Esra’nın Hamilelik Günlüğü – 36. Hafta

Herkese merhaba,

Geri sayım başlamış gibi hissediyorum artık. Elif ne zaman gelmek isteyecek bilmiyoruz tabii, belki 2 hafta belki de 5… Hala yukarılarda dolandığı için bana keyfi yerinde gibi geliyor, yani çıkmak için acelesi yok. Onu rahat ettirebildiğim için ben zaten mutluyum.

Şöööyle bir geriye dönüp baktım da şükretmeye devam ettim. Maaşallah gayet keyifli geçirmişiz bu süreci. Şimdi de öyle aslında. Sayabileceğim tek şey ilk aylardaki mide bulantıları (ki doktorumuz iyi bir şey olduğunu söylemişti), sağ yanımdaki yürürken oluşan ağrı (o da bayağıdır yok) ve tabii ki dolma parmaklarım 🙂 Bu kadarı da olsun yani değil mi, hamile olduğumuzu anlayalım. Pek tatlı bir “annelik emaresi” de almış bulunmaktayım karnımdaki çatlakla. 12. haftadan beri kullandığım çatlak kremi genetik faktörlere dayanamadı bence; “Ablacığım benden bu kadar, şuradan az çatlayıverecem.” dedi. Hem de bir gecede. Görünce önce bir şok olsam da şimdi pek seviyorum onu hatta sevip okşuyorum. “Annelik” çünkü o bence, ki benim bikini giydim derdim de yok, o yüzden de rahatım.

Geçen gün işyerindeki eski arkadaşlarım (sevdiklerim yani) bana “veda yemeği” verdiler. Eğlendim çokça. Sonunda da havamı attım ama “isterseniz geç kalmayalım, yarın size mesai var” dedim… Ne kötüyüm değil mi? Orada bebek düşünen ve bana çekinerek sorular soran bir arkadaşa bebeğin hıçkırıklarını dinlettim, inanamadı, gözleri parladı. (Sahi bizimki bolca hıçkırarak kendini belli ediyor sağolsun) Bir de tam ayrılırken 2.5 yaşındaki bir çocuğun saçlarını okşadım; o da dönüp karnımı okşadı… Çok duygulandım, ne tatlı bir anı oldu benim/bizim için.

Bu arada boş durmayıp eşime ufaktan sorular soruyorum, bakalım hazır mı diye. Karar verdim ben boşa okumuşum o kadar kitabı. Mesela soru: “Seni aradım ve sancım var dedim, ne yaparsın?” Benim içimden geçen cümle : “Hemen eve koşarım aşkım” falan iken, koca kişisi hiçbir sakinliğini bozmadan “Sancılar kaç dakikada bir geliyor diye sorarım” demez mi??!!! Aslında doğru cevap da bu olmalı. Adamcağız koşup gelse ne olacak. Ben hemen duygusal cevaplar verirken eşimin sakin cevaplarına hem sevindim hem sinir oldum. Yahu sen hiçbir kitap okumadın be adam, nereden bilirsin bunları? Ya da ben yattıktan sonra çaktırmadan mı okuyor o kitapları bilemedim. Neyse evde birinin duygusal, birinin sakin olması iyi bir şey.

Duygusallık demişken oldukça gülünç şeylere ağlamalarım had safhada. Hatta geçen gün neden ağladığımı unutup, birden durdum “ya ben niye ağlıyordum” dedim. Eşimin cevap manidar; hormonlarına ağlıyorsun” demesin mi? Vay benim hormonlarım diye ağlamaya devam ettim. Demek ki sebebe ihtiyacım yokmuş 🙂

Yine unutuyordum, doktor kontrolümüz de maşallah gayet iyiydi. “E iyi o zaman” diyip çıktık, artık her hafta gidiyoruz kontrole. Nst’deki gluklama sesini de telefonuma kaydettim; ondan şarkı sözü bile yazarım ben. Doktorumuzu hala çok seviyoruz hatta geçen gün ona sarılasım geldi, öyle sıcakkanlı…

Bebişleri birkaç aylık olmuş, canları sıkılan, uykusuz arkadaşlarıma tavsiye verirken buluyorum kendimi. “Büyük resme odaklan”, “Güzel şeyler düşün”, “Bu sürenin geçici olduğunu unutma” falan diye. Davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş misali, birileri de bana şöyle cümleler kurar umarım. Ama en büyük temennim kendimin bu cümleleri hatırlaması.

