Emzirmek ya da Emzirmemek: İşte Bütün Mesele

emzirme

Hamileliğiniz sırasında annesinin göğsüne yanaşmış, iştahla beslenen bir bebek fotoğrafı mutlaka görmüşsünüzdür. Bu mucizevi sahne zaten üst seviyelerde olan hormonlarınızı iyice çalıştırır. Gözlerinizin hafifçe nemlenmesine neden olur. Bir yandan emzirmenin nasıl bir duygu olacağını merak ederken, öbür yandan “emzirmeyi başarabilecek miyim?” fikri aklınızı kemirir durur. Emzirmek ne kadar zor olabilir ki? Altı üstü bebeği göğsünü yanaştıracaksın, gerisi ona kalmış. Ancak  kazın ayağı öyle değil. Emzirme macerası her anne için kolay bir şekilde gelişmiyor. Pek çok arkadaşımın çeşitli sebeplerle emzir(e)mediklerini, emzirmelerinin kesintiye uğradığını ve sonunda kısa sürede emzirmeden soğuyarak fomül ya da normal süte geçiş yaptıklarını gözlemliyorum.

Her ne kadar emzirmenin faydaları pek çok kaynakta verilse de, Türkiye’nin emzirme tablosu hala iç açıcı değil. 2008 yılı istatistiklerine1 göre, Türkiye’de 2-3 aylık bebeklerin yarıdan fazlası (%58) anne sütü dışında başka gıdalarla da tanışmış durumda. 6. aya gelindiğinde sadece anne sütüyle beslenen bebek hemen hemen yok gibi. (%1,6) Oysa başta UNICEF ve Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) olmak üzere pek çok sağlık kurumu bebeklerin doğumdan itibaren ilk 6 ay boyunca sadece anne sütü almalarını ve 2 sene boyunca da emzirilmeye devam edilmelerini öneriyor.

Emzirme bu kadar faydalı birşeyse, neden ülkemizdeki emzirme rakamları daha iyi bir noktada değil? Dünyaya geleli henüz sekiz hafta olmuş olan bir bebeği meyve suyu ve ek gıdalarla tanıştırmanın sebebi nedir? Emzirmeye hiç başlamama ya da emzirmeyi kısa sürede bırakma nedenleri anneden anneye farklılık göstermekle beraber, sebeplerin çoğunlukla mecburiyetten kaynaklanmadığını söylesem şaşırır mısınız?

Emzirmem İmkansız (mı?)

İster inanın, ister inanmayın başarılı bir emzirme sürecinin temeli annenin bu işi yapacağına inanmasından geçiyor. Hamilelik döneminde bebekle ilgili konularda biraz araştırma yapan bir anne adayı, emzirmenin faydaları konusunda fikir sahibi olmaya başlıyor. Doğumdan önce çoğu kadın emzirme fikrine sıcak bakıp, mümkün olduğunca uzun bir süre emzirmeyi hedefliyor.

Ancak bebek kucağa alındıktan sonra emzirmeyle ilgili bir problem yaşandığında kafalar karışıyor. Pek çok taze anne sorularına yanıt bulacağı doğru bir kaynağa ulaşamıyor. Ulaştığı kaynaklarda da çoğunlukla kulaktan dolma, hatalı ya da eksik bilgilerle karşılaşıyor. Örneğin internette annelikle ilgili forumlarda emzirme sırasında yaşanan problemler sıklıkla paylaşılıyor. Bu forumlarda emzirme problemlerine inanılmayacak çözümler öneriliyor. Kimi zaman da emzirmeyi kısa sürede bırakan annelerin birbirleriyle dertleşmelerine tanık oluyorsunuz. Bu yazıları okuyan ve emzirme problemlerinin yanısıra, uykusuzlukla, yorgunlukla boğuşan taze annenin cesareti giderek kırılmaya başlıyor. Bir de sokakta karşılaştığı ve her konuda fikir beyan eden Ayşe Teyze “Bu çocuğu neyle besliyorsunuz? Aç kalmış bu, aç. Baksana ne kadar zayıf.” deyince, sabırlar taşıyor. Kocalar hazır mama almaya gönderiliyor.

