Okur Mektuplarını Nasıl Yanıtlıyorum?

Çocuk yetiştirmek bir bilmece… Hele ilk çocuğunuz olunca yetiştirme sürecinde aklınıza pek çok soru takılıyor. Özellikle ilk 2-3 sene çok kritik. Daha sonra anne çocuğa, çocukta anneye alışınca işler biraz kolaylaşıyor. En azından çocuk dillenince karnımı aç, uykusu mu geldi, kulağı mı ağrıyor, sıkıntısını daha rahat söylüyor. İlerleyen yaşlarda yine annenin yanıtını bilmediği pek çok konu olsa da, en azından yanıt bulmak için nerelere bakabileceğini biliyor ya da tahmin ediyor. Hele bir de ikinci çocuk olmuşsa anne daha da tecrübe kazanıyor.  Elbette her çocuk aynı değil. Bazen yeni gelen ezber bozuyor. Ancak annelerin genel olarak ikinci çocuğun yetiştirilmesiyle ilgili daha rahat oldukları, ilk çocuk kadar titizlenmedikleri, telaşlanmadıkları pek çok yerde söyleniyor.

writing emails

Eskiden annelerin çocuklarıyla ilgili bir sorunu ya da merak ettiği birşey olduğunda ilk danıştıkları aile bireyleri, komşuları ve arkadaşlarıydı. Elbette doktora gitmek ya da kitaplardan okumak gibi seçenekler de vardı. Ancak kabul edelim, çocuk gelişimi söz konusu olduğunda her ufak noktayı telefon açarak ya da muayeneye giderek doktora sormak ya da o konuda yazılan bir kitap bulmak her zaman kolay değildi. (Kimileri için hala öyle…) Maddi sıkıntılardan ya da yaşadığı yerin uzaklığından dolayı, çocuğunu doktora götüremeyen; kitap okuyacak zamanı, ilgisi, parası ya da eğitimi olmayan pek çok anne vardı. (Hala da var…) Bir önceki, yani annelerimizin jenerasyonunda Türkiye’de çocuk bakımıyla ilgili kitapların sayısı sınırlıydı. Telefon her evde yoktu. Bu koşullar altında çocuk yetiştirirken doğruların yanısıra pek  çok hata da yapıldı.

Şimdi şükür ki iletişim çağındayız. Artık bırakın ev telefonunu, hepimizin cep telefonları var. Hem de tuvalete bile giderken yanımıza aldığımız akıllı telefonlar… Çocuk bakımıyla ilgili hemen her konuda da istemediğimiz kadar kaynak kitap var. Televizyonda yüzlerce tartışma programı var. En önemlisi gecenin köründe dahi aklımıza takılan her türlü konuyu arayabileceğimiz internet var. Kısacası annelik bazı bakımlardan, mesela ihtiyaç duyulan bilgiye ulaşmak açısından, eskisinden daha kolay. Tabii bilgiyi arayan için…

“Bilgiye ulaşmak eskisine göre daha kolay” deyince birden durup düşündüm. Evet, kolay olmasına kolay da bilginin niteliği, kalitesi ya da içeriği nasıl derseniz işte orası biraz tartışılır…. Şimdilerde websiteleri, bloglar, forumlar ve sosyal ağlarda herkes her konuda fikrini rahatlıkla söylüyor. Merak ettiği konularda dilediği soruyu sorup, saniyeler içinde yanıt alabiliyor. Bundan büyük rahatlık olabilir mi?

Ancak bazen sorulara verilen yanıtları görünce şaşırıyor ve hatta üzülüyorum. Mesela geçenlerde bir Facebook sayfasında bir anne “Yenidoğan çocuğunun sarılık olduğunu ve ne yapması gerektiğini bilmediğini” söylemiş. Yanıtı aslında oldukça basit: Çocuğu doktora götürmesi gerek. Doktor çocuğu muayene edecek, muhtemelen bilirubin seviyesinin ölçecek, gerekirse fototerapi görmesi ya da bazı nadir durumlarda da kan değişimi yapılmasını önerecek. Facebook sayfasında anneye gelen yanıt şu: “Sarı kıyafet giydirin, sarı battaniyeye yatırın geçer.” Bu cümleyi duyunca hayretler içinde kalıyor insan. İşin tuhafı benzer önerilerin birden fazla kişiden gelmiş olması… Elbette herkes bilirubin ya da fototerapi hakkında bilgi sahibi olmayabilir. Ancak çocukta bir sağlık sorunu olduğunda doktora gidileceğini düşünmek ya da önermek bu kadar zor olmamalı. Umarım soruyu soran anne daha sonra doktora götürmüştür bebeğini…

