Eğitimci Değil, Anneyim

Bugünkü yazımızı konuk yazar Blogcu Anne yazıyor. Blogcu Anne’ye BebekveBen.com’a konuk yazar olarak katkıda bulunduğu için çok teşekkür ederim.
***

Hayatımla ilgili en büyük pişmanlıklarımdan biri piyano çalmayı bırakmaksa, diğeri de öğretmen olmamaktır. Pişmanlık çok olumsuz bir kelime belki, ama hakikaten her ikisi de içimde kalmıştır.

Öte yandan, öğretmen olmamış olmakla da doğru bir karar vermiş olduğumu fark ediyorum bu yaz tatilinin sonuna yaklaşırken. Karar demeyeyim aslında, o yönde somut adımlar atmadım hiç. “İyi ki olaylar o yönde gelişmemiş” demek daha doğru belki.

Yok, sabır yok bende. Yaratıcılık yok. Oyun kuramayan, sıfırdan yaratamayan, masal anlatamayan bir insandan öğretmen olur mu?

Geçtiğimiz haftanın başında, yaklaşık iki aydır süregelen yaz tatilinden çok bunaldığım bir noktada, evin yakınındaki bir okulu aradım. Evet, yaptım bunu. Aradım, ve yaz okulu programları hakkında bilgi almak istedim. Hiç olmazsa yarım gün göndersem Deniz’i diye düşündüm. Hatta gittim, görüştüm de onlarla. Deniz’i Eylül’de de oraya başlatmayı düşünüyoruz zaten.

Görüştüğüm okul müdürü çok tecrübeli bir eğitimci. Deniz bahçede öğretmenle oynarken kendisiyle bolca sohbet ettik. Mümkünse, dişimi sıkabiliyorsam yaz okuluna göndermememi önerdi kendisi. Zaten 19 Ağustos’ta kapanıyormuş okul,“3 hafta için -bence- kafasını karıştırmayın” dedi. Deniz geçen sene de oranın yaz okuluna gitmişti, orayı sadece “yazın gidilen yer” olarak algılamasının doğru olmayacağını söyledi. Katıldım, şansıma küstüm, ve “Eylül’de görüşürüz” diyerek çıktım görüşmeden.

İşte bu sohbetimiz sırasında bir şey söyledi Şebnem Hanım: “Çocukları, özellikle de okula giden çocukları evde eylemek zordur. Zorlanmakta çok haklısınız; siz eğitimci değil, annesinizdedi. Ve ekledi: “Okula giden çocuklar düzen beklerler, aktivite beklerler. Bir şey bitince neyin başlayacağını bilmek isterler.”

Kalkıp boynuna sarılmak istedim. “Ağzınıza sağlık, verin bir öpeyim elinizi” demek istedim. Deniz aynen de böyle. Sürekli bir plan, program talebinde. “Anne, yemeğim bittikten sonra biraz televizyon seyredebilir miyim? Parktan geldikten sonra legolarla oynayabilir miyim? Yatmadan önce üç kitap okuyabilir miyim?”

Ne bileyim Deniz’ciğim?! demek geliyor içimden bazen. Zamanımız kalırsa,ortam uygun olursa yaparsın! Ama kim bilebilir ki biz tam kitap okumaya başladığımızda Derin’in kaka yapmayacağını ve bizim hikaye saatimizin bölünmeyeceğini? Ya da parkta uzun kalmak isteyecek olursan, eve tam yatma saatinde gelmeyeceğimizin garantisini kim verecek? Böyle teknik hesaplara zorlamasana beni çocuk!

Evet ya, dedim, eğitimci değilim ben. Anneyim. Anneler ne yapar? Sürekli aktivite mi düzenler çocuklarına? Yoksa parmak boyası yaparken arada ocaktaki kuru fasulyeyi mi kontrol eder? İlgi bekleyen ikinci çocuğun da gönlünü hoş tutmaya çalışırken ara sıra sesinin ayarını kaçırmaz mı? Gün boyu kendine ayırabildiği tek vakit tuvaletteyse, kapısını kilitleyip içeride gerekenden belki biraz daha fazla kalmaz mı?

Anneyim ben. O kadar.

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*