Emzirmek emek ve bilgi isteyen bir süreç.Kimilerine sürdürmek, kimilerine bırakmak daha kolay geliyor. Bu yazıyla amacım emzirmeyi bırakmış olan anneleri kötü hissettirmek değil. Aksine, emzirmek istediği halde sorunlar yaşayan, sorularına yanıt bulamayan ve çevresindekiler tarafından desteklenmeyen anneleri bir nebze de olsun rahatlatmak. Yalnız olmadıklarını, yaşanan pek çok sıkıntının çeşitli yöntemlerle halledilebileceğini göstermek. Gerçekten de emzirmenin imkansız ya da sakıncalı olduğu durumlar öyle az ki…

Öte yandan “emzirmenin bir mecburiyet değil, bir tercih olduğuna” inanıyorum. Hayatınız boyunca sürecek ebeveynlik maceranızda vermeniz gereken kararlardan sadece biri. Artılarını, eksilerini  tartarak bilinçli bir karar verdiğiniz sürece dilediğiniz yönde tercihinizi yapın. Kararınız emzirmeme yönündeyse, kimsenin sizi kötü hissettirmesine izin vermeyin. Sonuçta emzirilen çocuk da yapay sütle beslenen çocuk da bir şekilde büyüyecek. Kararınız emzirme yönündeyse, uğurlar olsun. Yalnız kimi zaman zorluk yaşayabileceğinizi bilin. Yaşadığınız zorluklarda vazgeçmek yerine, işin uzmanlarından destek almaya çalışın.

Bu yazımda emzirmenin sakıncalı olduğu ve ertelenmesi gerektiği durumları listelemeye çalıştım. Ayrıca annelerin kısa bir sürede emzirmeyi bırakma nedenleri ve bu konulara bulunan çözümleri açıkladım. Emzirme ben de bazı sorunlar yaşadığım için, sizleri çok iyi anlıyorum. Emzirme konusunda tereddüt yaşayan bir taze anneye bile yardımcı olabilirsem ne mutlu bana.

Emzirmenin Sakıncalı Olduğu Durumlar

Amerikan Hastalık Kontrolu ve Önleme Merkezi’ne göre emzirmenin sakıncalı olduğu durumlar şöyle:2

Anne HIV virüsü taşıyorsa, aktif ve tedavi edilmemiş tüberküloz hastalığı varsa, HTLV-1 türünde kansere yakalamışsa, kanındaki kurşun miktarı belli bir orandan yüksekse, uyuşturucu kullanıyorsa, anne sütünden çocuğa geçecek belli ilaçları kullanıyorsa (çoğu antibiyotik ve ağrı kesici bu ilaçlara dahil değil) ve tedavi amacıyla düzenli olarak radyoaktif ışınlar alıyorsa hiç emzirmemesi gerekir.

Ayrıca bebekte nadir bir metabolik hastalık olan galaktosemi varsa, bebek emzirilmemelidir.

Emzirmenin Ertelenmesi Gereken Durumlar

Annenin göğüslerinde enfekte olmuş lezyonlar varsa ve bir sefere mahsus olarak tedavi amaçlı radyoaktif ışın almışsa, bunların etkisi geçene kadar emzirmeyi ertelemelidir. Bu dönemde süt üretiminin durmaması için sütü sağıp atması tavsiye edilir.

Emzirmeyi Neden Bırakıyoruz?

Görüldüğü gibi emzirmenin sakıncalı olduğu ve ertelenmesi gerektiği durumlar oldukça küçük bir anne grubunu kapsıyor. Emzirmeyi bırakan çoğu taze annenin nedenleri farklıdır. Taze annelerden bu sebepler yerine aşağıdakileri sebepleri sık sık duyarsınız…

Sütüm gelmedi

Yeni doğan bebeği görmek için yaptığım bazı ziyaretlerde annenin üzüntüyle “Sütüm gelmedi, bebeğim aç.” diye üzüldüğüne tanık oldum. Tahmin edilenin aksine, bebeğinizi kucağınıza alır almaz o meşhur beyaz renkli süt gelmez. Olgun süt denilen beyaz renkli süt, doğumdan sonraki 2. ya da 3. günde gelir. Bebeğinizin emdiği ilk süt, “sıvı altın” da denilen kolostrumdur. Kolosturum protein, vitamin, mineral ve hastalık önleyici antikorlar yönünden çok zengindir. Ülkemizde bazı bölgelerde yaygın olan yanlış bir inanca göre, sarı renkli olduğu ve çocuğa zarar vereceği düşüncesiyle kolostrum sağılıp atılmaktadır. Oysa kolostrum bir damlası bile ziyan edilmemesi gereken çok önemli bir besindir. Yeni doğmuş bir bebeğin midesinin bir misket kadar küçük olduğu düşünülürse, ilk günde 2-3 saat arayla emeceği 1 çay kaşığı kadar kolostrum yeterli olacaktır.

