Hamilelik Sırasında ve Sonrasında Beslenme ve Kilo Alımı-1

Fotoğraf: dreamstime.com

Hamilelik sürecinde bebeğin gelişmesi ile birlikte anne bedeninde de bir takım değişiklikler oluyor. Hormonal dengelerin değişmesi, vücutta tüylenme, deri renginin koyulaşması ve kilo alımı ilk planda aklıma gelenler. Bu değişikliklerin çoğu hamilelik dönemi sona erince normal düzenine geri dönmekle beraber, alınan kilolar kalıcı olabiliyor.

Hamile kaldığımı öğrendiğimde ben de kilomun nasıl gelişeceğini merak etmeye başladım. Normalde oldukça iştahlı bir insanım. Cips, şeker gibi şeyleri fazla sevmemekle beraber pasta ve sütlü tatlılara bayılırım. Evde pratik yemekler pişirmeyi sevdiğim gibi dışarıda dünya mutfaklarından değişik lezzetleri tadmak hoşuma gider. Porsiyonlarımı hiçbir zaman sınırlamam. Düzenli olarak egzersiz yapmadığım için hamilelik öncesinde fazla kilolarım vardı. Ancak boyum da uzun olduğu için (1,75) çevremdeki insanlar kilolarımın çok durmadığını söylerdi. Ancak son dönemde kilolarım istediğimden de fazla artarak hamile kaldığımda 84 kilograma ulaşmıştı. Bu kiloların üzerine hamilelik kilolarının ekleneceğini düşündüğümde hamilelik sonrası için beni ciddi bir egzersiz programının bekleyeceğini düşünüyordum.

Hamileliliğimi öğrendikten sonra Amerika’da yaptığım ilk jinekolog ziyaretinde doktorum zaten kilolu olduğum için hamilelik döneminde en fazla 15-25 libre (yaklaşık 7-12 kilo) almayı hedeflememi söyledi. Beslenme konusunda da genel öneriler içeren bir broşür verdi. Bu broşürün içeriğini bu konudaki ikinci yazımda verdim.

Hamile kaldığım ilk günden itibaren bir hamilelik takvimini internetten bularak kağıda bastırdım. Her gün uyandıktan sonra ilk iş tartılarak kilomu bu takvimin üzerine yazdım. Böylece kilo açısından dengeli gitmeyi hedefledim.

İlk trimesterimde beslenme konusunda büyük sorun yaşadım. Sabah bulantılarım olmamakla beraber genel olarak bir iştahsızlık hali vardı. Her zaman sevdiğim pastalar, yağlı ve kremalı yemekler midemi rahatsız etti. Bir de reflü sorunu eklenince, her öğünde az az, ama sık yemeye başladım. Ayrıca Amerikalı doktorumun verdiği listedeki “uzak durulması gereken yiyecekleri” de kesinlikle tüketmedim. İlk trimesterde soğan, sarmısak gibi kokular da beni rahatsız ediyordu. Türk yemeklerinde genellikle soğan olduğunu düşünülürse, yemek pişirirken daha az seçeneğim kaldı. Yemek yaptığım durumlarda genellikle soğan içermeyen makarna ya da pilav ve soğan eklemediğim sebze yemeklerini sade ve çok az yağ ile pişirdim. Peynir, yoğurt, süt, salata ve meyve en severek tükettiğim besinlerdi. Bunun üzerine kilo verdim. İlk trimesterin sonunda 84 kilodan 79 kiloya düştüm.

