Hamileliğin Son Haftalarındayım, Artık Doğurmak İstiyorum Diyenlere Çözümler

Geçen gün bana çok tatlı bir okur mesajı geldi. Hamileliğinin son haftalarında olan okurum Nesibe, artık daha fazla dayanamadığını ve bebeğine hemen kavuşmak istediğini yazmış. Nesibe şöyle diyordu:

Ben 34 haftalık hamileyim ve artık sabrım gelmiyor. Doğurmak istiyorum, her yerim çok şiş ve ödem. Uyumak çok zor. Bebeğimin kokusunu da çekmek istiyorum doya doya içime… Sizce nasıl erken doğum yapabilirim? Yapan var mı hiç? 34 haftalık doğuranlar bebekleri ne durumda bilgi verir misiniz?

Bu satırlar beni çok etkiledi. Kendi hamilelik anlarımı hatırladım. Okuruma kocaman sarılmak ve “Yanlız değilsin, hepimiz bir zamanlar o günleri yaşadık, yaşadığın sıkıntıların hepsi geçecek ve bebeğini kucaklayacağın mutlu anlar gelecek…” demek istedim. Bu yazımda hem bebeğin anne karnındaki son haftalarında nasıl geliştiğini anlatacak, hem de son trimesterde anne adaylarında doğan sabırsızlık hislerini aşmaya yardımcı olacak öneriler getireceğim. Öyleyse sıradaki yazım, gebeliğin son haftalarında olan ve bebeğine bir an önce  kavuşmak isteyen anne adaylarına gelsin…

Sevgili Nesibe,

Öncelikle karnında büyüyen minik yaşam için şimdiden seni tebrik eder ve bebeğini sağlıkla kucağına almanı dilerim. Hamileliğinin son aşamalarındasın ve yaşadığın sıkıntıları tüm kalbimle anlıyorum. Seni temin ederim ki ben dahil pek çok anne adayı benzer durumlardan geçti.

Oğluma hamileyken son haftalarda benim de uyku düzenim çok bozulmuştu. Yüzüstü yatmayı çok sevdiğim halde artık iyice büyümüş olan karnım yüzünden o şekilde yatamıyor, bir sürü yastıkla dolmuş yatağımda rahat bir pozisyon bulamıyordum. Geceleri saat başı tuvalet hissiyle uyanmak ve sadece iki damla çiş yaptıktan sonra “Bunun için mi uyandım ben şimdi!” diyerek yatağa dönmek çok zordu. Kocaman karnım yüzünden bir penguen gibi yavaş yavaş yürüyordum. Yere düşen eşyaları almak çok zorlaştığı için  “Önemli değilse bırak yerde kalsın 🙂” felsefesini benimsemiştim. Temel hijyene ait olan basit şeyler, mesela ayak tırnaklarımı kesmek bile çok zorlaşmıştı. Bir yandan da yakında doğacak olan oğlumu deli gibi merak ediyordum. Acaba kime benzeyecekti? Nasıl bir kişiliği olacaktı? Bebeğime kolayca bakabilecek miydim? İyi bir anne olabilecek miydim? Sağlıkla doğacak mıydı? Sorular… sorular… Bu süreçleri çoktan tamamladığım için şu anda gayet iyi anlıyorum ki bunlar hamileliğin doğal fiziksel ve psikolojik süreçleri ve hepsi aşılıyor. Sadece sabır, sabır, sabır…

Bebeğin Ne Zaman Doğduğu Ne Kadar Önemli?

Hamileliğin özellikle son haftaları anne adayları için sıkıntılı bir süreç olabilir. Bu sıralarda gebe kadınların aklına “Artık doğurmak istiyorum. Keşke hemen doğurmamın ve bebeğime kavuşmamın bir yolu olsa…” gibi düşünceler gelebilir. Hepimiz insan olarak hayata kendi penceremizden baktığımız için bu düşünceler son derece normal… Ancak bir de bebeğimizin penceresinden bakalım.

