in

BilgilendimBilgilendim DestekliyorumDestekliyorum BayıldımBayıldım

Covid 19 Pandemi Süreci ve Sonrası Eğitim

Tam olarak 12 Aralık 2019’da hayatımız değişti ve yeni bir virüsle tanıştı tüm dünya; COVID 19. İlk olarak Çin’in Hubei eyaletine bağlı Wuhan kentinde tespit edildi ve kısa sürede tüm dünyada etkisini gösterdi. O kadar az şey biliyorduk ki bu virüs hakkında; Nedir? Nasıl jet hızında bu kadar insana bulaşır? Neler oluyor? Yoksa kapitalist dünyanın yeni bir oyunu mu bu? Kolonya bizi korur mu? Bu da bir grip türü mü? Tuzlu suyla gargara yapsak geçer mi? Derken bir baktık ki iş gittikçe ciddiye biniyor ve dünya duruyor. Sosyo-ekonomik hayatlarımız alt üst olduğu gibi çocuklarımızın eğitim hayatı da sekteye uğradı. Bu ciddi sorun ileriki yıllarda neler doğurur, çocuklarımızı nasıl etkiler hepimiz yaşayıp göreceğiz.

corona eğitim

Mart 2019 itibari ile 184 ülkede okullar kapandı. UNESCO’nun açıkladığı rakamlara göre toplamda 1.5 milyar öğrencinin eğitimi aksadı ve bu durum Türkiye için hala devam ediyor. Lütfen 1.5 milyar deyip geçmeyelim, çünkü bu rakam dünyada toplam öğrenci sayısının %90’nına denk geliyor. [1] Türkiye’de 23 Mart itibariyle online eğitime geçildi. Eğitim kurumları farklı teknolojiler kullanarak öğrencilerin eğitimlerini devam ettirmelerini sağladı ve sağlamaya da devam ediyor. Bunu ne kadar doğru, ne kadar organize yaptılar uzunca tartışılır ve bence bundan da bir kitap olur. Bu sebeple ayrıntılara girmeyeceğim. Ancak hepimizinde bildiği üzere eğitim, öğretim sosyal bir olgudur ve zorunlu haller dışında etkileşim olmadan sürdürülmesi de mümkün değildir. Bunu biliyorduk elbette ama salgın sürecinde bizzat yaşayarak daha da iyi anladık.

Salgın sürecinde birçok ülke eğitim sistemlerinin değişime açık olmadığını da yaşayarak gördü. PISA raporlarında birinciliği her konuda normalleştirmiş Finlandiya gibi örnek ülkeleri tenzih ediyorum. Ancak bu acı tecrübenin bedellerini maalesef çocuklarımız ödeyecek. Eğitimden mahrum kalmak bir yana sosyal hayatları da oldukça etkilendi.

Daha da önemle üstünde durulması gereken konu ise, online eğitim kaynaklarının eşit olmadığı ülkelerde öğrencilerin yaşadığı tecrübe sorun olmaktan öte trajik bir durum halini aldı. Hepimizin farkında olduğu üzere internet ve ekran erişimi herkeste bulunmamakta. Birçok ülkenin teknolojik alt yapılarının yetersizliğini tartışmaya gerek dahi duymuyorum. Yaşamakta olduğumuz pandemi travmasının yanında sosyo ekonomik durum burada da dezavantaj olarak yine karşımıza çıkıyor. Sağlık bu aşamada elbette hepimizin önceliği. Ancak devletlerin sağlık dışında birincil önem vermesi gereken konu ise; eğitimde eşit imkanlar sağlanması konusu. Bence bu konuda Türkiye dahil birçok ülke sınıfta kaldı. Çok hazırlıksız yakalandık bu pandemi illetine. Bunca zaman geçmesine rağmen hala bebek adımlarını geçemiyor yapılan çalışmalar. Ancak Prof. Dr. Selçuk Şirin’in [2] sosyal medya hesaplarında dile getirdiği üzere; “Okullar açık veya uzaktan farketmez, çocuklarımızın ortak geleceği için bu eşitsiz düzeni değiştirmek zorundayız. Kamuda bütçe öncelik demektir. Acilen uzaktan eğitim alan her yoksul öğrenciye basit bir tablet ve ücretsiz internet hizmeti verilmeli. Çünkü çocuklardan daha büyük bir öncelik olamaz!” Birde engelli ve özel gereksinimli çocuklarımız ile aile içi şiddete uğrayan çocuklarımızı düşünmemiz gerekiyor. Bu çocukların destek alabilmesi için ücretsiz ve kolay ulaşılabilir kanallar oluşturulması gerekiyor. Burda devletler etkin olmalı. Unutmamamız gereken bu illet virüsten de tehlikeli sonuçlar yaratabilir gelecekte.

