Son Yazılar

Çocuğum Dibimden Ayrılmıyor

Okur mektuplarına devam ediyorum. Bu seferki sorumuz 15 aylık bir oğlu olan Berrak’tan. Ufak oğlan annesinin dibinden ayrılmıyor, anne işe giderken kıyametler kopuyor. Kısacası minik adam ayrılık kaygısı çekiyor. Gelin yaşadıkları durumu Berrak’tan dinleyelim:

Selam Tanla, Sonunda uykusuz bir sekilde 15 ayı tamamladık. Büyüdükçe bazı sorunlar çözülürken yenileri eklenmeye başladı. Oğlum bana fazla bağlandı. Bu durum 13 aylık olup yürümeye başladığından beri arttı. Gaga (anne) diyor başka birsey demiyor. Günlük işlerimi, doğal ihtiyaclarımı karşılayamaz oldum, sürekli dibimde. Oğlum 6,5 aylıkken işe geri döndüm. O zamandan itibaren annem bakmaya başladı. Şimdi anneannesi yazlığa gittiği için bakıcı bakıyor. Bakıcıyla çok iyi anlaşmalarına rağmen, işe giderken ortalık yıkılıyor. Hergün işten eve geldiğimde ve sabahları 1-1,5 saat kadar ona birebir zaman ayırıyorum. Ben müsait değilken benimle oynamak isterse hırçınlaşıyor. Bu durumda uyarıyorum: “Anne şu işi yapacak o zamana kadar sen de oyuncaklarınla oyna” gibi… Bazen çok acil bir iş olmadığında oyuna beraber başlayıp sonra işime dönüyorum ki bu zamanlar daha az problemli oluyor. Gece uykularında sürekli kalkma ve ağlama var. Pedagog tavsiyesi üzerinde ne olursa olsun kendi yatağında yatıyor. Çok ağladığı zaman sakinleşene kadar ben onun yanına kıvrılıyorum. Bu bağlılık durumunu çözmek için ne yapmalıyım acaba? Bu sorunu yaşayan başka anneler var mıdır?ayrılık kaygısı

Sevgili Berrak,

Sorunu yanıtlamak için bebek ve çocuklardaki bağlanma duygusunun özüne dönmem ve şu çok meşhur ayrılık kaygısından biraz bahsetmem gerek.

Ayrılık Kaygısı Nedir?

Bebek dünya geldiğinde ve takip eden ilk aylarda annesiyle kendisinin farklı varlıklar olduğunu kavrayamaz. Anne başka odaya gittiğinde yok olur, bebeğin görüş açısına girdiğinde var olur.

6 ay civarında bebek annesinin kendisinden farklı bir varlık olduğunu ve başka bir yere gidip, görüş açısından çıksa bile yok olmayacağını anlar. Bu dönemlerde elindeki oyuncağı bilerek yere düşürme ve annenin yerden almasını isteme gibi etki-tepki oyunları oynayarak kendi varlığını ve sizin varlığınızı iyice keşfeder.

1 yaşını biraz geçip yürümeye başlayınca bağımsızlık duygusu gelişir. Emekleyip, yürüyünce daha önce yapmadığı pek çok şeyi yapmaya başlar. Bu ona büyük bir cesaret verse de, annesinin verdiği desteğe ve güven duygusuna hala fazlasıyla muhtaçtır. Ayrılık kaygısı (separation anxiety) bu dönemde görülmeye başlar. Çocuk annesinin ayrılabileceğini (ve bu sürede yok olmadığını) anlamıştır. Ancak zaman kavramı gelişmediğinden ne zaman geri döneceğini bilemez ve bu onda kaygı yaratır.

Pek çok uzmana göre, küçük çocuklarda görülen ayrılık kaygısı 18 ay-30 ay aralığında azalmaya başlayıp, 3 yaşına vardığında geçer.

Ayrılık kaygısı her çocukta farklı derecelerde görülebilir. Günlük hayat rutininde değişikliğe yol açan bazı durumlar, örneğin ebeveynin işe başlaması, bakıcı tutulması, yuvaya gitmek, yeni bir eve taşınmak, kardeşinin olması, ayrılık kaygısını tetikleyebilir ya da artırabilir.