Bebeklerin normal koşullarda anne karnında 40 hafta geçirdikten sonra dünyaya gelmesi beklenir. Bunun ilk 13 haftası “ilk üç aylık dönem” (first trimester), 14-27 haftalar “ikinci üç aylık dönem” (second trimester) ve 28. haftadan 40. haftaya kadar olan dönem de “üçüncü üç aylık dönem” (third trimester) olarak geçer.

Amerikan Kadın-Doğum ve Jinekologlar Üniversitesi, Anne-Fetus Tıbbı için Kadın-Doğum Uygulama Komitesi’nin 2013 senesi sonunda yayınladığı ve 2017 senesinde de yeniden doğruladığı komite kararına göre: (2)

“Geçmişte, beklenen doğum tarihinin 3 hafta öncesinden, beklenen doğum tarihinden 2 hafta sonrasına kadar geçen 5 haftalık aralıkta doğan bebeklerin sağlıklarının yerinde olacağı düşünülerek bu bebekler miadında doğmuş (full term) olarak kabul edilirdi. Bununla birlikte, son dönemlerde yapılan araştırmalar gittikçe artan bir oranla şunu göstermekdir: Bebeğin bu 5 haftalık aralığın hangi noktasında doğduğuna bağlı olarak, özellikle solunum yolu hastalıklarının görülme oranı değişmektedir. Hangi haftada doğan bebeklerin full term (miadı dolmuş) sayılacağı konusunu çözüme bağlamak için, 2012 yılının sonlarında tıbbi bir çalışma grubu toplanmış ve doğum tarihiyle ilgili olarak aşağıdaki tanımların kullanılmasına karar vermiştir:

  • Erken Miad (Early term) gebelik: 37 hafta 0 gün – 38 hafta 6 gün arası
  • Tam Miad ya da Miadı dolmuş (Full term) gebelik: 39 hafta 0 gün ve 40 hafta 6 gün arası
  • Gecikmiş Miad (Late term): 41 hafta 0 gün – 41 hafta 6 gün arası
  • Miadı Geçmiş (Postterm): 42 hafta 0 gün ve sonrası

Herhangi bir sorun gözlenmeden seyreden hamileliklerde “39 hafta 0 gün – 40 hafta 6 gün ” aralığında doğan (miadında doğan) bebeklerde sağlık sorunu görülme sıklığının en az olduğu gözlenmiştir. Bu nedenle, “39 hafta 0 günden önce, tıbbi zorunluluk olmadığı halde dışarıdan müdahale ile başlatılan doğumların azaltılması” gibi doğum kalitesini iyileştirici projelere odaklanılmıştır.

Anne karnındaki her hafta, istisnasız olarak, bebeğin sağlıklı gelişimi ve sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesi için çok ama çok önemlidir. Şöyle düşünelim… Eğer bebekler daha erken gelişebilseydi, kadın bedeninin doğal hamilelik süresi 40 hafta olmazdı. Bir başka deyişle, insan vücudunun tüm organları ancak 40 haftada olması gerektiği gibi gelişebiliyor ki, bebekler 40 haftayı doldurunca sağlıkla dünyaya geliyor. Elbette çeşitli sebeplerle 40 haftadan önce dünyaya gelen bebekler de oluyor. Ancak erken, yani prematüre doğumların bazıları bebeğin hayatını ömür boyu etkileyebilecek pek çok sağlık sorununu da beraberinde getirebiliyor.

Erken Doğan (Prematüre) Bebeklerin Yaşadığı Sağlık Sorunları

37 hafta 0 günden önce doğan bebekler prematüre olarak kabul ediliyor. Prematüre ve özellikle ileri derecede prematüre olan bebekler onları yaşam boyunca etkileyebilecek pek çok sağlık sorunuyla dünyaya gelebiliyor ve yaşamlarının ilk yıllarında ve sonrasında çeşitli gelişim gerilikleri yaşayabiliyorlar. Prematüre bebeklerin yaşayabileceği sağlık sorunları şöyle: (1)

