Klasik Anneyle Postmodern Anne Çocuk Besliyor

bebek yemiyorBu yazıyı yazacağımı hiç düşünmezdim. Bundan birkaç ay önce Facebook’da Can’ın güzel yemek yediğiyle ilgili bir yazı yazmıştım. İki çocuk annesi bir arkadaşım da “Aaah ah! Çok şanslısın. Biz bizimkilere yemek yedirmek için binbir dereden su getiriyoruz.” gibi bir yorum yazmıştı. Yemek konusunda o dönemde hiç problem yaşamadığımızdan, arkadaşımın bu serzenişine bıyık altından gülmüş, “Kimbilir neyi yanlış yapıyorlardır.” diye düşünmüştüm. Erken davranmışım. Şimdi aynı koltukta biz de oturuyoruz efendim…

Değişen Yemek Alışkanlıkları

Can’ı 4 aydan itibaren ufak ufak katı gıdalara geçirdik. 11. ayı bitirmek üzere olduğunu şu günlere kadar da beslenme konusunda büyük bir sorun yaşamadık. Ne verdiysek hepsini itirazsız olarak sildi, süpürdü. Ancak Türkiye’ye geldiğimizden beri yaşadığımız bir yeme sorunu var. Artık yemek konusunda günü gününe ve hatta öğünü öğününe uymuyor. Bazen aç bir kurt gibi yerken, bazen de tüm yemeklere burun kıvırıyor.

Ayrıca yemek seçiyor. Sabah kahvaltılarında dil peyniri, diğer öğünlerde ise yoğurt favori yiyeceği. Diğer yemekleri ise, kendince bir mantığa göre, bazen yiyor, bazen yemiyor. Konuşup derdini anlatsa hepimiz için daha kolay olacak, ama, 11 aylık bir bebek söz konusu olduğundan tahmin yürütmekten başka birşey yapamıyoruz.

Tarzlarımız Farklı Şekerim

Yemek saati söz konusu olduğunda, Can’ın gittiği lokantada (bizim mutfak) çalışan ahçıların (annem ve ben) tarzları arasında BÜYÜK fark var. Yemek konusunda annem tam bir klasik Türk annesiyken, ben postmodern bir yaklaşım sergiliyorum. İsterseniz ne demek istediğimi biraz daha açayım:

Klasik Türk Annesi

Annem çocuğa yemek yedirmek için her yolun mübah olduğunu düşünenlerden. Yemek vakti geldiğinde Can bey mama sandalyesine oturtuluyor ve ağzına verilen ilk kaşıkla beraber kişisel eğlence programı da başlıyor. Eğlenceler arasında;

  • Tahta kaşıklar, tencere kapakları, bulaşık süngerleri gibi elin uzandığı her nevi mutfak gerecinin Can beyin hizmetine sunulması, bunların pat-pat mama sandalyesine ve birbirine vurularak kulakları tırmalayan sesler çıkarılması
  • Surata komik ifadeler verilmesi
  • Bilimum şarkılar söylenmesi, şarkıların tükendiği noktada yeni beste ve güfteler yapılması
  • Can ile konuşarak yemeğin güzel birşey olduğuna ikna edilmeye çalışılması
  • O sırada mutfakta kim varsa, yemeği onun ağzına verir gibi yapmak ve o kişinin de yermiş gibi yapması

gibi pek çok yaratıcı aktivite var. Bu aktiviteler kimi zaman başarılı oluyor. Can 5 kaşık yiyecekken 10 kaşık yiyor. Ancak kimi zaman da mühürlenmiş olan o ağız asla açılmıyor.

Bunun yanısıra annem Can’ın her öğünde belli bir miktarda yemek yemesi gerektiğini savunuyor. Mesela öğle yemeği için çorba ve yoğurt planlamışsa, o yemekler mutlaka sonuna kadar yenecek. Can ne kadar reddederse reddetsin, ama yarım saatte, ama bir saatte, yiyecekler bir şekilde boğazdan içeri akıtılıyor.

Annemin bir diğer ısrarı da yemeklerin türü hakkında. Can’ın her sabah mutlaka pekmez ve tereyağı, diğer öğünlerden birinde de mutlaka bir çeşit et yemesi gerektiğini düşünüyor. Bunları vermezsem “Bu çocuk doymadı. Sağlıklı beslenmesi için bunları her gün mutlaka vermen gerekir.” diye tekrar tekrar belirtiyor.