Berrak’ın Sorusu

Senin anlattığın tablodan anladığım, güven duyduğu ana figür olarak oğlunun senden ayrılmakta güçlük çekmesi. Sen işe giderken kıyametleri koparması ve evdeyken sürekli yanında durmak istemesi ayrılık kaygısı ile bağlantılı. Bunun birden fazla sebebi var: Birincisi ve en önemlisi ufak oğlunun tam olarak ayrılık kaygısı duyma döneminde olması. Bu aynı yaşlarda olan pek çok çocukta gözlenen çok doğal bir süreç. Yani gayet normal. Ayrılık kaygısı kendi oğlum Can’da da var, eminim ki bu yazıyı okuyan pek çok arkadaşımızın çocuklarında da çeşitli derecelerde olmak üzere var. Oğlunun ayrılık kaygısı duyması aynı zamanda seninle aranızda güzel bir bağlılık duygusu ♥ oluştuğuna işaret ediyor. Kaygısının yürümeye başlamasından sonra artmasının sebebi de kendi fiziksel bağımsızlığını keşfedince annesinden ne kadar kolay ayrılabileceğini kavramış olması.

Size özel diğer iki durumdan ilki, senin çalışıyor olmandan ötürü günün belli saatlerinde evden ayrılman. İkincisi, minik oğlanın yaşantınıza güzellik kattığı bu 15 aylık süreçte günlük hayatta bakımını sağlayan temel kişinin birkaç kere değişmesi (sen, anneanne ve bakıcı). Gece uykularında huzursuz olması da bu iki özel durumu destekliyor. Muhtemelen sen yanına kıvrılınca uykusu düzeliyor. Gece vakti uyanıp da seni yanında bulamayınca tekrar ağlıyor.

Bu durumlar maalesef hayatın gerçekleri. Bunlar için üzüldüğünü anlayabiliyorum. Ben de bazı zamanlar Can’ın herşeyi benimle yapmak istemesinden dolayı zorlanıyorum. Ancak kendini kötü hissetmeli misin? Elbette, hayır. Blogum vasıtasıyla tanıştık ve uzun zamandır iletişimdeyiz. Bana yazdığım emaillerden ve yorumlardan tanıdığım kadarıyla çocuğuna özen gösteren ve en iyisini yapmaya çalışan bir annesin. Her gün onunla oynamak için belli ve kaliteli bir süre ayırıyor, beraberce akşam yemeğine oturuyor, yatmadan önce eğlenceli bir banyo zamanı geçiriyor, akşam yatmadan önce hikaye okuyorsun. Bunlar zaten olması gerektiği gibi.

O nedenle, evde olup da işin olduğu diğer zamanlarda bırak biraz kendisi oyalansın, belki de birazcık huysuzlansın. Bu yüzden kendini kötü hissetme. Hayatta herşeyin istediği gibi olmayabileceğini öğrenmesi o kadar da kötü birşey değil. Aslında bu da büyüme sürecinin bir parçası. Ağlarsa onu teselli et, ama, belli bir süre. Daha sonra yaptığın işine geri dön. Tüm isteklerini ağlayarak elde edemeyeceğini zamanla anlayacak. Çalışma hayatına devam etmenin sebeplerinden biri de muhtemelen oğulcuğuna daha güzel bir gelecek sunabilmek. O henüz bunu algılayamayacak kadar küçük maalesef. Ancak hepimizin bebeği gibi seninki de büyüyecek ve kendi başına oyalanmayı öğrenecek.

Bağımlılığı Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?

Bu bölümde hem Berrak için hem de benzer sorunu yaşayan diğer anneler için ayrılık kaygısını azaltıcı öneriler getirmek istiyorum. Bunlar aynı zamanda benim de Can için uyguladığım taktikler…

