Kardeş İlişkilerinde Denge Nasıl Kurulur?

Bu yazımızda Uzman (Klinik) Psikolog Gülgün Kurtay kardeş ilişkilerinde dengeyi nasıl kurmamız gerektiğini anlatıyor… Ablaya/abiye empati kurmak nasıl öğretilir? Kardeşleri bebek bakımına dahil etmek… Büyük çocuğa özel zaman yaratmak… Paylaşımı gerekli mi? Büyük çocuk duygularını dile getirdiğinde ne yapmalı? Çocuklarımız arasında eşit ve adil olmak… konularını merak ediyorsanız yanıtları bu yazıda…

Merhaba,

Bu yazımda kardeşinin doğumundan sonra, büyük çocuğun yaşadığı değişimlerden ve kardeşlik ilişkilerinden söz edeceğim.

Aileye katılan yeni bireyin varlığı, büyük çocuk açısından daha az ilgi, daha az oyun, daha az sevgi anlamına gelir. Kardeşini büyük heveslerle ve merakla bekleyen çocuğunuzun bile bir anda ‘Ben kardeş istemiyorum, onu geri gönderin.’ söylemiyle veya ortada geçerli bir neden olmaksızın ortaya çıkmış gibi görünen bir öfke patlamasıyla karşılaşabilirsiniz. Sakin olun, lütfen eğer varsa, kendi kardeşinizle olan ilişkinizi düşünün. Eminim çocukluğunuzda siz de benzer hisleri yaşamıştınız. Elbette, kavga eden kardeş olmakla, kavga eden çocukları ayıran anne-baba olmak arasında çok fark var! Ve sanıyorum ikincisi daha zor…

  • Empati: İlk başlarda büyük çocuğunuza, bebeklik resimlerini bol bol gösterin. Çektiğiniz videoları izletin. ‘Bak burada kardeşin de aynı senin gibi yapıyor.’ ‘Sen de henüz konuşamıyor, emekleyemiyordun.’ gibi vurgularla onun da bir zamanlar bu kadar küçük ve ilgiye muhtaç olduğunu görmesini sağlayın.
  • Bakıma Dahil Etmek: Bebeğin bakımına yardım etmesine izin verin, banyodayken kardeşini izleyebilsin, havlusunu o getirsin (istekliyse tabi). Böyle anlarda ona bebekliğiyle ilgili anılarınızı bol bol anlatın. ‘Biliyor musun sen bebekken, seni yıkadığım bir gün, suya çişini yapmıştın! Baban ve ben ne yapacağımızı bilememiştik!’ gibi komik şeylerden bahsedin, onu güldürün.
  • Özel Zaman: Anne ve büyük çocuk, baba ve büyük çocuk olarak onunla baş başa geçireceğiniz vakitler yaratmaya çalışın. Çok uzun olmasa bile ona mutlaka iyi gelecektir. Kısacık bir kutu oyunu, yakındaki bir kafede bir öğle yemeği, evde veya sinemada istediği bir filmi izleme gibi onun seveceği şeyleri tercih edin.
  • Paylaşım: Çok değerli bir oyuncağını veya bağlandığı bir nesneyi kardeşiyle paylaşması için zorlamayın. Size ufak ve önemsiz görünebilir ama onun için çok şey ifade ediyor olabilir.
  • Duyguların Dile Getirilmesi: Kardeşi hakkında olumsuz bir şey söylediğinde, yargılayıcı olmayın. ‘Onu sevmiyorum, artık gitsin, ondan nefret ediyorum.’ dediğini varsayalım. Bunları duymak çok zor değil mi? Hatta rahatsız edici… Genel tepki ‘Ne biçim laf o! Siz kardeşsiniz, bir daha böyle söylediğini duymayayım.’ şeklinde oluyor. Unutmayın, böyle söylerseniz, onun bu hissiyatını değiştirmiş olmayacaksınız ama bir dahaki sefere duygularını sizden saklamasına neden olacaksınız. Bunun yerine, onu anlamaya çalışın, ‘Evet, zaman zaman sinir bozucu oluyor, değil mi? Senin her şeyini kurcalıyor. Yalnız olduğun zamanları özlüyor olabilirsin.’ gibi geri bildirimlerle, onu anladığınızı hissettirin.
  • Kıyaslama: Çocuklarınızı birbirleriyle kıyaslamayın. Çok bilindik bir öneri olması, uygulanıyor anlamına gelmiyor maalesef. Bir çocuğunuz diğerinden daha iştahlı, biri daha çalışkan, biri daha kavgacı, biri daha oyunbozan değil mi? Mutlaka öyledir, fakat bunu yanlarında konuşmak, yüzlerine vurmak, hem kendilerini hem de birbirlerini etiketlemelerine neden oluyor ve rekabeti artırıyor. Bazen yok yere, çocuğu övmek istediğimizde bile bu hataya düşüyoruz. ‘Keşke kardeşin de senin gibi güzel yese!’ Güya iyi bir şey söyledik değil mi? Hayır, yine kıyasladık. Sadece gördüğümüzü söylesek yeterliydi oysa: ‘Tabağındakileri bitirmişsin, buna sevindim.
  • Eşitlik/Adalet: Eşit davranmak ve adil olabilmek için kendinizi gereğinden fazla hırpalamayın. Örneğin, birine ayakkabı almanız gerekiyor, çünkü küçülmüş ve giyecek ayakkabısı yok. İhtiyacı olana aldınız ama diğeri ‘Bana niye almadınız’ diye ağlıyor. Ona da gidip almak yerine, ‘Onun ayakkabısı küçülmüştü, geçen gün de sana mont almıştık, ona almamıştık, çünkü SENİN ihtiyacın vardı.’ demeyi bilmelisiniz.

