Fotoğraf Paylaşmak Nereye Kadar?

Bebekler ve çocuklar dünyanın en masum ve en tatlı varlıkları. İtirazı olan var mı? Onların mini-mini kıyafetleri, büyümüş de küçülmüş edaları, yaramazlıkları, dağınıklıkları kısaca türlü halleri hoşumuza gidiyor. Çoğumuz internet ortamında paylaşılan şirin bebek ve çocuk fotoğraflarına gülümseyerek bakıyoruz. Ancak sanal ortamda paylaşılan bazı bebek ve çocuk fotoğrafları kaşlarımın çatılmasına sebep oluyor, midemde ekşi bir tat bırakıyor. Neden mi?

Can doğduğu ilk günden beri BebekveBen.com blogunu tutuyorum. Blogumda paylaştığım konular genellikle anne, baba, bebek, çocuk ve aile yaşantısına yönelik. Yazılarımın bir kısmında ise oğlum Can ile maceralarımızdan bahsediyorum. Bloguma sıklıkla yazıyor ve görselliği artırabilmek amacıyla her yazımın içine konuyla ilgili bir de fotoğraf koyuyorum.

Aslına bakarsanız fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Can’ın hemen her gün en az bir tane fotoğrafını çekiyorum. Ancak bu fotoğrafları blogumda ya da sosyal ağlarda paylaşmak konusunda biraz tutumluyum. Sadece belli koşulları sağlayan, yazdığım konuyu destekleyen ve özenle seçtiğim fotoğrafları internete koyuyorum. Bu özeni sadece kendi çocuğumun fotoğraflarını paylaşırken değil, aile bireylerimin, arkadaşlarımın çocukları ve hatta genel olarak tüm bebek ve çocuk fotoğraflarını paylaşırken de göstermeye çalışıyorum.

İnternette Can’ın fotoğraflarını paylaşmak konusunda gösterdiğim yaklaşım nedeniyle geçmişte bazen eleştirildim. Bu konudaki düşüncelerimi her ortamda anlatmaya şansım ya da vaktim olmadı. Yakın geçmişte, düzenli olarak takip ettiğim bir blogda bu yazının kapsamına giren bazı fotoğraflar yayınlandı. Bu nedenle bir müddettir yazı taslaklarım arasında beklettiğim bu konuyu nihayet ele almaya karar verdim.

“İnternette bebek ve çocuk fotoğraflarının uygun şekilde paylaşımı” konusunun önemli ve tartışmaya değer bir konu olduğunu düşünüyorum. Yurtdışındaki ebeveyn sitelerinde, forumlarda ve bloglarda bunların paylaşımı konusu bangır bangır tartışılıyor. Bu konuda bazı önlemler alınıyor. Bununla beraber ülkemizde aynı konu hakkında araştırma yaptığımızda bulduklarımız genellikle yurtdışı makalelerden çeviri yapılmış yazılar ya da uzman görüşleriyle sınırlı kalıyor. Oysa bu konuda bizzat ebeveynlerin sesinin duyulmasına ihtiyaç var.

Türkiye’de ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili pek çok konuda hassas olmalarına rağmen, birkaç kişi dışında blog tutan arkadaşların bu konuya fazla değinmemiş olduğunu görüyorum. Ayrıca konunun önemini henüz fark etmemiş büyük bir ebeveyn kitlesi de var. Aslında genel olarak çocuk hakları ve çocukların bireyselliğine saygı gösterilmesi konusunda almamız gereken yol var, ancak bu yazının konusu o değil.

Böyle bir giriş yaptıktan sonra, gelelim bebek/çocuk fotoğrafları yayınlarken nelere dikkat edilmesi gerektiğini düşündüğüme… Aşağıdaki paragraflarda çocuk fotoğrafı yayınlarken herkesin göz önüne almasında fayda olan temel yaklaşımları ve kendi aileme özel bazı yaklaşımları açıklamaya çalıştım.