  • Kendinizi rahatlatın – Her ne kadar bir anne için çocuğu her zaman çocuk olarak kalabilse de, bunu çocuğa mümkün olduğunca yansıtmamakta fayda var. Aşırı koruyucu davranışlar çocuğun kendine güvenini zedeleyecek ve bağımlı bir kişilik yapısı yaratacaktır. Çocuğunuza doğruları gösterin, fiziksel ve duygusal zarar gelmemesi için gerekli önlemleri alın, ancak bunun dışında basit hataları yapmasına izin verin. Kirlenen çamaşırlar yıkanır, sökükler dikilir, duvarlar boyanır. Küçük çocuğu olan insanların evleri her zaman toplu olmayabilir. Bunlar gayet normaldir. Kendinizi yıpratmayın. Ayrıca iş ya da seyahat gibi bir sebeple ufaklıktan ayrılırken duyduğunuz endişe ve üzüntüyü çocuğunuza yansıtmayın. Çocuğunuz haykırarak ağlasa bile başını okşayarak, ufak bir öpücük kondurarak, sarılarak ve gülümseyen bir yüzle ayrılın.
  • İşe giderken – Eğer çocuğunuz evde bakılacaksa, işe giderken evden gizlice çıkmayın. Anlamadığını düşünseniz bile, ki konuşabildiğinden çok daha fazlasını anlar, “işe gideceğinizi, ancak akşama döneceğinizi” söyleyin. Kısa ve içten bir vedalaşma ile ayrılın. Vedalaşma anını çok uzatmayın. Eğer işe giderken çocuğunuzu anaokuluna ya da bakıcının evine bırakacaksanız, çocuğunuzu bırakacağınız yere geldiğinizde çocuğu kucaklayarak binaya girmeyin. Bunun yerine (elbette yürüme yaşındaysa) çocuğunuzun elini tutarak, kendi başına yürüyerek binaya girmesini sağlayın. Bu onun kendine güvenmesini sağlayacaktır. Yine vedalaşma anını samimi ancak kısa tutun. Çocuğunuz ilk defa bakıcı ile tanışıyorsa, yuvaya ilk defa başlayacaksa ya da bunlar değiştirilecekse ilk birkaç günlük süreyi bir geçiş süreci olarak kabul edin. İşten izin alın. Çocuğunuz bakıcıyla sizin bulunduğunuz ortamda tanışsın ve kaynaşsın. Yuvanın ilk günlerinde çocuğunuzu sınıfına bırakıp ayrılmadan önce, herhangi bir aksilik ihtimaline karşın, bekleme alanında kitabınızı okuyarak biraz bekleyin. Ancak beklediğiniz yer çocuğunuzun sizi görebileceği bir yer olmasın. Çocuğunuzu yuvadan almak için asla geç kalmayın. Söz verdiğiniz saatte çocuğunuzu almaya gidin.
  • Hatırlatın – Sizin olmadığınız saatlerde çocuğunuza sizi hatırlatacak bir obje bulun. Bu ona vereceğiniz bir çorabınız, eşarbınız ya da fotoğrafınız olabilir. Kırılmayan camdan ufak bir çerçevenin içine beraber çekilmiş bir fotoğrafınızı koyabilirsiniz. Hatta anne/baba/büyükanne/büyükbaba ve sevilen oyuncakların fotoğraflarından ufak bir albüm yapıp, siz gittiğinizde gösterilmek üzere bakıcınıza bırakabilirsiniz.
  • Çocuğunuzu dinleyin – Çocuğunuz konuşmayı tam olarak bilmiyor olabilir. Ancak gerek beden diliyle, gerekse sadece sizin anlayabildiğiniz sözlerle kendini anlatmaya çalışacaktır. Yoğun yaşantımızdan dolayı çoğunlukla çocuğun söylemeye çalıştığı şeyleri anlamazdan geliriz, ancak kimi zaman yaptığımız işi 5 dakikalığına bile olsa bölerek çocuğun ihtiyacını giderdiğimizde, konunun uzamasını, mızmızlanma ve ağlamaya varmasını önlemiş oluruz.