  • Akciğerlerin gelişmeden bebeğin doğmasıyla gelen solunum problemleri
  • Zatürre (akciğer iltihaplanması)
  • Solunumun olmaması (Apnea) ya da kalp atış ritminin normalden yavaş olması (Bradycardia)
  • Akciğerler tam olarak gelişmediği için kalp atışının çok hızlı (Tachypnea) olması
  • Enfeksiyon
  • Sarılık
  • Beyin kanaması
  • Vücut ısısını düzenleyememe
  • Mide problemleri
  • Anemi (Kanda kırmızı kan  hücreleri ve hemoglabinin az olması… Vücut hücrelerinin oksijensiz kalmasına neden olur)
  • Görme sorunları
  • Kan şekerinin çok düşük olması (Hypoglycemia)
  • Bebeğin doğum anındaki sağlık durumunu belirleyen APGAR skorunun düşük olması

Bu sağlık sorunlarından ötürü prematüre doğan bebekler hemen ailelerine verilmeyebilir. Sağlıklarına kavuşana kadar yoğun bakımda ve makinalara bağlı olarak kalmak durumunda kalabilirler. Prematüre doğan bebeklerin gelişimleriyle ilgili diğer yazılarım için BebekveBen’deki prematüre etiketini takip edebilirsiniz.

Bebeğin Anne Karnında Hafta Hafta Gelişimi

37. haftadan önce doğan bebeklerin yaşayabileceği sağlık sorunlarını kısaca ele aldıktan sonra, bir de bebeğin miadına kadar anne karnında büyümesinin önemine ve bebeğe nasıl faydalar sağladığına bakalım. Bu yazıya konu olan anne adayımız Nesibe hamileliğin 34. haftasında olduğu için, 34. haftadan itibaren geçen her haftada bebeğin nasıl geliştiğini görelim…(3)

34. Hafta

Bebeğin merkezi sinir sistemi ve akciğerleri bu hafta içinde gelişir. Bebek doğunca vücut ısısını korumasına yardımcı olacak yağ birikimi bu haftalarda olur. Böylece doğumdan sonra sevmelere doyamayacağımız o tombik bebek oluşmaya başlar.

35. Hafta

Bebeğin böbreği artık tamamen gelişmiştir ve karaciğeri bazı atıkları işlemeye başlayabilir. Bu aşamada temel gelişimin çoğu tamamlanmıştır. Bebek, takip eden haftaları kilo alarak geçirecektir. Ayrıca 35. haftada bebeklerin %97’si kafa aşağıda, vücut yukarıda olan doğum pozisyonunu alır.

36. Hafta

Önceki haftalarda bebeğin vücudunu saran ince tüyler ve derisini koruyan yağlı tabaka bu haftada artık yok olmaya başlar. Bebeğiniz bu aşamada her gün yaklaşık 30 gram alır ve yüzü bebeklere has, yuvarlak halini almaya başlar. Bu kilo alımı bebeğin vücut sıcaklığını koruması ve doğumdan sonra enerjik olması için gereklidir. Ayrıca emme kasları artık gelişmiştir, böylece beslenmeye hazırdır.

37. Hafta

Bebeğiniz bu aşamada görünüş olarak diğer yenidoğan bebeklere çok benzemesine rağmen, dış dünyaya tamamen hazır değildir. Akciğerlerin ve beynin tamamen gelişmesi önümüzdeki iki hafta içinde olacaktır. Bu haftada bebek, göbek bağı aracılığıyla anne vücudundan onu dış dünyanın hastalıklarına ve mikroplarına karşı koruyacak antikorları almaya başlar. Bebeğin görme, işitme gibi duyuları mükemmelleşmeye devam eder. Mesela annesinin sesini duyabilir ve diğer seslerden ayırt edebilir. Bebeğin el parmakları daha iyi çalışmaya başlar. Bu haftada yüzünü ve ayak parmaklarını tutabilir.

38. Hafta

Bu haftada bebeğinizin ellerinin kavrama yeteneği gelişmiştir. İç organları da gelişmiş olup, dış dünyaya artık daha hazırdır. Nefes alma, sindirim, kan dolaşımı gibi yaşam fonksiyonlarını kontrol eden beyni her geçen gün daha iyi bir duruma gelir.