Bilmediğimiz konularda başkalarına danışmak kadar doğal birşey yok. Ancak sorduğumuz sorunun niteliğine göre danıştığımız kişinin kim olduğuna dikkat etmemiz gerek. Çocuğumuzun fiziksel – ruhsal sağlığını ve güvenliğini etkilemeyecek konularda dilediğimiz kişiden fikir almakta sakınca yok. Fakat işin içine sağlık ve güvenlik girdiğinde, internette doğru adrese baktığımızdan emin olmamız gerek.

Hangi Kaynaklara Danışmalı?

Acil ya da kritik konular

Çocuğun sağlığıyla ilgili bir konuda çok acil görüşe ihtiyacınız varsa ve çocuğunuzun durumu acilse/kritikse danışacağınız yer internet değildir. Yaralanma, zehirlenme, boğulma, elektrik çarpması gibi kazalar acil/kritik durumlara örnek verilebilir. İnternet bu durumda zaman kaybedilecek bir yer bile değildir.

Çocuk sahibi her aile öncelikle temel ilk yardım kurallarını öğrenmelidir. İkinci olarak, ailede  çocuğun bakımıyla ilgilenen her bireyin kolayca ulaşalabileceği bir yerde ambülans, 114 Zehirlenme Hattı, çocuk doktoru, yakın bir hastane, taksi durağı gibi yerlerin telefon numarası olmalıdır. Kendiniz ilk yardım yöntemleriyle müdahale edemiyor ya da telefonla ilgili yerlerden yardım alamıyorsanız, çocuğunuzu kapıp, hastaneye ya da doktora koşmalısınız. Bu durumlarda gerekli yardımı alıncaya kadar dikkatiniz %100 çocuğunuz üzerinde olmalıdır.

“Ha şimdi bunu yazmaya ne gerek vardı? Herkes zaten bunu bilmiyor mu?” demeyin. Çok yakın bir tarihte, takip ettiğim bir anne forumunda, çocuğu çamaşır suyu içerek zehirlenen bir anne, doktorla ya da hastaneyle iletişime geçeceğine forum arkadaşlarından yardım istiyordu. Şükür ki, kendisine yanıt yazanlardan biri 114 Zehirlenme Hattı’nı önermiş. Ya önermeseydi?

Acil ya da kritik olmayan konular

Çocuğunuzun bakımıyla ilgili acil ya da kritik olmayan konularda internete başvurabilirsiniz. İnternette görüşlerini paylaşanlardan bir kısmı doktor ya da konusunda uzman. İlk olarak onlarla iletişime geçmekte fayda var. Ancak internetten edinilecek bilgi konusunda şunu unutmamak gerekir ki, pek çok doktor sadece genel konularda, bilgi amaçlı paylaşım yapar. Gerçek bir vaka geldiğinde mutlaka hastanın kendisini görmesi ve muayene etmesi gerektiğini belirtir. Pek çok durumda tedavi kararı almadan önce tahlil sonuçlarını görmek ister. Hastalıklar kişiye özgüdür, seyri her hastada değişik olabilir. Bir belirti birden çok hastalığa uyabilir. Kişiyi bütün olarak değerlendirmeden, internete o kişinin hastalığı hakkında yazdığı iki satırla yargıya varmak zordur.

Bunun dışında sağlık bakanlığı gibi devlet kurumlarının ve hastanelerin bilgilendirme sayfalarını da referans alabilirsiniz. Örneğin çocuklara yapılacak aşı takvimi gibi bilgiler sağlık bakanlığı websitesinde bulunur. Bu tür sayfalar genellikle uzman görüşü alındıktan ve kontrol edildikten sonra yayına alınırlar. O nedenle güvenilebilir.

