Mor Saçlı Anne

Kadınlar saçlarını ruh hallerine göre şekillendirir derler. Ben de tam bu tanıma uyanlardanım. Keyfim yerinde olup kendime ödül vermek istediğimde ya da sıkıntıdan patlayıp aynadaki görüntüm kendime battığında, saç modelimi değiştirmek için içimde dayanılmaz bir kaşıntı başlar. Öyle uçlarından biraz aldırmak gibi hafif eğlenceler de pek tatmin etmez beni. Yapınca sonuna kadar gideceğim.

Kimsenin Tanımadığı Kız

Sarı saçlı Pink

Saç konusundaki en radikal hikayem de yıllar öncesinden gelir: Bankadaki ilk senem. Uzun, siyah ve pek de havalı saçlarımla ortalarda dolaşıyordum. Bir haftasonu, nedendir hatırlamıyorum, saçlarımı kısacık kestirmek için dayanılmaz bir istek duydum. Sadece kestirsem iyi. Bir de civciv sarısına boyatacağım. Kuaföre annemle beraber gittik. Annem bir yandan, sürekli müşterisi olduğum kuaförüm bir yandan yalvardı da yalvardı: “Yapma, etme, güzelim saçlarına yazık edeceksin. Senin saçların koyu renk. Sarıya açılması işlemi sırasında yanar.” Nuh dedim de peygamber demedim. Kuaförümü “Sen yapmazsan, hiç tanımadığım başka bir kuaföre giderim, orada yaptırırım” diye tehdit ederek istediğimi elde ettim. Upuzun saçlarım hüzünlü makas darbeleriyle yeri boylarken dönüp bakmadım bile. Renk açma işlemi sırasında da pek bir memnun oldum. Saçımı spreyle dik dik duracak şekilde taradık. Sonuçta kuaförden muzafferane bir edayla ayrıldım.

Pazartesi günü erkenden işyerimde, masamın başında çalışmaya başladım. Masamın yeri de stratejik bir noktadaydı. Ofise giren herkes benim masamın önünden geçiyordu. Ancak geçiş koridoruna arkası dönük olarak oturuyordum. Yani yüzümü değil, ensemi görüyorlardı. Her zaman selam verip günaydın diyerek geçen iş arkadaşlarımdan o sabah ses çıkmadı. Bu durumu biraz garipsedim, ama, işimle meşgul olduğum için fazla da üzerinde durmadım. Tam karşımda oturan arkadaşlarım masalarına gelip yüzüme bakınca konu anlaşıldı. Meğer kimse beni tanımamış. Hatta genel müdür yardımcım “Tanla’nın yerinde oturan sarışın kız da kim? Yeni mi işe aldık?” demiş. Sarışın hatunun ben olduğum anlaşılınca, tüm günü karşılaştığım hemen herkesin hayretten düşen çenesini toplamakla geçirdim. Bana çok sıradan gelen saç değiştirme hikayem ofiste uzun zaman konuşuldu.

Sonra ne mi oldu? İki-üç hafta içinde saçlarım uzayıp köklerden siyahlar çıkmaya başlayınca beni bir sıkıntı aldı. Sarı saç boyamanın sürekli bakım isteyen bir hoşluk olduğunu ve sarı saçın cildi soluk göstermemesi için devamlı makyaj yapmak gerektiğini fark ettim. Neticede bir haftasonu saçlarımı yine aynı hızla siyaha boyattım. Siz sağ, ben selamet.

Mor Saçlı Anne

mor saç1

Mor saçlı anne hikayesine gelince. Can çıkar huy çıkmaz derler. Türkiye’deyim ya, annem de sağolsun Can’ın bakımına çok yardım ediyor. Keyfim acayip yerinde. Yine içim kaşındı. Aynadaki görüntümü çok evcimen buldum. Bu sefer de “saçıma mor gölgeler attıracağım” diye tutturdum. Öyle patlıcan moru gibi arada kalan bir renk değil istediğim. Basbayağı mor, neon moru. Hatta kuaförümü uyardım: “Lütfen bana kızıl gibi bir ton yapma” diye. O da sağolsun, benim çatlak isteklerime alışıktır. “Tamam, mor olacak merak etme” dedi. Uzatmayalım. Boyayı sürdü. Bekledik. Ardından yıkadık. Aynanın karşısında heyecanla, çıkacak olan rengi bekliyorum. Havlu kafamdan alındı, ama, bir değişiklik göremedim. “Islak saçta renk anlaşılmaz, kurutalım” dediler. Onu da yaptık. Saçta tık yok. Aynı renk.

“Herhalde boyayı kafanda az tutmuşuz” dediler. Bunun üzerine saçım ikinci kere boyandı. Yine bekleme süreci ve yıkama. Bu sefer uçlarda biraz değişiklik olmasına rağmen, çıkan sonuca mor demeye bin şahit gerek. Kuaförüm “Bu boyayı daha iki gün önce başka bir müşterime uyguladım. Gayet güzel de sonuç aldık. Sende neden olmadığını anlamadım.” diyerek bir kere daha boyayı sürdü. İnanmayacaksınız ama üçüncü denemede de saçımda bir değişiklik olmadı. Görünüşe göre saçımın kendi aklı fikri var. Ben onu mora boyamak istesem de, o bunu kabul etmiyor. Saat geç olduğu ve saç da yıprandığı için o akşamlık vazgeçtik. Birkaç gün sonra tekrar denemek üzere anlaştık.

İki gün sonra tekrar, bir hevesle kuaför koltuğuna kuruldum. İçimde bir his var. Bu sefer olacak. Kuaförüm büyük bir ümitle mor boyayı bir daha sürdü. Hatta güzel tutsun diye içine biraz koyu mavi de karıştırdı. Bekleme süresinin sonunda saçımı yıkarken eline bulaşan mosmor köpükleri bana göstererek “Gördüğün gibi boya tamamen mor” dedi. Saçım kurutulunca acı gerçek bir kere daha yüzüme çarptı: Bu sefer de herhangi bir değişiklik olmadı.

Bunun üzerine daha fazla inat etmemeye karar verdik. Belki de kainat kendi dilince: “Kızım Tanla, Titre ve kendine gel! Hiç mor saçlı anne olur mu”? diyordu da ben anlamak istemiyordum. Sonuç olarak saçlarımı mecburen kahverengiye boyadık. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir hafta boyunca evdeki tüm yastık kılıfları ve banyo havlularını mora boyamaya devam ettim. Şaka gibi birşey. Demek ki o mor boya saçımda bir yerde, ama, biz göremiyoruz iyi mi? Ya da “İmparatorun Yeni Giysileri” hikayesindeki gibi sadece akıllı olanların görebildiği yeni bir mor saç boyası çıktı da benim haberim yok.

Bu konuda kuaförümün samimiyetle harcadığı emeğe mi ve zamana mı yanayım, yoksa mor saç hevesimin kursağımda kalmasına mı yanayım bilemedim. Netice olarak mor saçlı anne bir başka bahara kaldı…

mor saç2

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

2 yorum

  1. 😀 ha ha niye tutmadı ki acaba?

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*