Özel Fotoğraflar

Bebek ve çocuk fotoğrafları konusunda en temel kuralım bedenin özel bölümlerini açıkça gösteren, çıplak fotoğrafları kesinlikle paylaşmamak. Bu anlamda blogumda ya da bana ait sosyal hesaplarda Can’ı ya da başka çocukları banyo yaparken, sünnet olurken ya da lazımlığa otururken asla göstermedim. Bunun pek  çok sebebi var.

Birincisi, hayatımızda özel kalması gerektiğine inandığım bazı noktalar var. Nasıl kendimizin banyo yaparken ya da tuvalete otururken çekildiğimiz bir fotoğrafımızı internete koymayı düşünmezsek, çocuğumuz için de aynı hassasiyeti göstermeliyiz. Çocuğumuz doğduğu andan itibaren bir birey. Bir bebek olması ya da yaşının çok küçük olması kişilik haklarını çiğneyen bu tür fotoğrafları paylaşmayı haklı kılmıyor.

İkincisi, internette koyduğumuz fotoğraflar orada senelerce kalıyor. Çocuğumuz küçük olduğu dönemlerde belki farkında olmasa da, okula gittiği hele ergen olduğu dönemlerde bu fotoğrafları görecek. Biz yetişkinler, belki bu fotoğrafların masum ya da şirin olduğunu düşünebiliriz. Ancak kişiliğin gelişme dönemindeki bir çocuk ya da ergen bu fotoğraflara aynı şekilde yaklaşmayabilir. O yaştaki çocuklar bu tür fotoğraflardan genellikle utanır ve kimseyle paylaşmak istemez. Yaşı kaç olursa olsun çocuğumun duygularıyla oynamak, onu üzebilecek ya da utandırabilecek bir durumda bırakmak istemem.

Üçüncüsü, internete koyduğunuz bir fotoğraf bir anlamda kamuya açılmış sayılır. “Ama ben bloguma fotoğraf koymadım. Sadece arkadaşlarımın olduğu Facebook’a koydum” diye düşünmeyin. Arkadaşınızın arkadaşı var, onun da başka arkadaşları… Kaldı ki Facebook gibi ortamlarda gizlilik ayarlarına çoğu kişi dikkat etmediğinden ya da etse bile bu ayarlar sürekli değişikliğe uğradığından, bugün sakladığımız bir fotoğraf yarın kamuya açılabilir. Sadece yakın çevrenizin göreceğini düşündüğümüz bir fotoğrafa, hiç ilgisiz kişiler de erişebilir. Çocuğunuzun banyo yaparkenki fotoğrafını İstiklal Caddesinde bir ilan panosuna asar mıydınız? Eh, internete koymamızın da bundan pek bir farkı yoktur. Bir de internete koyacağımız bir fotoğrafın burada adını bile anmak istemediğim hastalıklı düşünce yapısına sahip olan insanlar tarafından görüldüğünü düşünün. Detaylara girmek istemiyorum, ama, bu da ihtimal dahilinde.

Bu nedenlerle bedenin özel bölümleri gösteren bebek ve çocuk fotoğraflarını asla yayınlamıyorum. Buna çocuk kartpostalları, posterler, bannerlar ve hatta profesyonel fotoğrafçılar tarafından çekilmiş fotoğraflar da dahil. Çocuğun benim çocuğum olmasına gerek yok. Bütün çocuklar masum ve haklarının korunmasına değer.

Seçici Olun

Bebek ve çocuk fotoğrafları konusunda ikinci temel kuralım seçici olmak.

İnternete konulan fotoğraflar kimi zaman viral bir şekilde oradan oraya yayılmakta ve büyük kitlelere ulaşmakta. Fotoğraf ne kadar şirin olursa olsun, bizim oraya koyma amacımız ne olursa olsun, oradan-oraya yapılan paylaşım sonucunda, bir müddet sonra bu amaç/sonuç ilişkisi kopmakta. Bazı insanlar internette kimliklerinin nispeten gizli olmasınının verdiği rahatlıkla, gördükleri her fotoğraf hakkında acımasız, ilgisiz, terbiyesiz ya da küstah yorumlar yapmayı kendilerine bir hak olarak görmekte. Kimi zaman yetişkinlere bile ağır gelen bu yorumlara çocuklarımızın maruz kalmasına hiç gerek yok.