Bu ara kedili evde bebek araştırmaları yapıyorum. Nasıl yapsak da sürecimiz gayet “normal” olsa diye; fark ettim ki en önemli şey “niyet”. Yani senin bir şeyi yapmaya niyetin varsa her şey gayet doğal akışında gidiyor. “E Lokumcuk Elif gelince neler yapacaksın” sorularıma genelde kafasını çevirdiğine göre, “Hele bir gelsin görelim” diyor sanırım, haklı.

Bu hafta annem gelecek memleketten, yaşasın. Önümüzdeki hafta sonu da inşallah evde kendi halinde bir “Elif geliyor, o da ne! Esra anne mi oluyor? Aman bir de bizim doğumgünlerimiz vardı…” adlı partimiz olacak J

İnsanlar bana “Eee az kaldı, korkuyor musun?” diyorlar. Tek cevap veriyorum: “Bilmiyorum”… Gerçekten bilmiyorum çünkü. Sadece acayip bir heyecan var içimde yavrumuza inşallah kavuşacağımız için. Bilinmeyen bir süreç elbette ki insanın kafasını kurcalıyor ve elbette ki her şeye hazırlıklı olmak mümkün değil ama “Sen gönlünü ferah tut Esoşçum” diyorum kendime. Çünkü gerçekten yaşamamız gereken neyse onu yaşayacağız ve bu süreçte “Ama ben bunu böyle istiyordum” diyerek kendimi şartlandırmamaya karar verdim. Aklımdaki “çekirdek” belli ama üzerinin kremasını da sürece bıraktım açıkçası. Umarım her şey sağlıkla ve güzellikle çıkar karşımıza. Hatta hala eksiklerimizin olması bile fena bir şey değil sanırım.

Herkese neşeli, bereketli, pek güzel haftalar dilerim(z)

Esra Hamilelik 36. hafta

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

4 yorum

  1. Esracim uzun zamandır günlüğünü takip ediyorum. Ben de 35.haftaya girdim bugün. Sancı karsisinda eslerimizin tepkileri ayniymis. Benim sancılarım 33.haftada başladı. Nst de 50 yi görünce doktorum nidilata başlattı. Ne zaman sancı var desem eşim hemen düzenli mi , kasıktan başlayıp bele doğru mu, pozisyonunu degistirince gecmiyor mu sorularını siralayiveriyor. Allahtan birimiz akıllı. Bana kalsa her günümüzü acilde geciririz. Bu arada benim Lara’m da yan duruyor transvers prezantasyonlu. Hep öyleydi zaten zorunlu sezaryan olacağım icin sorun etmiyorum. Sana ve tüm hamile arkadaşlarıma sağlıklı ve hayırlı doğumlar diliyorum. Allah anne olmak isteyen hiçbir kadının kucagini boş bırakmasın. Amin…

    • Merhabalar Handan Hanım,
      Eşler böyle zamanlarda belli ediyor sanırım kendilerini. Ve elbette sakin kalabilmeleri bizim için çok önemli.
      Bilmediğim için soruyorum aslında 35. haftadan sonra bebeğin duruşunu değiştirmesi mümkün olmuyor mu acaba?
      Ama gerçekten önemli olan yavrularımıza sağlıkla kavuşabilmek.
      Siz de umarım Lara’ya sağlıkla, mutlulukla ve huzurlu bir şekilde kavuşup mis kokusunu içinize çekersiniz 🙂
      Yorumunuz için teşekkürler, güzel günler dilerim.

      • Esracim ben de çok iyi bilmiyorum ama sanırım 34-36. haftalarda doğum pozisyonlarını aliyorlarmis ama nadiren de olsa doğum esnasında bile ters durusa gecebiliyormus. Benim asıl sezaryan olma sebebim pıhtılaşma problemimden kaynaklanıyor. Ben bu yüzden 3 bebek kaybettim. Allah kimseye yaşanmasın. Asprin ve kan sulandirici igne kullaniyorum.Doktorlar kıymetli bebek diyorlar. 37.haftayi doldurduktan sonra kollarima alacağım inşallah. Güzel haberlerini takip edeceğim. Sağlıkla kal…

        • Çok üzüldüm önceki bebek kayıpların için ama şimdi Lara’ya kavuşunca umarım tüm sıkıntılı günler geride kalmış olur. Gerçekten isteyen herkese Allah nasip etsin minik yavruları.
          Ben de güzel haberlerini bekliyorum.. Sevgiler sana ve Lara’ya 🙂

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*