Ancak bu şekilde kilo vermek beni rahatsız ediyordu. Bebeğin gelişimini doktorumla beraber yakından takip etmeme ve bebekte bir sorun olmamasına rağmen tek yönlü beslenmek fikri beni rahatsız etti. Bu nedenle yemek konusunda sevgili annemin hünerli ellerine güvenerek, hamileliğimin ikinci trimesterini Türkiye’de geçirmeye karar verdim. Şansıma ikinci trimesterde reflü probleminden kurtuldum. Bu dönemde rutin kontrollerim için gittiğim jinekolog uygulanması daha kolay olan bir beslenme listesi verdi. Bu listeyi takip ederek annemin pişirdiği az yağlı ama lezzetli sebze yemekleri ve et yemeklerini beslenme listeme dahil ettim. Uzak durulması gereken yiyecekleri, bazılarını çok sevmeme rağmen (mesela salam, sosis, suşi), asla tüketmedim. İlk trimesterde çok az yediğim için midemde küçülme oluşmuştu. İkinci trimesterde de yediğim yemek seçenekleri artmasına rağmen, porsiyonlarım hamile kalmadan önceki dönemdeki kadar büyük değildi. İkinci trimesterimi 86,5 kilo olarak tamamladım.

Son trimesterde ise iştahımda açılma oldu. Ancak yine dengeli giderek çok yağlı besinleri tüketmedim. İstediğim herşeyi yememe rağmen, yemek yemeyi abartmadım. Uzak durulacak besinleri, bazıları burnumda tütmesine rağmen (özellikle sosisli sandeviç ve suşi), hamilelik sonrasına erteledim. Doğuma girdiğim gün kilom 88,5 idi. Böylece hamilelik öncesi durumla karşılaştırdığımda sadece 4,5 kilo aldım.

Doğumun hemen sonrasında bebeğin ve plesentanın anne bedeninden ayrılmasından dolayı bir kilo kaybı oluyor. Ayrıca emzirme ve ilk haftalardaki uykusuzluk benim bedenimde bir şok etkisi yarattığı için doğumun hemen sonrasında tekrar 80 kiloya indim.

Şu anda Can 3,5 aylık ve temel olarak anne sütü ile besliyorum. Emziren annelerin günlük olarak 300-500 kalori fazla alması öneriliyor. Şu anki kaygım bebeğimi en iyi şekilde beslemek olduğu için beslenmemi kısıtlayıcı herhangi bir diyet yapmıyorum. Ancak anne sütünden bebeğe geçtiği düşünülen kafein içerikli içecekler, bebekte gaz yapan brokoli gibi yiyeceklerden uzak duruyorum. Bir dönem Can’ın yüzünde bebek aknesi çıkınca portakal suyuna alerjisi olabileceğini düşünerek kahvaltılarda içtiğim portakal suyunu kesmiştim ve akneler geçmişti. Şu anda tekrar başladım. Sanırım Can büyüdüğü için artık vücudu portakal suyunu tolere ediyor.

Genel olarak iştahım hamile kalmadan önceki kadar açıldı. Dengeli beslenmem için önerilen besinlerin hepsini yiyor, ayrıca ara sıra kendimi pasta, çikolata gibi muzur yiyeceklerle de şımartıyorum. Şu aralar, sanırım vücudum da emzirmeye alıştı, yeniden kilo almaya başladım. 82-83 kilogram aralığında dolaşıyorum. Bu tempo ile yemek yemeye devam edersem daha çok kilo alacağımı düşünüyorum. Bu nedenle yavaş yavaş egzersiz yapmaya başlamayı düşünüyorum.

Hamilelik boyunca ve sonrasında kilo konusunda endişeleri olan arkadaşlara tavsiyem, doktorları ile konuşarak kendi vücut yapılarına uygun bir beslenme planı uygulamaları. Ayrıca hamilelik sırasında ve sonrasında uygun sporları yaparak kilo sorunu yaşamadan hayatlarına devam edebilirler. Hamilelik çok özel bir dönem. Kilo konusunu çok stres yapmayın derim. Benim örneğimde, hormonlarım ilk trimesterde kilo almamı engellemişti. Tüm hamilelik boyunca kilomu takip ettim, dengeli yemeye çalıştım (ilk trimester dışında), yemek yemeyi abartmadım ve anne/bebek sağlığı için yasaklanan yemeklerden uzak durdum. Sonuçta fazla kilo almadan hamileliğimi tamamladım. Tüm anne adaylarına sağlıklı ve mutlu bir hamilelik dilerim.

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*