İnternetteki fotoğrafların silinmesini talep etmek mümkün olmakla beraber, bu oldukça uzun ve yorucu bir süreç. Ayrıca aynı fotoğrafın birilerinin bilgisayarına kaydedilebileceği ve bizim görmediğiniz internet sitelerinde tekrar ortaya çıkıp aynı yorumların yapılmayacağının garantisi yok. Elbette hayattaki her koşulu öngörme ve insanların düşüncelerini kontrol altına alma gibi bir şansımız yok. Ancak çocuğunuzun belli bir fotoğrafını internete koyup/koymamayı seçme şansımız var. Bu nedenle şansımızı iyi değerlendirelim. Herhangi bir fotoğrafı koymadan önce biraz düşünelim. Herhangi bir tereddüt oluşursa koymamak daha doğrudur. Böylece ileride kendimizin ya da o fotoğrafları gören çocuğumuzun üzülmesini engelleriz.

Bu anlamda, çocuğun henüz anlamasının mümkün bile olmadığı siyaset, din ya da cinsellikle ilgili kavramlara gönderme yapan, alkol ya da sigara kullanımı gibi kötü alışkanlıkları farkında olmadan özendiren fotoğraflardan özellikle kaçınalım. “Elbette hiçbir aklı başında ebeveyn bilerek böyle birşey yapmaz. Olsa olsa farkında olmadan yapılabilir.” diye düşünmek istiyorum. Ancak elinde boş bira kutusuyla ya da ağzının kenarına sıkıştırılmış yanmayan sigarayla poz verdirilen bebek fotoğraflarını daha önce mutlaka görmüşsünüzdür. En basitinden bizim kültürümüzde, ilginç bir şekilde, küçük çocukların eline rakı bardağı tutuşturularak çekilmiş fotoğraflar ara ara internette dolaşır. Bunları hiç de komik ya da illginç bulmuyor, aksine, bu tür fotoğraflarla karşılaştığımda üzülüyorum. Bu tür fotoğrafları asla paylaşmıyorum.

Çocuğun Masumluğu ve Aile Yaşantısı

Bebek ve çocuk fotoğrafları konusunda yukarıda verdiğim temel kuralları tüm sorumluluk sahibi ailelere öneriyorum. Bunun dışında çocuğun masumiyetinin ve aile yaşantısının korunması için dikkat ettiğim bazı özel kurallar var. Bu kurallar bazı ebeveynlere biraz abartılı ya da gereksiz gelebilirler. Ancak her ailenin yaşantısı kendine özgüdür.

Blogumda paylaştığım oğlumun fotoğraflarında fotoğrafın belli bir açıdan çekilmesine dikkat ediyorum. Oğlum çok küçük olduğu için, şimdilik yüzünün direkt karşıdan göründüğü fotoğrafları paylaşmıyorum. Çocuğum büyüdükçe bu konuda daha esnek olabilirim. Ancak şu an için bu böyle. Bununla beraber bu tarz fotoğrafları paylaşanları da eleştirmiyorum. Bu bir tercih meselesi.

Blogumda ya da sosyal hesaplarımda bir aile bireyi ya da arkadaşımın çocuğunun fotoğrafını yayınlamak istersem, yayınlamadan önce mutlaka izin almaya gayret ediyorum. Saygı kuralları bunu gerektirir diye düşünüyorum.

Son olarak, Can bu konuları anlayacak yaşa geldiğinde, sosyal ağlarda kendine hesap açmak istediğinde, ki bu yaş giderek küçülüyor, ona kişisel bilgileri ve özel fotoğrafları internette paylaşmanın sakıncalarını anlatmayı düşünüyorum. Özellikle ergenlik çağındaki çocuklar bu konuda bilgisizlikten doğan bir rahatlık içinde olabiliyor. Bilgi çağında bilgisayar kullanımını engellemek gibi birşey söz konusu değil. Ancak kullanım koşullarını belirlemek elimizde.