39. Hafta

Bu haftada bebeğiniz doğum kilosuna ulaşır. Bedeni artık dış dünyada kendisini sıcak tutacak yağ miktarına ulaşmıştır. Plasentanız bebeği beslemeye ve onu hastalıklardan koruyacak antikorları sağlamaya devam eder.

40. Hafta

Tebrikler! Doğum haftasına ulaştınız! Bebeğinizi her an kucaklamaya hazır olun!

Görüldüğü üzere 34. haftadan 40. haftaya kadar her hafta, anne karnında bebeğin gelişimi için önemli değişimler devam ediyor. Bu nedenle bebeğin en az 39 hafta 0 gün olana kadar anne karnında olması, yaşam boyu sağlıklı bir birey olması açısından ilk adımı sağladığı için çok değerli…

Hamileliğin Son Haftalarında Yapabileceğin Eğlenceli ve Faydalı Aktiviteler

Sevgili Nesibe,

Hamileliğin son haftalarını önündeki hareket dolu günlere hazırlanmak için bir yavaşlama ve kendine dönme günleri olarak düşün. Zamanını dinlenmeye, enerjini toplamaya ve çok yakında doğacak bebeğine hazırlık yapmaya ayırmalısın. Bu son haftalarda yapabileceğin eğlenceli ve faydalı aktiviteler şöyle:

