in

BilgilendimBilgilendim BayıldımBayıldım

Eyvah! Çocuğum Sürekli Kendini Övüyor!

Bu hafta sizlere ebeveyn ve öğretmenlerden sıkça duyduğum bir konudan bahsetmek istiyorum: “Çocuğum durmadan kendini övüyor, her şeyin en iyisini o biliyor, diğer çocukları aşağılıyor, her konuda bir yarış halinde…” Çocuğunuzun kendi yaşıtlarıyla arasında sorun yaratan, kimi zaman aile ilişkilerine de yansıyan aşırı böbürlenme durumu normal midir, ne zaman bir sorun haline gelir, sürekli kendini övme sorunu nasıl düzeltilebilir gibi konulara değineceğim.

Çocuklarda Kendini Övmek Ne Zaman Normal?

Hepimiz zaman zaman çocuklardan kendilerini öven cümleler duymuşuzdur. Özellikle “ben merkezci-egosantrik” dönem olarak adlandırdığımız 1-6 yaş arasındaki dönemde çocuklardan bu tarz cümleler duymak son derece normaldir. Çünkü bu dönemde bulunan çocuk sadece kendi duygu ve düşüncelerine odaklanır yani empati yeteneği gelişmemiştir. Bu nedenle siz hastalıktan kırılıp, yatak döşek yatarken, onlar “Anneee yemeğim nerede, annee gel oyun oynayalım” diyebilirler. Çünkü öncelik onların ihtiyacının giderilmesidir. Özellikle 1-3 yaş aralığında yoğun olarak gördüğümüz ben merkezcilik okul çağına doğru gittikçe azalır.

Çocuklarda Böbürlenme Ne Zaman Sorun Yaratabilir?

Özellikle ilkokul dönemindeki bazı çocuklar sürekli kendilerini öven cümleler kurarlar, herşeyi herkesten daha iyi yaptıklarını düşünür ve başarı odaklı davranırlar. Kaybetmeye yakın oyun bırakırlar ya da kaybedecekleri bir oyuna baştan hiç yanaşmazlar. Sonuç odaklı davranır ve süreçteki keyfe hiç odaklanmazlar. Bu tavırları arkadaşları arasında çoğu zaman kabul görmez ve gitgide yalnız oynamayı tercih eden, yalnızlaşan ve kendi akranlarından ziyade yetişkinlerle birarada olmayı seçen çocuklar haline gelebilirler.

Çocuklar Neden Sürekli Kendini Övüyor Olabilir?

1. Özgüven Eksikliği: Bu tarz davranışların altında yatan en önemli nedenlerden biri özgüven eksikliği olabilir. Çocuk ailesinin ve dolayısı ile kendisinin olmak istediği kişiliğe sahip değilse, var olan özelliklerini abartarak gerçekte olmak isteği kişi gibi kendini göstermek isteyebilir. Bu durum genellikle çocuğunun özelliklerini fazla abartan ailelerde görülür. Çocuğun her davranışına abartılmış tepkiler veren, yeteneklerini yücelten ve onu sürekli diğer akranları ile kıyaslayan aileler aslında çocuklarında –istemeden- bir performans kaygısı başlatmış olurlar. Çocuk sürekli başarı bekleyen ailesine yetişemediğinde ise iç duygusunun aksine kendini olduğundan farklı biri gibi göstermek ister ve kendisini övmeye başlar.

2. İlgisiz Aile Ortamı: Çocuğun ön plana çıkamadığı, görmezden gelindiği ve anlaşılmadığı ailelerde yetişen çocuklar fark edilmek adına kendi yetenek ve özelliklerini abartıyor olabilirler. Aile ortamında yok sayılan çocuk kendini değerli hissetmek için ailesinden görmek istediği tepkileri kendi kendine veriyor olabilir.

3. Kendini Öven Ebeveynler: Her konuda olduğu gibi bu konuda da aileler çocuklarına model oluyor olabilir. Ailede kendini övmek bir gelenek haline geldiyse çocuğun da ailenin bir parçası olarak böyle davranması çok normaldir. Ya da çok çocuklu ailelerde bir çocuğun yeteneklerinin abartılması diğer çocukların dikkatini çekiyor olabilir. Bu durumda geri planda kaldığını düşünen çocuk da kendini diğer kardeş ile kıyaslayarak ebeveynlerinin dikkatini çekmek isteyebilir.

Çocuklarda Aşırı Böbürlenme Durumunda Ne Yapmalıyız?