Sonuç Olarak…

Fotoğraf çekmeye ve blog yazılarımda Can’ın fotoğraflarını yayınlamaya bayılıyorum. Konuyla ilgili olduğu sürece fotoğrafın yazıya çok sıcak bir detay kattığına inanıyorum. Bununla beraber internete ve sosyal ağlarda paylaştığım fotoğrafların bazı özellikleri taşımasına dikkat ediyorum.

İki arkadaşımı gülümseteceğim, üç kişiye şirinlik yapacağım, sosyal ortamlarda 5 kişi “beğen” butonuna basacak diye çocuklarımızın kişilik haklarını zedelemeye, onları anlamsız tartışmaların içine sokmaya ya da onların duygularını inciltmeye gerçekten hakkımız yok. Anne-baba olmak bize böyle bir hak vermiyor. Aksine biz, sorumlu ebeveynler olarak, çocuklarımız yetişkin olup, kendi kararlarını verene kadar onların haklarını ve duygularını gereksiz saldırılardan korumak zorundayız. Büyüme sürecinde çocuklarımız elbette bazı durumlarda üzülecek, bazı durumlarda kalpleri kırılacak. Onları cam bir fanus içinde yetiştirmiyoruz. Ancak onları üzen durumlar, komiklik ya da şirinlik yapmak adına kendi ebeveynlerinin eliyle yaratılmamalı.

Sonuç olarak tüm ebeveyn arkadaşlarımı bu konuda duyarlı olmaya, fikir üretmeye ve sesimizi duyurmaya çağırıyorum: Uygunsuz bebek ve çocuk fotoğraflarının internette paylaşımına son!

Aksiyon noklarımız:

  • Sitelerde, bloglarda, sosyal ağlarda uygunsuz bebek ve çocuk fotoğraflarını paylaşmayalım.
  • Bu ana kadar paylaştıklarımız varsa silelim.
  • Arkadaşlarımızı bu konuda uyaralım.

Siz de bu konunun önemine inanıyorsanız, hazırladığım aşağıdaki bannerları websitenizde ve blogunuzda paylaşabilirsiniz. Bu önemli konuyu bir kampanya halinde yayalım, tartışalım.

Konuya göstereceğiniz duyarlılık için şimdiden çok teşekkürler.

Sevgiler

Tanla

600×450 banner
fotografpaylas600x450

240×400 banner
fotografpaylas240x400

250×250 banner
fotograf paylas 250x250

 

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

9 yorum

  1. Çok haklısın. O zamanlar okumuş muydun bilmiyorum, ben geçen yıl Rüzgar’ın tuvalet eğitimi ile ilgili esprili bir yazı yazmış, yazıya da tuvalette otururken bir fotoğrafını koymuştum. Tabii ki bir yeri görünmüyordu ama sonuçta tuvalet işte 🙂 Aradan bayağı zaman geçtikten sonra bir arkadaşımız o fotoğrafı Sabiha Paktuna Keskin’in bir yazısında görmesin mi…! Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. O kadar pişman oldum ki. Ortalığı ayağa kaldırdım tabii, özürümü de dilettim (linki burada http://ruzgarligunlervegeceler.wordpress.com/2012/05/02/tekzip-geldi-haaaniiimm/ ) Bu da bana iyi bir ders oldu. Ben karakter olarak çok açık bir insanım, dayanamıyor, hala fotoğraf paylaşıyorum, fakat en azından tuvalettekileri değil 🙂

    • Bebek ve Ben

      Selam Görkem,
      Yorumun ve desteğin için çok teşekkürler.
      Sanırım Rüzgar’ın tuvalet eğitimiyle ilgili yazını ve sonrasında yaşananları okumuştum. Bir daha geçmiş olsun.
      Ben de senin gibi Can’ın fotoğraflarını paylaşmayı çok seviyorum. Paylaşmak çok güzel, seçici olmak kaydıyla paylaşmakta hiçbir sorun yok diye düşünüyorum.
      Sevgiler

