Esra’nın Hamilelik Günlüğü – 14. Hafta

Herkese merhabalar,

Bu haftanın aşerme tablosu yine oldukça ilginçti. Birkaç gün üst üste Ankara simidi istedi canım. Ama öyle pastane simidinden değil. Bildiğin yolda satılan, pekmezli gibi görünen ancak tozlu simitlerden… Bulamadım. Ta ki işyerinde bizim katta bir ablanın kahvaltısında görene kadar. Oldukça isteksiz sorduğu “Yer miydin simit?” sorusuna cevap bile vermeden uzandım aldım; “Sen benim kaç gündür bu simidin peşinde olduğumu biliyor muydun?” diye… Tuhaf yani. Can bu, illa tozlu olacak diyor 🙂

Kış mevsimi iyice gelmeden herkes kavanozlara domates, tarhana hazırlığını yapmıştır herhalde. Bize de tarhana asıl memleketi olan Uşak’tan geliyor. Eşimin memleketi elbette… Ancak ne yazık ki çokça sevdiğim bu çorbadan hamileliğin henüz başındayken tiksinmiştim ve adını dahi anmıyordum. Sonra bir gün içimde bir hareketlenme oldu. Canım bir şey çekiyordu, ama, ne olduğunu bulamıyordum. Derken burnuma kokusu geldi. Beyaz tarhana… Yine profiterol örneği gibi kaç yıl önce yediğimi/içtiğimi hatırlamadığım bu yiyeceği bizim ailede sadece annemin kuzeni yapar. Yani, beyaz tarhanaya kısaca Angara yolları gözükmüştü. Neyse ki kuzenim tam o günlerde Adana’daydı ve birkaç güne dönecekti. Tarhananın bana ulaşana kadar “annemin kuzeni(yapan), annemin diğer kuzeni, annem, kuzenim, diğer kuzenim, onun ev arkadaşı ve sonunda ben” şeklinde bir yolculuğu oldu. O yüzden çok kıymetli. Bilmeyenler için beyaz tarhanada salça,domates falan yok. Maya, yoğurt vs. ile yapılıyormuş ama görüntüsü bembeyaz. Kuzenimin kapısının önüne gittiğimizde bizi hiç tanımadığım bir köpek karşıladı. O kadar büyüktü ki ayağa kalksa ben çömelmiş gibi kalırdım yanında, zaten adı da “King”miş. Kapı açılana kadar bu sevimli köpek eteğimin altından kafasını sokup beni kokladı. İçeride başka haylaz bir köpek olduğunu da bildiğimden işlerimizi çabucak halledip, tarhanayı alıp ortamdan uzaklaştık. Zira King’i eve bile götürmek isteyebilirdik, pek tatlıydı.

Simit ve tarhananın dışında, hamileliğimin önceki haftalarında özellikle başlamak istemediğim balık-ızgara turlarına bu hafta başladık. Neyse ki karnımdaki bıdışın çooook sevdiğini ve “Daha yok mu?” dediğini duyar gibi oldum. Bir de salatanın zararı var mı bilmiyorum, ama, ben her gün büyük bir kase salata yemeye başladım. Sanırım havuca karşı vücudum fazlaca istek gönderiyor.

Bu hafta Ankara’da havaların bir acayip soğuduğunu kırmızı palyaço burunla yürürken iyice fark ettim. “Kış hamileliği zor mu ne?” cümleleri ilk bu hafta duyuldu. Yine de tabii ki halimize şükrettik ancak kıyafetlere girmek de, kat kat dolanmak da, tuvalete gitmek de pek kolay olmadı.