Göğsüm acıyor

“Bağıra-bağıra, ayaklarımı yere vura vura emziriyorum. Emzirirken gözümden yaş geliyor.” Bu cümleler tanıdık geldi mi? Emzirmek anne için acı veren bir eylem olmamalıdır. Emzirirken göğsünüz acıyorsa bunun sebebi bebeğin göğüsü yanlış bir şekilde  almasıdır. Doğru yöntemde annenin göğüs ucunun kahverengi olan büyük kısmı (aerola) bebeğin ağzının içindedir. Bebek göğsün sadece ucuna tutunursa, emzirme işlemi acılı olur. Araştırma ve alıştırma yaparak size uyan emzirme tekniğini öğrenmeye çalışın. Gerekirse hastanelerdeki emzirme danışmanlarının yardımını alın. Bazen bir pratik uygulama bin tane açıklamaya bedeldir.

Göğüs ucum çatladı

Bebeğin göğüse sürekli hatalı olarak tutunması ve göğüsten hatalı bir şekilde ayrılması durumunda göğüs uçları çatlayıp, kanamaya başlayabilir. Bebek ayrılıken başı geriye doğru çekilmemelidir. Bunun yerine anne, bebeğin ağzınının kenarıyla göğüs ucunun birleştiği yere serçe parmağını hafifçe koyduğunda, bebek kendiliğinden ayrılacaktır. Göğüs ucunun çatlaması anne için acı verebilir. Çatlakları önlemek için her emzirmeden sonra göğsünüzü beş dakika kadar havalandırın. Çatlak bölgeye bu iş için yapılmış özel kremlerden sürün. Göğsünüzün kıyafetinizle temasını engelleyecek kalkanlardan kullanın.

Bebek göğsümü alamıyor. Nasıl emzireceğimi bilmiyorum.

Emzirmek için birden fazla teknik mevcut. Detaylar için tek bebek ve iki bebek için farklı emzirme pozisyonlarını içeren şu yazıma göz atabilirsiniz..

Sütüm yetmiyor, bebek doymuyor.

Yeni annelere sütün yetmediği konusunda akıl veren çok olur. İşin aslı, anne sütü yapay mamalara göre daha hızlı sindirilir. Bu nedenle anne sütüyle beslenen bebekler, yapay mama alan bebeklere göre daha sık beslenirler. Bu da sütün yetmediği ya da bebeğin doymadığı olarak algılanabilir. Yenidoğan bebeğiniz her 1-3 saatte bir besleniyorsa (günde en az 8 beslenme), çişini ve kakasını yeterince yapıyorsa (ilk haftada gün sayısıyla aynı sayıda çiş ve günde 3-4 kaka) , beslenme sırasında bebeğin yutma sesini duyuyorsanız, göğüsleriniz beslenme işlemi sonrasında boşalıyorsa, bebeğiniz beslenme işlemi sonrasında doygun gözüküyorsa, beslenmeler arasında huzurluysa, aktif ve canlı gözüküyorsa, en önemlisi düzenli bir şekilde kilo alıyorsa hiç endişelenmeyin. Sütünüz yeterlidir. Bütün bunlara rağmen sütünüzün yeterli olup olmadığı hala kafanızı kurcalıyorsa emzirme danışmanına başvurun.

Göğüs uçlarım düz ya da içe dönük

Göğüs uçlarının düz ya da içe dönük olması emzirmeyi zorlaştırabilmekle beraber emzirmeye engel değildir. Düz göğüs uçları için emzirmeye yardımcı göğüs kalkanlarından, içe dönük göğüs uçları için göğüs uçlarını dışarı çeken aletlerden yararlanabilirsiniz. Kimi zaman süt pompası kullanmak da işe yarar.

Göğüslerim çok küçük

Küçük göğüslere sahip olduğunuz için bebeğinize yetecek kadar süt üretemeyeceğinizden endişe ediyor olabilirsiniz. Ancak küçük göğüsler de büyük göğüsler kadar süt üretebilir. Tek yapmanız gereken biraz daha sık emzirmektir.