Ayrıca ara öğünler için de meyve ya da portakal-elma suyu karışımı sıkıp onu veriyor. Meyve konusu pek fena değil. Ancak, bence çok  güzel olan meyve suyu karışımı hakkında Can aynı şekilde düşünmüyor olmalı ki, bir-iki fırt çekip, sonra da biberonu yere atıyor.

Annem Can’ı kaşıkla besliyor. Olası kazalar için mama sandalyesinin altına bir örtü serip, yemek esnasında dökülen ve oraya buraya bulaşan yiyecekleri bir elbeziyle hemen siliyor. Yemeğin başında pirüpak olan o elbezi, yemek sırasında yüzbin defa pislenip, yüzbirbin defa yıkanıyor.

Annemin yemek yedirme tarzı bu…

Postmodern Türk Annesi

Ben ise anneme göre çoook rahat olan, post-modern bir Türk annesi tiplemesiyim.

Öncelikle yemek esnasında yapılan aktiviteleri minimumda tutuyorum. Mama sandalyesine mutfak gereci ya da oyuncak getirmiyorum. Can’ın bunlarla oyalanmadan da yemek yemeyi bir şekilde öğreneceği konusunda umutluyum. Arada “kaşığı uçak yapmak” ya da “ağzımı kocaman açarak kaşığın nasıl ağıza alınacağını göstermek” gibi birkaç hareket yapsam da, bunları gerçekten az yapmaya gayret ediyorum.

Can’ın yediği miktar konusunda pek de ısrarcı olmak istemiyorum. Okuduğum pek çok kaynakta bebeklerin kendilerine yetecek yemek miktarını bileceği ve bu konuda ısrarcı olunmaması gerektiği söyleniyor. Bu kadar küçük bebeklerin inat için yemek yememe gibi bir alışkanlığı olacağını düşünmüyorum. “Şu anda yemiyorsa aç değildir, biraz sonra ya da bir sonraki öğünde mutlaka acıkır ve yer” diye düşünüyorum.

Bebeklerin hızla geliştiğine ve bu yaşlarda değişik besin gruplarından verilmesi gerektiğine inanmakla beraber, hergün et yemesinin zorunlu olduğunu düşünmüyorum. Haftada belli bir sayının altına inmeden, bu konuda bir esneklik yapılabilir bence.

Şu son birkaç haftadır Can’ın yemekleri elle yemekten hoşlandığını gözlüyorum. Bu nedenle çorba ve yoğurt gibi sulu olan yemekler dışındaki yiyecekleri önüne koyuyor ve kendi kendine yemesine izin veriyorum. Tabii bu taktik her zaman verimli olmayabiliyor. Kimi zaman öğünler yemekten çok oyuna dönüşüyor. Mesela son birkaç gündür Can, eline aldığı yemeği bana doğru uzatıp, ben tam ağzımı açmışken hızla çekip, kendi ağzına götürerek çok eğleniyor. Bir diğer sevdiği oyun da, ağzına attığı yemekleri bir-iki kere çevirdikten sonra çıkarıp bana ikram etmek. Bütün bu hengame içinde yemek aktivitesi çok yavaş ilerliyor. Yemekler soğuyor. Yiyecek artıkları ağzında, alnında, kulaklarında ve saçlarında geziyor. Ben bu duruma pek müdahale etmemeyi tercih ediyorum. Saçlar dışında diğer yerlerine bulaştırdığı yiyecekleri, öğünün sonuna kadar bekletiyor ve yemeğin sonunda tek bir sefer temizlik yapıyorum.

Benim yemek yedirme tarzım da bu…

Ne Olacak Bu Bebeğin Yemek Hali

Gördüğünüz gibi Can’ın beslenme halleri Klasik ve Postmodern Türk annesi arasında gidip geliyor. Annemle ikimiz farklı tellerden çaldığımız için, yemek konusunda Can’a muhtemelen karışık mesajlar veriyoruz. Ancak o veya bu şekilde, az veya çok, yemekler yeniyor.

Ben şimdilik bu konuda  içgüdülerim ve oradan buradan okuyup aklımda kalan bazı bilgi parçacıkları ile hareket ediyorum. Sağlık ve bebek gelişimi açısından hangi yöntemin daha  faydalı olduğu konusunda henüz bir fikrim yok. Arada annem “Bu çocuk doymadı.” deyince derin düşüncelere dalıp, “Acaba bu kadar liberal davranarak yanlış mı yapıyorum” diye düşündüğüm de oluyor. Ama bir yandan da içimdeki bir ses, uzun vadede çocuğun bağımsız bir yemek yeme alışkanlığı kazanması için, postmodern yaklaşımın daha doğru olduğunu söylüyor.

