Kocam Çocukla İlgilenmiyor

Çocuk yetiştirme konusuna evvelden beri ilgiliyim. BebekveBen dolayısıyla bu ilgim tavan yapmış durumda. Anne-baba-çocuk konularındaki siteleri, blogları, forumları elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Elbette çok farklı aile tiplerine ve çocuk yetiştirme tarzlarına tanık oluyorum. Bunlar arasında sürekli karşıma çıkan bir tanesi var ki her seferinde beni şaşkınlığa sürüklüyor: Çocuk bakımı dendiğinde kılını kıpırdatmayan baba tiplemesinden bahsetmek istiyorum bugün… Daha önce yazmıştım, konu hala aynı.

Bebeğinin bir kere olsun altını değiştirmemiş, ağladığında sakinleştirmek için bir kere bile kucağına almamış, kendi çocuğunun ağzına kaşıkla nasıl mama vereceğini bilmeyen o kadar çok baba var ki… Anneler bunalıyor, anneler isyan ediyor. Ancak çoğu zaman değişen birşey olmuyor.

Çocuk sahibi olmak nerede başlıyor, nerede bitiyor? (Ya da bitiyor mu?) Babanın sorumluluğu bir spermi vererek bebeğin oluşumuna katkıda bulunmak mı? Çocuk sadece uzaktan sevilecek ya da en fazla 10 dakika kucakta zıplatılıp, ağlayınca bir kenara koyulacak tuhaf bir nesne mi? Babalar çocuk yetiştirme konusunda uzaylı ve anneler de her işe yetişen bir süper kahraman mı?

Baba evin geçimini sağlıyor ve anne de ev dışında çalışmıyorsa, babanın aile yaşantısındaki mesuliyeti eve girildiğinde askıya asılan ceketle beraber bir sonraki iş gününe kadar sona mı erer? Ağızlarda hep o yorgun cümle “Ben dışarıda binbir türlü halle uğraşıyorum. Sen bütün gün evde oturuyorsun. Çok yorgunum. Hem çocuğa bakmak senin görevin.” Bu tür babaların gözünde evde oturmak nasıl bir kavram acaba? Anne babayı işe yolcu ettikten sonra kendine bir meyve kokteyli hazırlayıp ayak ayak üstüne atarak bütün gün dizi mi izliyor? Öyle düşünülüyorsa, demek ki o evde mucizevi şeyler oluyor: Her öğün yenilen yemekler muhtemelen bir ahçı tarafından hazırlanıyor. Çamaşırları ücretli bir yardımcı yıkıyor ve ütülüyor. Akşam tertemiz bir eve giriliyorsa, bunu muhtemelen cinler-periler yapıyor. Her ne kadar annenin zamanından çalsa da ev düzeni konumuz değil diyelim. Acaba bir bebek ya da çocuk kendi kendine mi büyüyor? Çocuğun gün içindeki beslenmesi, temizliği, uyutulması ve eğlendirilmesi nasıl gerçekleşiyor?

En ironiği de anne ve babanın aynı anda çalıştığı durum. Maksat dışarıda çalışmaksa, ikisi de dışarıda çalışıyor ve aynı anda eve giriyorlar. Çocuk bakıcıdan ya da büyükanneden teslim alınıyor. Baba eşofmanını giyip televizyonun karşısına geçiyor. Anne üzerini değiştirip, bir oh bile demeye fırsat bulmadan çocukla ilgilenmeye başlıyor. Küçükse beslenecek, belki emzirilecek, altı değiştirilecek, daha büyükse dersine yardımcı olunacak. Bir yandan da akşam yemeği için sofra hazırlanacak. Yarınki mesai için gömlekler ütülenecek. Anne çırpınırken baba keyfini asla bozmuyor.

Gerçekten bu rahatlığın sebebini merak ediyorum. Anlamak istiyorum. Eğitimsizlik deseniz, bazı durumlarda belki doğrudur ama her koşulda değil. Nice eğitim almış babalarda bile bu kayıtsız davranışlar gözlenebiliyor.

Bilgisizlik deseniz, ilk çocuk söz konusu olduğunda anne de aynı derecede bilgisiz ve tecrübesiz. Öyle ise neden annenin çocuk bakımıyla ilgili herşeyi bildiği ve her zorluğun üzerinden geleceği varsayılıyor?

Bazı durumlarda bu özgürlüğü babalara anneler veriyor. İlişkilerin özünde bir sıkıntı var: Kadının hep verici, erkeğin de hep alıcı olduğu bir düzen kurulmuş ilişkide. Dolayısıyla çocuk dünyaya geldiğinde bu düzeni değiştirmek için babanın bir nedeni olmuyor. Rahat ettirilmeye alışmış çünkü. Bir  bardak suyu bile ayağına gelmiş. Eş tarafından rahat ettirilmek elbette güzel. Ancak karşılıklı olduğu sürece… Hayat müşterekse, bazen kadın erkeği rahat ettirecek, bazen de erkek kadını.

Bir de dramatik hikayeler var. Eşiyle bozuk olan ilişkisini çocuk yaparak düzelteceğine inanan bir kadın tipi var. Çocuk yetiştirmek büyük sorumluluk. Zaten bozuk olan ilişkinin üzerine bir de çocuktan kaynaklanan mesuliyetler eklenince ilişki iyice çıkmaza giriyor. Eşinin yakınlaşmak yerine daha da uzaklaştığını görüyor kadın.