  • Günlük tut. Kendine güzel bir defter alıp günlük tutmaya başlayabilirsin. Bebeğin hakkında duygularını, ümitlerini, nasıl bir anne olacağını düşündüğünü yazabilirsin. Ya da günlük olarak başından geçenleri yazabilirsin. BebekveBen’de yer alan ve 3 farklı arkadaşıma ait Hamilelik Günlüklerini okumak eminim ki hoşuna gidecektir.
  • Blog tut. Duygu ve düşüncelerini geniş kitlelerle paylaşmaktan hoşlanıyorsan anne ve bebek, hobi, yemek, gezi gibi herhangi bir konuda bir blog tutabilirsin.
  • Kitap oku. Bebek ve çocuk bakımı, çocuk psikolojisi, çocuk gelişimi ya da ilgini çeken diğer konularda kitaplar okuyabilirsin.
  • Kursa git. Doğum öncesi haftalar, bebeğin ilk senesinde sana çok yardımcı olacak kolay doğum, bebek bakımı, emzirme, ilkyardım gibi konularda kursa gitmek için iyi bir fırsat. Bu kurslardan bazılarına eşinle gitmen çok faydalı olabilir.
  • Bebeğin odasını hazırla. Bebek için hazırlıkların mutlaka olmuştur ama hamileliğin son haftaları bebek odasına son şeklini vermek, daha önce yapmadıysan bebek elbiselerini yıkamak, ütülemek ve dolaplara yerleştirmek için çok güzel bir fırsat. Bebeğin ve annenin doğumun ardından ilk senede ihtiyacı olabilecek eşyaları içeren bir Anne ve Bebek İhtiyaçları Listesi (Doğum – 1 Yaş) hazırlamıştım. Bu listeye bir göz atabilir, alışveriş anlamında eksiklerin varsa tamamlayabilirsin.
  • Doğum gününe hazırlan. Hayattaki çok özel bir gün olan doğuma ait anıları ileride hatırlamak isteyebilirsin. Kimi anne adayları doğum gününde bir fotoğrafçıyla anlaşıyor ve o mutlu günü profesyonel fotoğraflarla ölümsüzleştirmeyi tercih ediyor. Kimisi ise aileden bir kişiyi ya da yakın bir arkadaşını doğumgünü fotoğrafçısı olarak ilan ediyor 🙂 Kimi anne adayları profesyonel hizmet veren biriyle anlaşarak hastane odasını süslüyor, doğum için gelecek misafirlere ufak hediyelik hatıralar hazırlıyor. Kimi becerikli anne adaylarıysa çeşitli kırtasıye ürünleri kullarak bu süslemeleri evde hazırlıyor. Bunların hepsi kişisel tercih olmakla beraber, eğer hastane odası süsleme konsepti ilgini çekiyorsa kendi bütçene ve ilgine göre değişik hazırlıklar yapabilirsin.
  • Doğum çantanı hazırla. Doğumu ev dışında bir ortamda, bir hastanede yapacaksan doğum sonrası eve çıkana kadar ihtiyacın olabilecek eşyaları içeren bir doğum çantası hazırlamak gerekebilir. Benim doğum çantam bir fikir verebilir.
  • Doğum tercihleri listeni doktorunla paylaş. Doğum Tercihleri Listesi doğumun sırasında gerçekleşmesini umduğun koşulların bir özetidir. Bu listeyi hazırlamanın amacı, doğumunla ilgili isteklerini uygun bir şekilde yazıya dökerek, doğumunda bulunacak doktor, hemşire, doğum koçu gibi kişilerle paylaşmaktır. BebekveBen’de bulunan formu doldurarak kişisel Doğum Tercihleri Listesini kolayca hazırlayabilirsin.
  • Yemek hazırlığı yap. Doğumdan sonraki ilk haftalar oldukça yoğun geçecek. Bu süreçte özellikle ev işleri konusunda sana yardımcı olabilecek annen, bir akraban, arkadaşın ya da profesyonel yardım alabileceğin bir kişi varsa işlerin kolaylaşabilir. Ancak böyle bir imkanın yoksa özellikle yemek hazırlığını önceden yapmanı öneririm. Şimdi dondurulup, sonradan ısıtılarak tüketilecek yemekleri birkaç hafta önceden hazırlayarak buzluğa atabilirsin. Dondurulabilecek yemeklerden aklıma gelenler köfte, çorba, mantı, börek ve bir de hemen hemen her Türk yemeğinin temeli olan soğan/domates kavurması vs… Ayrıca bezelye, fasulye gibi bazı sebzeleri önceden ayıklayıp dondurarak işleri kolaylaştırabilirsin. Böylece uykuya ihtiyacın olacak dönemlerde zamanını bir de yemek hazırlamakla harcamamış olursun.
  • Arkadaşlarınla buluş. Sıkıntılı anların en güzel ilacı seni anlayabilecek arkadaşlarınla duygularını paylaşmaktır. Arkadaşlarınla dışarıda ya da evde buluş. Düşüncelerini, duygularını, heyecanını anlat.
  • Yürüyüş yap.Hamileliğin normal sürecinde ilerliyorsa, herhangi bir rahatsızlık nedeniyle doktor hareket etmeni yasaklamadıysa, bu güzel havalarda hem ruhu dinlendirmek, hem de bedeni doğuma hazırlamak açısından hafif tempolu yürüyüş en  güzel ilaç. Bulabildiğin her fırsatta kendini dışarıya at, bir parkta ya da deniz kenarında yürü, otur, kitap oku. Ruhunu dinlendir.

Sevgili Nesibe,

Umarım bu yazımda verdiğim bilgiler hamilelik sürecinin son haftalarını ve bebeğin miadında doğmasının önemini daha iyi anlamak yolunda yardımcı olmuştur. Yukarıda verdiğim aktivite örnekleri, geri kalan 6 haftalık süreni eğlenceli ve faydalı bir şekilde geçirmek açısından yararlı olacaktır. Doğumdan önce Yeni Anne-Babalara Mektup yazımı mutlaka okumanı tavsiye ederim.

Bebişinin sağlıkla doğumu için bol şanslar ve doğum sonrasında kolaylıklar dilerim.

Sevgiler,

Tanla

Önemli notlar: Bu blogdaki yazılar bir anne olarak kişisel tecrübelerimden oluşmaktadır. Doktor veya tıbbi ehliyete sahip bir kişinin tavsiyesi niteliğinde değildir. Lütfen sağlık konularında karar vermeden önce araştırmalarınızı yapın, sağduyunuzu dinleyin ve doktorunuza danışın.

Kaynaklar

Bebek ve Ben

Bebek ve Ben
Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 7 yaşındaki oğlum Can'la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da... Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen'in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*