Annemin dediğine göre “O-hooo, Can’ın yemek yeme alışkanlıkları daha kaç defa değişecekmiş.” Bu harika bir haber. Bana bir adet huni verebilir misiniz? Kafama takmayı düşünüyorum da… Bu arada siz de aynı şeyleri yaşıyor musunuz? Sizin besleme yönteminiz hangisi?

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

13 yorum

  1. Bendeniz acikca itiraf ediyorum ki klasik bir Turk annesiyim. Ek gidaya basladigimizda anneler Tugra’nin bakimini ustlendiler, bir de sut alerjisi vardi. “cocuk ac kalmasin ,besinsiz kalmasin” telasi vardi, ondan mi etkilendim bilmiyorum ama Tugra’ya ek gidaya gectigimizden beri yemek yedirmek icin 30 takla atiyoruz. Esimin sirf Tugra agzini acsin diye karsisindan kolbasti oynadigini bilirim o kadar yani 🙂 Ne zamanki disler cikti rahatladik, ama simdi de TV karsinda yemege alisti. Bu benim anneligimin kara lekesidir kabul ediyorum 🙂

    Diger yandan, bence kesinlikle dogru bir yontem benimsiyorsun. Ben de annelerin psikolojik baskisinda olmasaydim belki daha rahat olurdum. Bir ogununu az yiyen cocuk obur ogunde ihtiyacini karsiliyor zaten. Tugra’nin okulnda oglen yemeklerinde cocuklarin yediklerini goruyorum. Yanaklarindan gayet de bal damliyor. Hepsi tosun gibi. Kimse agizlarina kasikla vermiyor, hepsi kendi yiyor yemegini. Neden kucuklukten alistiklari icin.

    Hem zaten bir sure sonra “cok yedin oglum, artik rejim yapsan” demeye basliyor bizim Turk anneleri. Once alistir tika basa yemege, sonra rejim yap de. Cok alemiz biz Turkler 🙂

    • Bebek ve Ben

      Evet bizde gerçekten bir şişman bebek/çocuk takıntısı var. Kollarda, bacaklarda o boğumlar olmazsa gönüller rahat etmiyor 🙂 Ben sanırım uzun-ince çocuklardan hoşlanıyorum. Çağımızda hatalı beslenme alışkanlıkları ve egzersizin ihmal edilmesi yüzünden obezite artıyor. Çocuk büyüyünce sağlık açısından şişmanlık olmasın diyorum.

      Can şu anda fazla kilolu değil. Hatta babam bugün kuzenimin oğlu ile kıyaslayarak bizimkini zayıf bulduğunu söyledi 🙂

      Can’ın şu anki yemek düzeninde açlıktan ölmediğini biliyorum ve yemek konusunda da baskı oluşturmak istemiyorum. Haa birkaç öğün üst üste hiç yemediği bir noktaya gelirse elbette müdahale ederim.

      Şu anda zaten Türkiye’de olduğumuz için anneanne ve dedesi dilediği gibi yedirmekte özgürler… Amerika’ya döndüğümüzde neler olacağını beraberce göreceğiz.

      Sevgiler

  2. Ben postmodern grubuna giriyorum.Asla ısrar etmem.Eğer istemiyorsa diretmem.Çünkü onun kararı..İştahı olduğunda yiyorlar zate.Yemediği zamanlar üzülmüyorum üzerine fazla gitmiyorum.2çocuk annesiyim çok şükür yeme problemi yaşamıyorum.Bir de çoçukta yemeği reddetme davranışı varsa ya genetiktir,ya da kendini güvende hissetmiyordur..Kaygı duyuyordur.Annenin bebeğiyle iletişimi ne kadar iyi olsa bebekte o kadar huzurlu olur.Ne yemede ne de uyumada problem olur.Ben de yemek sırasında maymunluk yapmayı sevmem sessiz bir şekilde yedirmeye çalıırım daha çok kendileri yer.Kızım 14 aylık eline 2-3 aydır çatalı verdim.zaten ellerini kullanıyor.döküyor saçıyor ama doyana kadar yiyor bırakıyor..

