka bir doktora devretmesinin ayıp sayılması.
  • Kültür: Toplumda sezaryenle doğumun daha modern! ve şık! görülmesi. Normal doğumun basit, çirkin, sıkıntı ve rahatsızlık veren bir süreç olarak tanımlanması.
  • Destek: Tıp sektöründeki doktor, hemşire gibi uzmanların normal doğumu destekleyici yönde davranmaması, normal doğumu istediğini belirten hamile adaylarının işini zorlaştırması, psikolojik baskı yapması, doula gibi doğum destekçilerinin hastaneye girmesine izin verilmemesi, doğum esnasında “bebek strese girdi” gibi sebeplerin gereğinden fazlaca kullanılarak normal başlayan doğumların sezaryene yönlendirilmesi (Acaba neden???)

Amerika’da sezaryen oranlarının artmasının bir sebebi de bakın ne:

  • Hukuki Sebepler: Normal doğumda yolunda gitmeyen durumlar söz konusu olduğunda hastaların doktora/hemşireye/hastaneye dava açmasından dolayı bu durumlardan korunmak için anne adayını sezaryene yönlendirmek.

Bu sebeplerin hepsi Türkiye’deki bir kısım sağlık uzmanı ve çevre için de aynen geçerli.

Bunun dışında vajinam sarkacak, idrar kaçırma sorunu yaşayacağım gibi sebeplerle sezaryene yönelenler var ki, her normal doğumun ardından illa vajina sarkması ve idrar kaçırması sorunu yaşanacağını beklemek şaka gibi birşey. Bir de son dönemde, bazı ünlülerin hamileliğin son haftalarında kilo almayı önlemek için bebeği miyadı dolmadan aldırdıklarını duydum ki, doğruysa eyvah eyvah!

Ama sezayen olmak için gün alan annelere sorulduğunda yanıtlar nedense benzer: Herkesin çatısı dar, herkesin bebeği iri, o bebek bir türlü dönmüyor… Ya da açık açık “Ben normal doğumdan korkuyorum, uyurum, uyanırım bebek kucağımda…” diyen çok. Ama anne adayı ağrıdan kaçınacağım derken kendi yaşantısını ve bebeğin yaşantısını riske eden, ciddi bir ameliyata girdiğinin farkında mı?

Tabii bu arada özellikle devlet hastanelerinde ve kimi özel hastanelerde normal doğumda hastanın mahremiyetini ihlal eden koşulları da söylemeden geçemeyeceğim. Anne adaylarının yan yana sancı çekmesi, muayenelerin diğer hastaların yanında yapılması, anne adayının desteğe en çok ihtiyacı olduğu zamanlarda eşinin ya da bir yakınının yanında olmasına izin verilmemesi gibi durumlar da anne adayını sezaryene zorluyor. Normal doğumda kadının en büyük destekçisi olan ebelik kurumu Türkiye’de zaten öldürülmüş. Ülkedeki 50,000 ebe “pasifize ediliyoruz” diye bas bas bağırıyor.

Elimizde cep telefonları, tabletler, sosyal medyada cirit atıyoruz ama hala doğumu başlatmak için bazı doğal yöntemler olduğunu bilmeyen, normal doğum esnasında türlü türlü ağrıyla başa çıkma yöntemi olduğunu duymamış, hatta normal doğum konusunda hala tam olarak bilgi sahibi olmayan ya da bilgileri sağdan-soldan duyduğu olumsuz tecrübelerle şekillenmiş o kadar çok anne adayı var ki… İnanmıyorsanız anne forumlarında şöyle bir dolaşın ya da bloglarda yazıların altına gelen yorumları bir okuyun.

Anne olmak yaşantımızda büyük bir adım, çok önemli bir değişiklik. Anne olma sürecinde ve sonrasında kendimiz ve bebeğimiz için pek çok kritik kararı aldık/alacağız. Kararlarımızın sağlıklı olması için seçeneklerimizi araştırmak ve bilgi sahibi olmak çok önemli. Doğum yöntemleri konusunda lütfen kendiniz bir ön araştırma yapın. Aklınıza takılan soruları not alın ve doktorunuza danışın. Verdiği yanıtları değerlendirin. Mevcut doktorunuz tıbbi bir zorunluluk olmadığı halde sezaryene yönlendiriyorsa gerekirse doktorunuzu değiştirin. Bunda ayıp ya da yanlış birşey yok. Türkiye’de normal doğunu destekleyen ve başarılı bir şekilde yönlendiren çok değerli doktorlar, hemşireler, ebeler de var. Biraz araştırmayla düşünce yapısı size uyan bir doktoru mutlaka bulabilirsiniz. Son olarak, sezaryen gerektiğinde hayat kurtaran bir ameliyat. Sezaryeni tamamen reddetmek anlamsız olur. Ancak sezaryen olmanız için tıbbi bir zorunluluk yoksa, normal doğuma bir şans verin.

Sezaryenin gerçekten gerekli olduğu durumlar bir sonraki yazımda…

Önemli notlar: Bu blogdaki yazılar bir anne olarak kişisel tecrübelerimden oluşmaktadır. Doktor veya tıbbi ehliyete sahip bir kişinin tavsiyesi niteliğinde değildir. Lütfen sağlık konularında karar vermeden önce araştırmalarınızı yapın, sağduyunuzu dinleyin ve doktorunuza danışın.

Kaynaklar

(1) OECD Data Caesarean sections

(2) WHO Statement on Caesarean Section Rates

(3) Why Most Brazilian Women Get C-Sections

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben
Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can'la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da... Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen'in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*