  • Anladığınızı belirtin – Kimi zaman da çocuğun -konuşamadığı için dile getiremediği- duygularını onun yerine söze dökmek faydalı olabilir. Mesela “Gitmemi istemediğini biliyorum. Bu nedenle üzgünsün. Ama akşamüstü geri döneceğim. Seni çok seviyorum.” ya da “Benimle oynamak istediğini anladım. Ancak şu anda bulaşıkları bitirmem gerek. Şimdi kendi başına oynamaya başla. Bak, mutfak saatini kuruyor ve sana veriyorum. Zırrrr diye çalınca senin yanına geleceğim.” demek işe yarayabilir. Bu arada ufak çocuklarda zaman kavramı olmadığı için “öğle yemeğinden sonra” , “akşam banyo zamanında” döneceğim gibi zamanı belirtecek kelimeler seçilebilir.
  • Sorumluluk verin – Çocuğun anne ve babaya bağımlı olmaması için çocuğunuza sorumluluklar verin. Kendi işlerini kendisinin yapmasını sağlayın. 1 yaşından itibaren çocuklar kendi başına yiyebilir. Kendi kıyafetlerini biraz destekle de olsa seçebilir. Çok basit ev işlerinde (toz almak gibi) anneye yardım edebilir. Tabii bu işlerden çok fazla performans beklememek gerekir. Önemli olan çocuğa annenin dışında da birşey yapabileceğine dair bağımsızlık duygusunu verebilmektir. İşe gideceğiniz zamanlarda çocuğunuza ufak bir sorumluluk vererek olayları kontrol altına aldığını düşünmesini sağlayabilirsiniz. Can anaokuluna giderken şöyle bir rutinimiz var: Önce onunla kucaklaşıyoruz. Çantasını sırtına takmasına yardım ediyorum. Ben ona “Bye-bye Can” diyorum. O da bana “Bye-bye anne” diyor. El sallaşıyoruz ve ben içerideyken o kapıyı dışarıdan çekerek kapatıyor. Büyük kapıyı kapatıyor olması çok hoşuna gidiyor ve onda bir güven duygusu yaratıyor.
  • Sosyalleşmesi için fırsat yaratın – Çocuğunuzu anaokuluna yazdırmak, mahalle parkını düzenli ziyaret etmek yada haftada bir oyun arkadaşı gruplarına katılmak… Hangisini seçerseniz seçin, hayatta evden başka yerler olduğunu, başka insanlar ve çocuklar olduğunu ve onlarla vakit geçirebileceğini görsün çocuğunuz.
  • Uyurken – Seveceği ve bağlanacağı bir uyku arkadaşı (bir oyuncak bebek, ufak bir battaniye vs.) yaratın. Her gece uyumadan önceki rutinine uyku arkadaşını da dahil edin. Mesela uyku arkadaşı bir oyuncak ayıysa, ayıya da çocuğunuzun küçülen bir pijamasını giydirin, onun da dişlerini fırçalıyormuş gibi yapın, o da çocuğunuzla beraber hikaye dinlesin. Sonra da yanyana yatsınlar.
  • Çocuğunuzdan ayrı zaman geçirin – Anne haftada en az 2-3 saatini sadece kendi ihtiyaçlarına ayırabilmelidir. Öncelikle eşinizden, olmuyorsa anne/babalarınızdan ya da yakın bir arkadaşınızdan yardım isteyin. Eğer özel zamanınız konusunda eşiniz size yardımcı oluyorsa, aynı özel zamanı siz de ona yaratın. Mesela cumartesi günü annenin, pazar günü de babanın özel saatleri geçerli olsun. Bu saatleri evden dışarıda, sinema, arkadaşlarla buluşma gibi hoşlandığınız aktivitelerle geçirin. Gerekirse sizin gibi küçük çocuğu olan arkadaşlarınızla bir grup kurup, çocukların haftada 2-3 saat dönüşümlü olarak 1 kişinin evinde bakılması gibi bir uygulama başlatın. Çocuğunuzdan ayrı olduğunuzda kendinizi suçlu hissetmeyin. 15 dakikada 1 telefon açıp nasıl olduğunu sormayın. Onun dünyası siz olmadan da döner. Başka (güvendiğiniz) insanlar da çocuğunuza, belki sizin kadar iyi olmasa da, en azından yeterince bakabilir.