Ha, bir de tam tersi bir anne ve baba tipi var ülkemizde: Çocukla ilgilenmeye çalışan, ancak anne tarafından engellenen baba tipi. İronik değil mi? “Eşim bebeği tutmayı bile bilmez. Geçen gün yemek yedireyim dedi, bütün yerler battı. Aman yardımı eksik olsun.” diyen annelerin eşleri onlar. Çocukla ilgilenmelerine fırsat verilmiyor. Bir deniyorlar, iki deniyorlar, bakıyorlar sürekli eleştiri. Vazgeçiyorlar. Kısacası baba, anne ile çocuk ilişkisinden dışlanıyor. İşin garibi yine aynı anne, sızlanarak eşinin çocuk bakımına hiç yardımcı olmadığını söylüyor. Bazen iğneyi kendimize, çuvaldızı başkalarına…

Bunlar bazılarınıza şaşırtıcı gelebilir. Hala bu sorunlar kaldı mı diyebilirsiniz? Ancak ülkemizde bir kesim kadın hala bu sorunlarla boğuşuyor. İki kişilik bir evlilikte çocuğu tek  başına büyüten yalnız anneler onlar ve sayıları hiç de az değil.

Dünyaya çocuk getirmekle bitmiyor iş. Çocuk yetiştirmek sevgi istiyor, sabır istiyor ve emek istiyor. Çocuk anne kadar baba figürüne de muhtaç. Bir baba belki çocuğu doğuramaz ve emziremez, ama, onun dışındaki herşeyi pekiala yapabilir. Kadınların çocuk yetiştirme konusunda desteğe ihtiyacı var. Daha sağlıklı nesiller yetiştirmek için kadının hem ruhu hem de bedeni üzerindeki yükün hafifletilmesi gerek. Elbette kadının da aile yaşantısında erkeğe yardımcı ve destek olması gerek. Kah dışarıda çalışarak, kah evde çalışarak, kah ikisi birden. Ama bütün bunlar karşılıklı…

Bu vesileyle çocuk yetiştirme konusuna bugüne kadar el atmamış babalara sesleniyorum: Eşinizle beraber sorumlulukları paylaşmanız durumunda işler hızla bitecek, eşinizle birbirinize daha çok zaman ayıracaksınız. Eşiniz kişisel bakımına daha çok özen gösterebilecek ve siz de o çok hoşlandığınız bakımlı kadına yeniden kavuşacaksınız. Çocuk bakımı kolay değil, ancak her iş gibi uçlarından iki kişi tutarsa yükü hafifleyecektir. Ayrıca sorumlulukları kadar ödülleri de bol. Çocuğunuzun bakımını sadece anneye bırakarak, size baba olduğunuzu hissettirecek o kadar çok keyifli dakikayı kaçırıyorsunuz ki…

Çocuk bakımındaki sorumlulukları anne ile eşit bir şekilde paylaşan babalara da buradan selam ediyorum. Hem dışarıda hem evde çalışmanın zor olduğunu bizler çok iyi biliyoruz. Özverili davranışlarınızı takdir ediyoruz. Değeriniz fazlasıyla biliniyor.

baba

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

5 yorum

  1. İtiraf etmek çok acı!!! geliyo. Bizdede maalesef aynı sorun var. kocamı kızımıza bakmaya yardımcı olmaya bir tttürlü ikna edemiyorum. Artık bezdim. Her şeyi kendim yapıyrum :((((

  2. benimki yardım ediyor ama hiç çenesi durmuyor herşeye müdahale ediyor özünde çocuğa kadın bakar mantığını taşıyor eski kadınlar nasıl o kadar çocuğa bakmış sen iki tanesine bensiz bakamıyorsun diyor işte o anda çıldırıyorummm. bu yüzden sürekli tartışıyoruz kendimi yorgun ve bitkin hissediyorum eşimde kendini öyle hissediyormuş yani ikimizinde pili bitmişşşşş.

  3. Tanla kalemine sağlık çok güzel yazmışsın ve tespitlerinin hepsi çok doğru. Çevremde o kadar çok şahit oluyorum ki böyle baba tiplerine ve çok üzülüyorum bizzat yakınımda da yaşıyorum. Ama allaha şükür ben o mutlu azınlıktayım ve hayat daha güzel paylaşınca :)))

  4. Merhaba,

    Babaların bir çoğu nedense ben para kazanıyorum benim görevim bu anne olarak senin görevinde çocuğa bakmak diyerek çocuk bakımını tamamen annenin sırtına yüklüyorlar. Çocuk tek başına yapılan bir canlı değil bu yüzden her aşamada anneye destek olmalı babalar. Ben bu konuda şanslı olan annelerden biriyim. Babamız çocuklarla yarı yarıya her zaman ilgilenmiştir. Babalarından ilgi ve yeterli sevgi gören çocuklar daha sağlıklı bireyler oluyorlar.

  5. maalesef çok doğru tespitler yapmışsınız.bir çocuğun koskoca sorumluluğunu yalnız anneye taşıtmak,ne yazıkki türk erkeklerimizin çoğunda var.bütün gün evde ne yapıyorsun diye küçümseniyorsunuz birde… değişmez kaderimiz bu, ne söylesek boşş…

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*