  3. beni, klasik anne modeli içinde değerlendirebilirsin tanlacığım 🙂

    • Bebek ve Ben

      Ahahah! Seni bilmez miyim Hurişcim.

      Ancak bildiğim kadarıyla Yalın’ın şu anda herhangi bir yeme problemi yok değil mi? Demek klasik yöntemler de bir şekilde başarılı oluyor.

      Aslında merak ettiğim bir konu var. Yemek yedirdiğin dönem içinde senin nasıl hissettiğini, klasik yöntemin anne açısından yorucu olup olmadığını sorsam?

      Sevgiler

  4. Ben bir post-modernim ve doğru yolda olduğunu söylemek isterim: Benim kızım da iştahlı bir bebek ve benim kızım da 12-15 aylar arasında kafasına göre takıldı yemek konusunda. Akşam yemeği yerine çoğunlukla kuruyemiş ya da meyve yiyordu mesela. Bir akşam 6 tane mandalina yiyip yattı, asla unutamam, midesi delinecek diye korktum ama bebeğimin içgüdülerine güvendim.

    Aynen senin yöntemlerle o dönemi atlattık. Şimdi kızım 2,5 yaşında. Kendi yemeğini çoğunlukla kendi yiyebiliyor, sağlıklı besleniyor ve abur cubur istemiyor, kilosu ve boyu üst sınırda ve çok orantılı gidiyor.

    Tek uyarım şu konuda olacak: “Çocuk yemek yemeyi öğrensin, oturt sandalyeye yiyorsa yesin, yemiyorsa yemesin” düşüncesini doğru bulmuyorum. Çünkü bu resmen çocuk için işkence. Onlar oyun çağı çocukları ve oyun olmadan hiçbir şey yapmazlar. Banyo da oyun şeklinde olmalı, yemek de… Ha, şov haline dönüşmediten ve çocuk sadece yemek zamanına özel şovu seyredebilmek için yemek yemedikten sonra yemek süresince çocuğun eğlenmesine fırsat vermek gerekiyor.

    • Bebek ve Ben

      Yorumun için teşekkürler ÇokBilmiş,

      Postmodern yaklaşımın bir ailede daha işe yaradığını duymak sevindirici. Üstelik 2,5 yaşına gelmiş bir bebek kendi yemeğini yiyorsa harika!

      Yazımda da belirttiğim gibi bu konuda henüz araştırma yapmadım. O dönemdeki bebeklerin herşeyi oynayarak öğrendiğini de biliyorum. Zaten Can kendi oyunlarını icad ediyor ve ben de onun oyununa katılıyorum. Sadece oyunu ben başlatmak ve yemek yemeyi sürekli oyunla bağdaştırmak konusunda emin değilim. Bu konuda araştıracağım.

      Sevgiler

  5. Miray ‏@DemirsMum via Twitter

    postmodern bir anneyim sanirim ama sarki soyluyorum arada

  6. Canmehmet via Milliyet Blog

    Değerli ‘bebek ve Ben’,

    Önce tüm annelerimize çocuklarımıza, geleceklerimize verdikleri emek, gösterdikleri özen nedeniyle teşekkür ediyoruz. Dört yetişkin evladımız var. Şu an birlikte çalışıyoruz. Bir de 15 aylık, “katma değer vergisi!” torun-torbamız! Bu şekilde, dün yaptıklarımız ile bugün yapılanları karşılaştırma imkanına da sahibiz. Beslenme konusunda bir abartma olduğunu (kendi adımıza) ifade edebiliriz. Hatırlayabildiğimiz, çocuklarımıza kendileri yemeğe başladığı dönem dahil sadece yemeğin hazır olduğu bildirdik. İkinci kez yemek hazır dediğimizi de hatırlamıyoruz. Eğitim konusunda; Sadece kişiliklerine değer verdik, “Hayır!” kelimesinde eşit haklara sahip olduk. Görüşlerimizi ifade etmekten başka gidecekleri hiçbir okul-kurs için zorlamadık, İlkokula başlanılan dönemden itibaren giyeceklerine de karışmadık, alınanların giyilmesi kaydı ile! Ancak, hiç bir veli toplantısını kaçırmadık. Receple Recep! Bebekle bebek, çocukla çocuk olduk. Ve asla aldatmadık.

    Sağlıcakla kalınız.

  7. esra alacicek via Milliyet Blog

    Doğru yoldasın Tanla

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*