Hastayım, bebeğe geçer

Kimi kadınlar nezle, grip ya da ishal olduklarında, bu rahatsızlıklarının anne sütü yoluyla bebeğe geçeceğini düşündüklerinden emzirmekten vazgeçer. Bu tür rahatsızlıklar süt yoluyla bebeğe geçmediği gibi, aksine, anne hasta olduğunda sütün içinde antikorlar üremeye başlar ve bu antikolar bebeğin aynı hastalıklara yakalanmasını engeller.

Çalışıyorum

Devlet sektöründe çalışan işçiler ve memurların annelik ve süt izinleri kanunlarla düzenlenmiştir. Özel sektördeyse kurumun insiyatifine bağlıdır. Ancak genellikle doğum ve süt izinleri uygulanmaktadır. Çalışan bir anne için bebekten ayrılıyor olmak zaten yeterince stresli bir durumdur. Bu zor koşulların süt üretiminizi engellememesi için düzenli bir sağma ve saklama yöntemi izlemeye çalışın.

Uykusuz kalıyorum

Ebeveynliğin renkli dünyasına hoşgeldiniz 🙂 Anne sütüyle beslenme nedeniyle annelerin daha çok uykusuz kaldıkları doğrudur. Kim haftalar boyunca her gece 2-3 saatte bir kalkınca uykusuz kalmaz ki? Güzel haber, en fazla 3. ya da 4.ay itibarıyla bebeğinizin mide kapasitesinin büyüyeceği ve gece uykularının uzamaya başlayacağıdır. Çok uykusuz kaldığınız zamanlar için anne sütünü pompayla sağarak, bu görevi babaya verebilirsiniz.

Bizim Emzirme Hikayemiz

Emzirme konusuna her zaman sıcak bakıyordum. Hamile kaldığımda bu konu hakkında araştırma yapmaya başladım. Can doğmadan birkaç ay önce emzirme kursuna giderek bilgilerimi pekiştirdim. Doğumunun ardından ilk bir saat içinde Can’ı ilk defa emzirdim. İlk emzirme sırasında bebeğimi doğru tutmam konusunda hastanedeki hemşireden ve emzirme danışmanından yardım aldım. Doğumdan önce hayal ettiğim gibi müthiş bir deneyimdi.

Emzirme maceramızın ilk dönemlerinde, biraz uykusuzluktan ve biraz da tecrübesizlikten dolayı zorlandığımı hatırlıyorum. İlk günlerde bebeğe doğru eğilmekten ve kendimi kasmaktan dolayı ayak bileklerim şişti. Emzirirken sırtınızı kamburlaştırarak göğsü bebeğe ulaştırmaya çalışmak yerine, rahat bir pozisyonda oturup, bebeğin göğsünüze gelmesi ve ayaklarınızı uzatacağınız bir taburenin olması çok önemli. İlk haftalarda göğüslerimde tıkanıklık ve şişme oldu, süt pompasıyla sorunu çözdüm. Yine ilk haftalarda uygun emzirme pozisyonunu bulmakta zorlanıyordum. Bebeği destekleyecek yastık kullanmak ve koltuk altı pozisyonunu tercih etmek çok işime yaradı. Yorgun olduğum anlarda da yatarak emzirdim. Sonraki haftalarda göğüs uçlarım çatladı. Krem sürme ve havalandırma yöntemiyle olayı çözdüm. Bir ara Can’ın az süt aldığından endişelendim. Hastanedeki emzirme danışmanından randevu aldım. Emzirme danışmanı süt seansı öncesi ve sonrası hassas bir teraziyle Can’ı tartarak, o seansta ne kadar süt aldığını söyledi. Meğer endişelendiğim gibi yetersiz değilmiş.

Sonuç olarak Can’ın ilk altı ayı ağırlıklı olarak anne sütüyle geçti. Geriye dönüp baktığımda emzirme sürecinde yaşadığım zorlukları değil, güzellikleri hatırlamayı tercih ediyorum. Emzirerek bebeğime sağlıklı bir başlangıç verdiğime inanıyorum.

Emzirmeye niyetli olan anne adaylarına ve emzirmeye başlamış annelere tavsiyem: “Kendinize güvenin. Harika bir iş başarıyorsunuz. Yetersiz kaldığınızı, sorun yaşadığınızı düşündüğünüz noktada yardım almaktan çekinmeyin.”

Emzirmek ya da emzirmemek. İşte bütün mesele bu…

Kaynaklar

1- Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması, 2008
2- Amerikan Hastalık Kontrolu ve Önleme Merkezi

 

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*