Berrakcım,

Oğlunun yaşadığı ayrılık kaygısı sorununu çözmek için şimdilik aklıma gelenler bunlar. Özetle minik adam doğal bir süreçten geçiyor. Zaman içerisinde sana olan bağımlılığı azalacak. Sadece biraz sabır ve yapmakta olduğun güzel bakım uygulamalarına devam… Bu arada bağlanma sürecinin iki taraflı olduğunu da unutmamakta fayda var. Anne mutlu olduğunda bu mutluluğunu çocuğa da yansıtacaktır. Her hafta kendine 2-3 saatlik bir nefes alma süresi yaratmaya çalış.

Ben dahil, ufak  çocuğu olan tüm anneler, hepimiz aynı durumdayız. Yalnız değiliz. Olayların nedenini anladığımız ve çözüm bulmaya çalıştığımız sürece hepsini aşacağız.

Seni ve tatlı oğlunu kucaklıyorum.

Sevgiler

Tanla

Kaynaklar

Baby Center | Kids Health | WhattoExpect

Önemli notlar: Bu blogdaki yazılar bir anne olarak kişisel tecrübelerimden oluşmaktadır. Doktor veya tıbbi ehliyete sahip bir kişinin tavsiyesi niteliğinde değildir. Lütfen sağlık konularında karar vermeden önce araştırmalarınızı yapın, sağduyunuzu dinleyin ve doktorunuza danışın.

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben
Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can'la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da... Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen'in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

16 yorum

  1. öyle iyi geldi ki bu yazıyı okumak.her sabah aynı sorunları bizde yaşıyoruz.o ağlayınca ben de başlıyorum ağlamaya.evden çıkışım bir olay: ( bu önerilerinizi dikkate alıcam bundan sonra.teşekkürler…: )

  2. Merhaba Tanla,
    süper bir yazı olmuş. Bu tavsiye ettiğin uygulamalarının bir kısmını uyguluyordum zaten. Eksik kalanları ekledik mi olay çözülecek gibi 🙂 Kuzum büyüdükçe bazı sorunlar bitecek ve yenileri başlayacak. Öneli olan bu farkındalık bence. Ufak tefek sorunların olacağını bilmek insana bu sorunların üstesinden gelmek için başetme gücü veriyor. Bunu bana Berk’i götürdüğümüz pedagog söylemişti. İnan o günden sonra çok daha rahatım. Tabii aynı sorumları yaşayan ya da yaşamış annelerden (mesela sen 🙂 ) böyle tavsiyeler almak çok güzel.
    Seni ve Can’ı sevgiyle kucaklıyorum

    • Bebek ve Ben

      Çocuk büyütürken sorun yaşamamış anne var mı acaba? Hiç sıkıntı yaşamadan çocuk büyütmek ancak bir ütopya. Büyük beklentilere girip hayal kırıklığı yaşamaktansa, pedagogunun dediği gibi “sorun yaşanabileceğini kabul etmek” ve bunlara çözüm üretmeye çalışmak işin özünü oluşturuyor.

      Biz de sizleri kucaklıyoruz.

  3. ahaaa en önemli konuyu paylaşmayı unuttum emzirmeyi bıraktım. Sanırsam bu durum da etkili olabilir. eskiden yaşadığı o ten temasını sağlamaya çalışıyordur belki de ne dersiniz?

  4. Berrak’ın her satırında kendimi okudum. 21 ayın içinde bir oğlum var, Rüzgar. 10 gün oldu yeni bıraktı emmeyi, bende 5 aylıkken döndüm işe ona yakın olmak, öğlenleri emzirmek için evimi bile bir yıllığına iş yerine yakın bir yere taşıdım. geceleri çok sık uyanmalar, aynen peşimden ayrılmaması, haftasonları günde 15 saate varan emmeleri… bu böyle uzar gider. Yakında Kreşe başlayacak, Can gibi montessori okuluna başlayacak, o zaman bizi neler bekliyor bilmiyorum

    İnandığım şu ki onları büyütürken kendi seçimlerimizle bize bağlılıklarını artırıyoruz, Tanla çok güzel söylemişsin: bağlanma iki taraflı, bu sorunları yaşayan arkdaşlarımdaki ortak nokta çocuklarına bağlı, ilgili ve Berrak gibi kaliteli zaman geçirmeye dikkat eden kişiler, tecrübesiz bir anne olarak ben kendime oğlumun makul isteklerini ve ihtiyaçlarını referans aldım, onların bize ihtiyaçları olduğu için bu kadar bağlılar ve sonunda yani büyüdüklerinde daha bağımsız olmaları için en çok buna ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum.

    zamanla özgüvenleri yüksek bireysel çocuklar için bu süreç gerçekten gerekli ve mutlu günler bekliyor bizi

    yalnız değilsin Berrak 🙂

    • Bebek ve Ben

      Eminecim,

      Minik Rüzgar’a anaokulu hayatinda basarilar ve mutluluklar dilerim.