Çocuğunuzun herkeste rastlanmayan özel bir hastalığı varsa, başvuracağınız kaynaklar bilimsel makalelerdir. Profesör ve doktor olanların yazdığı bilimsel makalelerin dili çoğu zaman ağır ve sıkıcı olsa da, nadir durumlar için en güzel kaynak bunlardır. En azından okuduğunuz kaynağı çıktı alarak doktorunuza götürebilir ve doktorunuzdan bu araştırmayı açıklamasını rica edebilirsiniz.

Sosyal ağlarda arkadaşınız olan annelerin bir kısmı aynı zamanda doktor da olabilir. Bence bu süper bir durum. Düşünsenize teori ve pratik birleşmiş durumda… Eğer böyle bir arkadaşınız varsa ve çocuğunuzun sağlığıyla ilgili bir konuda bir yanıta ulaşmak istiyorsanız öncelikle ona danışmakta fayda var. En azından size yol gösterip, ne yapmanız, hangi uzmana başvurmanız gerektiğini söyleyebilir.

Okur Mektuplarını Nasıl Yanıtlıyorum?

Doktor olmayan kişilerin de elbette çocuk bakımıyla ilgili görüşlerini paylaşmaya hakkı var. Onlar da kendi bilgilerinden ve pratik tecrübelerinden yola çıkarak fikirlerini belirtiyorlar. Örneğin okurlarımdan bana çocuk bakımıyla ilgili pek çok soru geliyor. Bu sorulara elimden geldiğince yanıt vermeye çalışıyorum. Ancak yanıtlarken şunlara dikkat ediyorum:

  • Konuyu anlamak: Bana gönderilen okur sorusunun mümkün olduğunca detaylı olarak sorulmasını rica ediyorum. Kimi zaman bir soru geldiğinde, o soru hemen yanıtlayabileceğim kadar bilgi içermiyorsa, konuyu daha iyi anlayabilmek için, sorunun sahibi olan okuruma email gönderiyorum. Onun yanıtlarını alıp, konuyu iyice anlayıp, yanıtlamaya öyle geçiyorum.
  • Bilimsel kaynaklar: Özellikle sağlık ile ilgili konulardaki sorulara, yanıtından emin olmadığım sürece çok hızlı yanıt veremiyorum. Bunun bir nedeni araştırma yapmanın belli bir zaman alması. Öğrendiğim bir bilgiyi birden fazla bilimsel kaynaktan desteklemeden yazmamaya gayret ediyorum. Bu da çoğunlukla akademik makaleleri okumayı ve özetlemeyi gerektiriyor. Okur mektuplarımın sonunda varsa kullandığım kaynakları mutlaka belirtiyorum.
  • Balık tutmayı öğret: Konfiçyüs demiş ki “Bir kişiye iyilik yapmak istiyorsan ona balık verme, balık tutmayı öğret.” Bundan hareketle, verdiğim yanıtlarda sadece sorunun yanıtını vermiyor, o sorunu çözerken nasıl bir düşünce yolu izlediğimi, nelere dikkat ettiğimi anlatmaya çalışıyorum. Böylece hem soru sahibi okurumun sorusunu yanıtlıyor, hem de ileride benzer bir sorunla karşılaştığında düşünmesine yardımcı olacak bir  yöntem vermeye çalışıyorum.
  • Bilmediğimi söylüyorum: Öğrenmenin hayat boyu devam eden bir süreç olduğuna inanıyorum. Herşeyi bildiğini iddia eden kişilerden uzak durmaya çalışıyorum. Bilmediğim bir konuda bir soru geldiğinde, araştırma yaparak beni tatmin eden bir sonuca ulaşamadığımda ya da belli bir yöntemi denemeye henüz vaktim olmadığında bunu açıkça söylüyorum. Kendi çocuğuma uygulamadığım ya da ileride uygulamayacağım bir yöntemi başkasının çocuğuna önermeyi doğru bulmuyorum.
  • Yargılamamaya Çalışıyorum: BebekveBen’in okurları arasında farklı eğitimlerden, kültürlerden, yaşam biçimlerinden gelen okurlar olabileceğini göz önünde bulundurarak, bana ulaşan soruları kimseyi yargılamadan yanıtlamaya çalışıyorum. Bir insanın çocuğunun iyiliğini düşünerek yardım aramasının bile güzel bir niyet olduğunu düşünüyorum. İnternette bazı yerlerde gördüğüm, soru soranı küçümseyen, azarlayan yaklaşımları doğru bulmuyorum. Buna karşılık blogumdaki yazılara yapılan yorumlarda da, saygı çerçevesi korunduğu sürece her türlü görüşe açık olduğumu belirtiyorum.
  • Uzman değilim: Blogumda en alt kısımda ve okur mektuplarından uzmanlık gerektirdiğini düşündüklerimin içinde “Bu blogdaki yazıların şahsi tecrübelerimden oluştuğunu, doktor veya tıbbi ehliyete sahip başka bir kişinin tavsiyesi niteliğinde olmadığını” mutlaka belirtiyorum. Sağlık konularında kararları her ailenin kendi akıl süzgecinden geçirmesini ve mutlaka doktora danışmalarını hatırlatıyorum.

