in

Özgür Kalem

Edgar Allan Poe’nun bir yazısı var. Ben bu cümleyi hep çok güçlü bulmuşumdur. Kelimesi kelimesine aynı cümleyi kurmam imkansız, çünkü ben İngiliz dili ve edebiyatı mezunuyum, adam da amerikalı bir yazar. En nihayetinde ben bunu derslerimden birinde okumuştum. Poe üstat diyor ki; “Bir metni okurken, okuyucunun bakış açısı ve hayal gücü yazarın kaleminin ucundadır.” Hal böyleyken bir yazarın kaleminin gücünü yadsıyamayız. E şu an kalem benim elimde. O zaman “Özgür Kalem”imin bana verdiği yetkiye dayanarak, hepinizin bakmasını istediğim bir yer var.

Ben 28 Nisan 1987, İstanbul doğumluyum. 12 Nisan 2004 tarihinde, on yedi yaşımda, bir beyin kanaması geçirdim. O gün, o yaşıma kadar konuştuklarım sustu ve hayatım söylenenlerden ibaret oldu.

İlk olarak, tıbben ölü olduğum için narkozsuz bir beyin ameliyatı oldum. Öldürmeyeni Allah öldürmüyor ya? Bitkisel hayat, hastane odası derken evime çıktım. Doktorlar aileme tıbbi cihazların yardımı olmadan hayatta kalamayacağımı söylediler fakat bir sene içerisinde yavaş yavaş kendi kendime nefes almaya, yemeye, içmeye, konuşmaya, oturmaya, emeklemeye, ayakta durmaya başladım ve dokuz ay sonra ilk adımımı attım. Tedavim hâlâ devam etmekte.

Tıbbi gelişimim devam ededursun, sosyal açlığımın önünü alamıyorum. Paris cafelerinde kardeşimle gıybetin dibine vurdum, Golden Gate Köprüsü’nün ayağında kitap okudum, hippilerle dolu bir caddede insanlarla sohbet ettim, dünyanın öbür ucunda dövme yaptırdım, Almanya’da bir bar kavgasına bile karıştım. “Dünya küçük, ruhum, beynim büyük!” dedim, gezdim. 2009 yılında tekerlekli sandalye ile başladığım üniversiteden 2015 yılında iki bastonumla yürüyerek mezun oldum.

Özetle, bana sunulan resmi reddedip, kendi resmimi kendim yaptım. Yapmaya devam ediyorum. Boyalarım her zaman çantamda. Şimdi bambaşka çizgiler çiziyorum. Üstelik tek başıma da değil. Kendi hikayelerinin yazarı olan güzel insanlarla tanıştım. Kimi engellenmiş benim gibi, kimi anne, kimi anne adayı… Ortak noktamız kadınlığımız olmuş bir de hayallerimiz çok benziyor birbirlerine, ama hissimiz aynı. Öyle böyle artma hissi. Dolup, dolup taşmama.

Üniversite mezunuyum, dünya kazan ben kepçe geziyorum, yazılıp basılmış bir kitabım var, daha nelerim nelerim var? Küçücük fıçıcık, içi dolu turşucuk misali. Kısacası beni tanımlayabilecek bir sürü sıfat var, ama bunların hepsi sıfat işte.

Artık sıfatlar olmadan tanışmanın vakti geldi. Merhaba, benim adım Özgür. İstanbulda yaşayan bir kadınım. Ben birine baktığım zaman sıfatları görmüyorum. “Aaa” diyorum “İnsan” Peki, siz ne görüyorsunuz bana baktığınızda?

Özgür Baştaş

28 Nisan 1987 yılı, İstanbul doğumluyum. On yedi yaşımda, lise son sınıfta bir beyin kanaması (beyin sapı anevrizması) geçirdim. O günden beri engelliyim. Engelli kadın kimliğimle bir kitap yazdım. Üniversite okuyup, İngiliz dili ve edebiyatı bölümünden mezun oldum. Bir yıl Almanya, Trier Üniversitesi’ nde eğitim alıp, orada yaşadım. Engelimle birlikte 8 ülke gezdim. Fizik tedavi ve rehabilitasyonum hâlâ devam ediyor.

Tanla Bilir

Tanla Bilir

Merhabalar! Adım Tanla. Web tasarımcısı ve BebekveBen'in kurucusuyum.
BebekveBen çocuk bakımından öte ebeveynlik, kadın olmak, birey olmak, yurtdışında yaşam, seyahat, yemek, ürünler, eğitim, sağlık gibi hayatın içinden pek çok konunun paylaşıldığı, ailelerin buluştuğu, soru sorduğu, dileyenlerin konuk yazılarla katkıda bulunduğu ve deneyimlerini paylaştığı bir platform... Bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

çocuklarda kendini övmek

Eyvah! Çocuğum Sürekli Kendini Övüyor!

Türkiye’de Koronavirüste Okula Dönüş