Teraziye göre hala kilo almamışım. Bu iyi bir şey mi onu da bilmiyorum. Geçen gittiğimizde doktor “3 hafta sonraki randevuda yarım kilo ile 1 kilo arası almış ol.” dedi. Nasıl olsa önümüz bayram. Bana çok iyi bakacaklarını bildiğimden kilo olayını bayrama bırakmaya karar verdim. Olmadı doktorun ofisine gitmeden kumpir yiyip şişerim 🙂

Havalar soğuduğu için, bu haftayı yürüyüş yapmak istemek ama üşümek, duşa girip rahatlamak ama sonrasında hapşuruklara kalmak arasında geçirdim. Ben de uzun yürüyüşler yapmak zorunda olmadığıma inandırdım kendimi. Öğle arası 15-20 dakika, iş çıkışında da 15-20 dakika yürüsem o da yeter, sanki. Yetmez mi? Duş konusunda da “Madem sabahları hava çok soğuk, duşa akşamları girerim. Olmadı pis kalırım. Üşüsem daha mı iyi?” felsefesini benimsedim. Kokmadım merak etmeyin 🙂

İşyerinde canımı sıkan gelişmeler olunca aklıma hemen annemi getirdim. Ben yapı olarak bir sıkıntı gördüğüm zaman mücadeleyi hemen bırakma eğilimindeyim. Oysa başak burcu dişli bir kadın olan annem sürekli bize “Mücadeleden asla vazgeçmeyin” der. Bu hafta da mücadeleden vazgeçmemeye ama canımı da sıkmamaya çalıştım. Bir de aklıma hep şunu getirdim: Bu olay şu an bana kocaman geliyor, çünkü içindeyim. Halbuki olaydan biraz uzaklaşsam olay minik kalıyor… Bunları denedim işte…

Gelelim bu haftanın bebiş haberini paylaşma şekillerine ve başımıza gelenlere. Aslında başımıza bir şey geldiği yok da(orayı abarttım) neler duyduk onları özetlemeye. Çok samimi olmadığım bir iş arkadaşıma bıdıştan bahsettim. Çok sevindi ama nedense yarım saat boyunca kendi çocuklarıyla yaşadıklarını ve özellikle de ev kazalarına dikkat etmemi örnekler vererek tembihledi. İyi niyetli olduğunu biliyorum. Sadece “Bir doğsaydı…” demekten kendimi alamadım. Oradan ayrıldıktan sonra da “ev kazalarını” düşünerek bir süre endişelendim. İnsanın hangi durumda neden etkilenebileceği pek belli olmuyor.

Diğeri de komik olan bir enstantane. Geçenlerde arabadan indik ve ben üşüdüğüm için titreyerek eve doğru ilerliyorum. Normalde “merhaba”sı bile olmayan komşumuz da kapıdan çıkıyormuş, yanımda durmadı bile. Yanımdan geçerken “Rahatsız mısın? bebek mi var?” dedi. Ben de muhtemelen soruyu yanlış duydum diye düşünerek tekrarlattım. Yine aynı soru gelince ben de “Heee, bebek var” dedim gülerek. Bebek değilse rahatsız olmamı gerektirecek bir şekilde de yürümüyordum ama… Sadece üşüyordum ben meraklı teyze 🙂

Sorularımı sona sakladım. Kilo almamış bir bünye nasıl olur da eski kıyafetlerine giremez? Hatta kilo alınmamışsa öne doğru kendini atıveren bir göbek hangi pantolona,eteğe girer?

Hatta asıl bomba soru sonda: 1 ay sonraki kardeş düğününe abiye hamile kıyafeti nereden, nasıl bulunur? Zira internette pek bir şey bulamadım. Normal elbiselerin üstü 38, altı 40-42 olanı var mıdır 🙂

Herkese kocaman gülümsemeli, bol kestaneli, çokça yürüyüşlü ve havuçlu salatalı haftalar dilerim(z).

Sevgiler.