Elbette, her ne kadar adil ve özenli olmaya çalışsanız da, bazen, kardeşlik ilişkisinin rekabetçi doğası gereği krizler, kavgalar ve bağırış çağırışlar evinizden eksik olmayacak. Böyle anlarda, çocuklarınız arasındaki bazı anlaşmazlıkların onlar için yararlı da olabileceğini düşünüp, kendinizi rahatlatmaya çalışabilirsiniz. Tüm bu tartışmalar, birbirleriyle yaşamının zor tarafları, onları daha dirençli, çevik, kendini iyi ifade eden, kendini korumayı, barışmayı, uzlaşmayı öğrenen çocuklara dönüştürecektir. En azından çabamız ve umudumuz bu yöndedir.

Hepimize kolay gelsin,

Sevgilerimle…

Gulgun Kurtay
Uzman (Klinik) Psikolog Gülgün Kurtay
1985 İzmir doğumluyum. İzmir Atatürk Lisesi, sonrasında, Ege Üniversitesi Psikoloji (2007) ve Ege Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans (2010) mezunuyum. İzmir ve İstanbul’da çeşitli danışmanlık merkezleri ve hastanelerdeki deneyimlerimin ardından, son olarak Kybele Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde (Şerifali/İstanbul) çocuklar ve aileleriyle çalışmalarımı sürdürüyorum. Evliyim ve iki oğlum var. 2011 yılında büyük oğlumun doğumu sonrası keşfettiğim, ilgiyle takip ettiğim BebekveBen’de konuk yazar olmaktan heyecan ve keyif duyuyorum ve paylaşımlarımın yararlı olmasını umuyorum.

 


Sen de BebekveBen’e konuk yazar olabilirsin. Anne, bebek, çocuk, aile konularında söyleyeceklerin varsa bana İletişim sayfamdan ulaşabilirsin. Daha önceki konuk yazarların yazıları

Yazar Hakkında

Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 6 yaşındaki oğlum Can'la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da... Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen'in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Ne düşünüyorsunuz?