Bu süreçte bizleri ve çocuklarımızı zorlayıcı konulardan bir diğeri de belirsizlik, panik, sevdiklerini kaybetme yani ölüm korkusu, sosyo ekonomik dengenin bozulması ve buna bağlı olarak işsiz kalma korkusu. Çocuklarımızın arkadaş ve canlı etkileşim ihtiyacı ve hareket edebilme ihtiyacı da olamadı. Bu endişeler içinde bir de çocuklarımıza öğretmen olmaya çalıştık. Eğitimci formasyonumuz yok, anneliği yaşayarak öğrenmeye ilerlemeye çalışıyoruz derken bir düştük ki kuyuya çıkamıyoruz. Bu alanda biraz okuma yapmak istiyorum diyorsanız mutlaka Prof. Dr. Yankı Yazgan’in [3] sosyal medya hesaplarını takip etmenizi tavsiye ederim. Zira bu endişe ve korku atmosferinden hiç etkilenmedik diyen sanıyorum kalmamıştır.

Şimdi yeni dönemde okula dönüş nasıl olacak endişesi hakim Türkiye’de. Çünkü en önemli bilinmesi gereken şey hem çocuklarımız hem de velileri için, döneceğimiz okul artık bildiğimiz okul değil. Değişti. Değiştik. Bence gerekli hijyen ve sosyal mesafe şartlarının okullarda düzenlemesi dışında en önemli konu; okullarda yeni dönemde çocuklarımızın ruh sağlığı içinde çalışmalar yapılması gerekliliğidir.

Bugün okullar açılırsa çocuğunu okula göndermek istemeyen binlerce aile, yazın sahilleri tıklım tıklım doldurdu. Sosyal mesafe diye bir şey kalmadı. Rakamlar bu neticede elbette her yerde arttı. Ama her şeye rağmen yeni normale dönülmüşken eğitime hala ara verilmesi düşünülemez, düşünülmemeli. Türkiye’de hala okulların açılmamış olması endişe verici. Evden çalışamayan, çocuğunu teslim edeceği bir yakını olmayan eminim birçok aile var. Bu aileler nasıl yapıyor? Hadi evden devam etme imkanı var diyelim, peki yoksul aileler? Engelli veya özel gereksinimi olan çocuklar? Eğitim en büyük önceliğimiz olmalı, bu süreçte ve daima. Ancak önceliğimiz olduğu zaman hiçbir sorunumuz kalmayacak ve Türkiye her alanda kalkınacak!.

Bir göçmen anne…

 

Beyhan Demir Langlois

1981 yılında İstanbul’da doğdum. 1998-2003 yılları arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Siyaset Bilimi alanında lisans programını tamamladım. 2003 yılında İsveç devlet bursu ile Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği alanında yüksek lisans eğitimini almak üzere İsveç’e göç ederek ilk göçmenlik tecrübesini yaşadım. 2005 yılında tekrar yurda dönerek mezun olduğum İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde çalışmaya başladım. 10 sene İstabul Bilgi Üniversitesi Uluslararası Ofis Erasmus ve İkili Değişim Programları Takım Müdürü olarak çalıştım. 2016 Aralık ayında ikinci ve uzun vadeli göç tecrübesini yaşamak üzere Fransa’a taşındım ve halen Fransa’nın güneyinde ikamet ediyorum. 9 ve 6 yaşında iki çocuk annesiyim. Seyahat etmeyi ve spor yapmayı çok severim.

Kaynaklar

[1] http://www.iiep.unesco.org/en/what-price-will-education-pay-covid-19-13366

[2] https://www.selcuksirin.com/

[3] http://www.yankiyazgan.com/hakkimda/

Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcı ve BebekveBen'in kurucusuyum.
BebekveBen çocuk bakımından öte ebeveynlik, kadın olmak, birey olmak, yurtdışında yaşam, seyahat, yemek, ürünler, eğitim, sağlık gibi hayatın içinden pek çok konunun paylaşıldığı, ailelerin buluştuğu, soru sorduğu, dileyenlerin konuk yazılarla katkıda bulunduğu ve deneyimlerini paylaştığı bir platform... Bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kwang Seok 01

Geçerim Bir Daha Kwang Caddesi’nden

statue-of-liberty

Göçmen Kuştan “Ana”karaya