Öncelikle devamlı kendi özelliklerini ön plana çıkarmaya çalışan bir çocuğumuz varsa sorunun yukarıda saydığım nedenlerden kaynaklanabileceğini bilmekte fayda var. Bu durumda sebepleri bilmek çözüm açısından da bize yol gösterecektir. Çözüm olarak ise;

1. Çocukların başarısına değil çabasına dikkat çekmek; Çocuğumuzun iyi yaptığı şeyleri taktir etmek istiyorsak öncelikle bunun için harcadığı çabayı taktir etmeliyiz. Örneğin; “Bu sınava iyi hazırlandın, birçok yeni kavram öğrendin, yeni şeyler öğrenmek istemen çok güzel” diyebiliriz. Bu durumda çocuk sonuca değil sürece odaklanmayı öğrenecektir.

2. Aşırı övgüden kaçınmak; Çocuğumuzu olmadığı biri gibi göstermeye çalışmak, onu akranları ile kıyaslamak çocuğun üzerinde ister istemez bir baskı yaratacaktır. Bir çocuğun istediği tek şey sevdiği insanlar tarafından kabul görmek ve sevilmektir. Sevgimizi şarta bağlı kılmamalıyız. Başarıları kadar sevileceği mesajı vermemeliyiz. “Tenis oynarsan daha çok arkadaşın olur, bu sınavı geçersen herkes seni konuşur, bir pianist gibi piano çalarsan beni havalara uçurursun…” gibi aşırı beklenti içeren tepkiler, çocuğumuzun kendini olmadığı biri gibi göstermesine neden olabilir.

3. Özgüveni desteklemek; Özgüven, kişinin kendisi olmaktan mutluluk duymasıdır. Olduğu gibi kabul edilen, sevilen, karar alma süreçlerinde fikri sorulan, yok sayılmayan çocuklar özgüven sorunu yaşamazlar. Ailede sözel, duygusal veya fiziksel şiddet gören, sevilmediğini hisseden, sevgiyi şarta bağlı alan çocuklar ise kendilerini değerli hissetmez ve özgüven geliştiremezler. Bu nedenle özgüvenli çocuklar yetiştirmek istiyorsak aile olarak kendi davranış ve tutumlarımızı da değiştirmeliyiz. Özgüvenli çocuk yetiştirmenin altın kuralı, aşırı disiplin ve aşırı gevşek iki tutum arasındaki orta yolu bulmaktır. Yani çocuk “aşırı kural” veya “aşırı kuralsızlık” tutumuna maruz bırakılmamalı, denge sağlanmalıdır. Özgüveni yeterince gelişmiş çocuklar kendini övme davranışı geliştirmezler.

4. Empati geliştirmesine yardımcı olmak; Çocuklarda empati gelişimi 6 yaştan itibaren oluşmaya başlar. Soyut düşünebilme yetenekleri arttıkça da gelişir. Karşısındaki kişinin yerine kendini koyarak tepki verme olarak tanımladığımız empati duygusu çocuklarda ebeveyn desteğiyle gelişir. Ailesi tarafından anlaşıldığını düşünen çocuk kendini ifade etmek için çaba göstermek zorunda kalmaz. Kısacası kendini ispatlaması gerekmez. Çocuğumuza anlaşıldığını hissettirmek, onu dinlemek ve dinledikten sonra doğru tepkiler vermek empati geliştirmesinde yardımcı olacaktır.

Unutmayalım, çocuklar kendi ailelerin birer aynası. Aynada kendinizi görüyorsunuz.

Haftaya görüşmek üzere, mutlu günler…

Uzm. Psikolojik Danışman Neslihan Ayan

Uzm. Psikolojik Danışman Neslihan Ayan

1985 yılında Aydın-Nazilli’ de dünyaya geldim. 2007 yılında Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümünde Lisans eğitimimi, 2016 yılında ise Ankara Üniversitesi Disiplinlerarası Aile Danışmanlığı bölümünde Yüksek Lisans eğitimimi tamamladım. Aile ve evlilik terapisi, cinsel sağlık, akran zorbalığı ve ayrımcılık, travma ve etkileri, krize müdahale, bağımlılıkla mücadele, sınav kaygısıyla baş etme gibi alanlarda hizmetiçi eğitimler ve sertifikalar aldım.On yılı aşkın süredir çiftler, ebeveynler ve bireylerle görüşmeler yapıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

gelin damat

Göçmen Kuştan “Ana”karaya – 3

ozgur kalem

Özgür Kalem