  2. Tanla hanım, bu konuyu ben de uzun süredir düşünüyordum. Blog yazmaya ilk başladığımda ailem ve arkadaşlarıma yönelik yazdığım için ilk yazılarımda kızımın birçok fotoğrafını yayınlamıştım. Zaman zaman geriye dönüp baktığımda bize özel kalmasını istediğim fotoğraflarımızı bir bir sildim. Bu fotoğraflar bahsettiğiniz türden değildi ama yine de fotoğraf sayısını azalttım.
    Anne-babalar olarak daha dikkatli ve özenli davranmamız gerek sanırım. Ben güzel bir kare yakaladığımda hemen paylaşmak isteyenlerdenim; tanımadıklarımızdan çok tanıdıklarımız için tabi ki ama internette ne amaçla kullanılabileceği ihtimalini göz ardı etmiş oluyorum. İleride görüp üzüleceklerini düşündüğüm fotoğraflarını zaten yayınlamıyorum ama bebeğin yüzünün açıkça görülmediği fotoğraflar da hoşuma gidiyor. Gördükçe, böyle yayınlamanın daha doğru olacağını da düşünüyorum.
    Konuyla ilgili tespitleriniz, öngörüleriniz çok gerçekçi. Bu uyarıya ben de destek olmak isterim.

    • Bebek ve Ben

      Eda hanım

      Bebek ve çocuk fotoğraflarının uygun şekilde paylaşılması konusuna duyarlılığınız ve desteğiniz için çok teşekkürler.

      Sevgiler

  3. uygunsuz fotoğraf olayları bence sosyal medyadan çooook öncesinde vardı. daha evli bile değilken bu konu hakkında yazılar okumuştum. biz türk toplumu ataerkil olduğumuzdan mı nedir erkek çocuklarına pek düşkünüzdür. zavallı erkek arkadaşlarımın çoğunun “bak bizim oğlumuzun nesi var” fotoları aile albümlerinde vardır.
    bu arkadaşların aile albümlerine baktığımızda çocuğun yüzündeki kızarıklığı göreseler acaba böyle bir fotoğraf çektiriler miydi o anne baba??
    o yüzden ben bu özel fotoğraflar konusunda ekstra tutucuyum. hiç çekilmesinler albümlerde yerini almasınlar diyorum

    • Bebek ve Ben

      Evet. Nedense erkek evlat herşeyiyle!!! bir övünç meselesi oluyor. Senin de belirttiğin gibi ataerkil bir toplum olmamızdan kaynaklanıyor. Gerçi yeni nesil artık o bilince ulaştı. Kız da olsa erkek de olsa önemli olan sağlıklı bir çocuk sahibi olmak, bunu çok iyi biliyoruz. Bu nedenle artık o malum fotoğrafların daha az gündeme geldiğini düşünüyorum…

  4. Paylaşımınıza katılıyorum. Annelerin bu konuda daha düşünceli , sağduyulu ve daha tutarlı olması gerekiyor.
    Azcık dişimizi sıkalım bayanlar 🙂 Bebeğimizin, nurtanemizin güzel anlarını, fotoğraflarını bastırıp, elimizin altında duran güzel albümler hazırlayalım. Öyle tatmin olalım. Hem kem var, nazar var; öyle değil mi? 🙂

    • Bebek ve Ben

      :))) Çok teşekkürler yorumun için Saba…

      Fotoğraf çekmeye ben de bayılıyorum. Her gün en az 1 tane çekiyorum. Şu ana kadar 10,000’e yakın arşiv birikti herhalde… İleride artık ona güzel bir hatıra olur. Gün be gün büyümesini görür. Bizim çocukluğumuzda bu kadar çok fotoğraf çekilmezdi. Bir kere dijital makina diye birşey yoktu. Klasik makinalarda da çekim yapıp tab parası ödeyince insanlar daha üşengeç ve seçici oluyordu. Zaten herkesin de fotoğraf makinası yoktu. Şimdiki nesil çok şanslı….

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*