Esra Hamilelik 14. Hafta

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

4 yorum

  1. Sevgili Esra, öncelikle yazılarını zevkle okuyorum. Aş erme zamanları hem ilginç oluyor hem de çok komik oluyor. ben de hayatımda yemediğim şeylere aş ermiştim. Simit gerçekten süper bir şey ben çok severim lakin fazla abartma, susamları hem mide yanmasına hem de bulantıya neden olur. Salata bol bol yiyebilirsin ama malzemelerin iyi yıkanmış olduğundan emin ol. şimdilik kış hamileliği zor geliyor olabilir ama ilerde vücut ısın artacak ve yanmaya başlayacaksın. Zira burada havalar soğumasına rağmen ben hala kısa kollu giyiyorum. oysa normalde çok üşürüm. kiloyu dert etme nasılsa sonra istemesen de alıyosun. Hamile olduğun için psikolojik olarak kilo almış hissediyosun ama aslında şişlik vardır ve bu yüzden de kıyafetlerine sığamıyorsun. Tavsiyem hamile kıyafetleri için daha çok erken, normal bedeninden bir beden büyük kıyafet al daha rahat edersin. Çünkü bu dönemde hamilelik giyince komik görünüyor. Ben denedim ve çok komik göründüm. Yeni haftanın bıdışına da sana iyi geçmesi dilekleriyle…. sevgiler

    • Merhabalar Mervin, Çok teşekkür ederim ben de sizin yazılarınızı zevkle ve aslında heyecanla okuyorum (malum, haftaları önceden takip ediyorum sayenizde 🙂 Benim aşermelerim genelde 1 lokma alınca geçiyor, o yüzden de meşakkatli yollardan bana getirilen şeylere üzülüyorum çünkü oturup 1 kilo profiterol yiyemem ya da 3-5 simide yumulamam.. Kokusu burnumdan geçtiği için bir lokma alsam yetiyor ama tavsiyen için sağol..simidi bilmem mi, susamları mideyi fena yakıyor. Salatayı da evin dışında kesinlikle yemiyorum. Evde de 2-3 ayrı su ve son suyuna sirke koyuyorum mutlaka. Semizotu da öyle daha temiz oluyor.
      Adanada havalar mı soğudu? Yok canım inanmam 🙂 Bizimkiler hala klimayı gündüz açıp, akşam balkon açık uyuyorlarmış. Bizim burada kaloriferler yanıyor.. Ben de üşümeyeceğim günleri iple çekiyorum. Üşümenin galiba demir eksikliği ile ilgisi varmış ama zaten demir hapı da alıyorum, nedir bu titremeler bilmiyorum.
      Buradaki fotoğrafıma bakınca hamile abiyeye ihtiyacım yokmuş gibi duruyorum aslında, dediğin gibi ben kendimi şiş mi hissediyorum nedir.. Görüşmek üzere, sevgiler..

  2. Selam Esra,
    Hamilelik kıyafeti dedin beni zayıf noktamdan yakaladın. Zira ben de senin gibi bir düğüne davetliydim karnımın çıkmaya başladığı bir dönemdi. Öncelikle şanslıysan bazı markalar normal elbiseleri öyle bir geniş kalıp yapıyorlar ki, zannedersin hamile kıyafeti. Ben mangodan small beden bir elbise alıp, göbişimle giymiştim bir düğüne, hatta o kadar boldu ki, göbeğim bile belli olmadı. Onun dışında robadan genişleyen bir elbise alırsan o da seni kurtarır. Diğer yandan eğer bulamazsan sana ebrumaternity’i tavsiye ederim. Hatta çok da güzel bir abiye kıyafeti var şu an gözümün takıldığı. Kendi internet sitesi var, bir de bazen anne çocuk fırsat sitelerinde daha uygun fiyata düşüyor. Tavsiye ederim.

    • Merhabalar Berrak,
      Hamile abiyeye ihtiyacım var mı yok mu görmek için az daha bekleyeceğim. Kardeşim (benim tam zıddım) “hala almadın mı elbiseyi” diye panik yapsa da ben son 10 güne bıraktım bakma/alma işini. Bahsettiğin markaya benim de gözüm çarptı hatta bir şeyler söyledim ama tamamen “olmazsa iade ederim” diyerek 🙂 O da nasıl bir alışverişse artık.. Mağazalara gidip denemek daha mantıklı olacak sanki..
      Sağolasın öneriler için. Görüşmek üzere, sevgiler.

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*