İşte benim okur mektuplarını yanıtlama yöntemim bu… Bu yöntem kendimce en uygun olduğunu düşündüğüm yöntem. Belki daha iyi/doğru yaklaşımlar da olabilir. Bu yöntemde eksik ya da geliştirilmesi gereken bir yön olduğunu düşünüyorsanız lütfen bana haber verin. Eleştirilerinizi değerlendirmekten memnuniyet duyarım.

Bana soru sormak isteyen annelerden iki önemli ricam olacak: Birincisi, sormak istedikleri soruyu mümkün olduğunca detaylı olarak yazmaları. Detaylı yazmaları benim konuyu anlamak için ilave yazışmalar yapmamı engelleyecek ve sorularının daha hızlı yanıtlanmasına yardımcı olacak. İkincisi, sormak istedikleri konuda BebekveBen’de ya da başka kaynaklarda arama yaparak, o konunun daha önce yanıtlanıp yanıtlanmadığını araştırmaları. Böylece aynı konuyu defalarca yanıtlamak yerine, yeni konuları ele alma şansım olacak.

Yeni okur mektuplarında buluşmak üzere…

Sevgiler

Tanla

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Bir yorum

  1. İyi günler kızım 16.5 aylık kilosu 9 boyu 75cm büyüme ve gelişimi fazlasıyla yavaş doğum kilosu 2.800dü . Anne sütünü pek sevmedi hatta 2 ila 4 aylar arası memeyi reddetti ben de göğsümü tamamen bırakır diye mama cok vermedim. Gectiğimiz ağustos ayından beri similac hight energy (yüksek enerjili mama verdi doktorumuz ama pek bi faydasını gördüğümüz söylenemez
    Ne yapacağımı şaşırdım kaldım cok hareketleri zekası yerinde ama sevdiği hiçbişey yok salatalık ve zeytin haricinde her gün olmasa da 3-4 güne bir mama sandalyesine oturtup önüne yemek koyuyorum sadece oynuyo sacına başına sürüyo o kadar ben de sabahları 1 yumurta biraz ekmek süt peynirle muhallebi yapıp veriyorum meyveyi hala rendeliyorum corbalarını da blendrdan geçiriyorum anlayacağınız acınacak haldeyiz .
    Bu durumda dişlerimizin 14.ayda cıkmasının da etkisi olabilir şu an 4 dişimiz var sadece .lokmaları biraz ciğneyip yutabiliyo ama üçüncü dördüncü lokmada öğürüp hepsini kusuyo geri .az bir yemeği fazla versem hepsini kusuyo gitmediğimiz doktor denemediğimiz şey kalmadı babası da ben de 1.67 boylarındayız cok uzun kilolu olmasını beklemiyoruz ama moralmen ben cok kötüyüm şunu da eklemeliyim 14.aydan beri mememe cok düşkün geceleri de gündüzleri de emzirmeye devam ediyorum lütfen bi akıl verin bana teşekkür ederim şimdiden

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*