      Senin gibi, Berrak gibi cocuguyla ilgili anneleri blogum araciligiyla tanimaktan ve fikir paylasimi yapmaktan da cok mutlu oldugumu bir kere daha belirtmek isterim.

      Sevgiler

  5. Merhaba.
    Benim oglum 14 aylik ve dedigjniz gibi bana yapisik yaklasik olarak 10 gundur krese gidiyor ama sadece iki saatligine ve ben derslerime calismaya veya yemek yapip evi toparlamaya. Cunku biliyorum ki oglum gelince hic izin vermeyecek neyseki simdi uyku duzeni oturdu öglen 12 gibi uyuyor ve 2 saat uyuyor kalktigi zamann yaklasik olarak bi yarim saat emme saati. Cok yoruluyorum ama yine de kiyamiyorum ona. Evet suan basimda benimle oynamak icin bidi bidi bisiler diyo 🙂 Umarim siradaki 2 yas sendromunu kolay atlatiriz. O kadar arastirmaci oldugum halde bu siteyi yeni kesfettim ve cok sevdim. Kalp kalp 🙂

    • Bebek ve Ben

      Blogum icin güzel yorumlarına tesekkürler Aslicim,

      Umarim oğlunun yuvada geçirdigi 2 saat hem kendisi hem de senin için iyi olacak.

      2 yas sendromu gözünü korkutmasin. Evet arada zor yanlari var, ama, hepsi gibi bu da gececek.

      Bebişinle beraber mutlu bir yasam dilerim.

  6. Merhaba Tanla,
    bebeğim 11 aylık eşimle başbaşa bir tatil yapamadık ve ve 1 ay içerisinde yapmayı düşünüyoruz.. oğlum ananesinde kalacak fakat 5 gün boyunca ilk defa ayrılacağız bi sıkıntı yaşarmıyız diye düşünüyorum hatta bu yüzden bırakmak bile istemiyorum gece benimle uyuyor karnını doyurmak için değil ama sanki yanındamıyım diye kontrol eder gibi arada emiyor ve kararsız kaldım yardımcı olursaniz sevinirim..
    bebeğinizle sağlıklı mutlu günler diliyorum…

    • Bebek ve Ben

      Merhabalar Zehra,
      Fikrimi sorduğun için çok teşekkür ederim. Ancak bu konuda fikir ileri sürmem sanırım doğru olmaz. Çünkü her ailenin koşulları farklı. Eminim ki senin eşinle beraber düşünerek verdiğin karar, kendiniz için de bebeğiniz için de en doğrusu olur. 🙂
      Sevgiler

  7. Benim bebeğim de bana aşırı bağımlı. 8 aylık henüz emeklemiyor ve sürekli kucağında olmak istiyo. Yanında oturmam ona yetmiyor ısrarla kucagmda olmak istiyo oyun oynarken de yemek yerken de ev içinde surekli ama sürekli üzerime tırmanıyor. Onunla vakit geçirmeyi ona sarılmak bende çok seviyorum ama artık vücudum dayanmıyor. Bu kadar bağımlı olması da ne yazık ki beni zaman zaman geriye. Lütfen bi destek verin çok yıpranmış hissediyorum kendimi

    • Bebek ve Ben

      Merhaba Mervenur
      Ben dahil pek çok anne, bebeklerimiz ufakken aynı dönemlerden geçtik. Bebeğin henüz çok küçük ve sanırım senin kucağında kendini güvende hissettiği için kucak istiyor. Eğer bu durum bedenini çok zorluyorsa oyunlarınızı oynarken yerde oturun. Kucağına tırmanmak istediğinde sakince, çok tepki vermeden onu hemen yanına oturt. Böylece zaman içinde yan yana oynamaya alışacaktır. Ayrıca bebeğini pusete koyarak gezmeye çıkartırsan hem sen hem de o biraz nefes alırsınız. Senin biraz da yanlız kalmaya ihtiyacın var sanırım. Sana yardımcı olabilecek aile bireyi ya da bir arkadaşın varsa, bebeğini haftada bir kere birkaç saat güvendiğin birine bırakarak dışarı çıkıp biraz nefes almanı öneririm. Kolay gelsin.
      Sevgiler

  8. Başarılı bir yazı olmuş,ellerinize sağlık.. öğrenim durumunuzu merak ettim?

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*