Can’ın Şeftali Reçelli Sandviç Kurabiyesi

Ufaklıklar için hemen hemen her evde bulunan malzemelerle yapılan, hazırlaması çok basit, sunumu güzel, tadı harika bir kurabiye tarifi mi arıyorsunuz? Heh! Doğru yere geldiniz anacım. Çünkü bugün Can’ın Şeftali Reçelli “Sandviç” Kurabiyesi‘ni anlatıyorum. Peşinen söyleyeyim bu kurabiyenin isim hakkı oğluma ait 🙂  İnternette başka yerde görürsem bozuşuruz, hmmm!

2 gün önce Can’ımın canı kurabiye çekti. Buzlukta dondurulmuş olarak satılan hazır kurabiyelerden vardı. Pakedin yarısını açıp pişirmiş, yarısını da sonra pişirmek üzere saklamışım. Sıkışık zamanlarda dondurulmuş kurabiye çok işe yarıyor. Tatlı birşey istediğinizde fırına atıveriyorsunuz, 15 dakikada hazır. Ancak bu sefer keyfini süremedik. Kurabiye 15 dakika geçmesine rağmen bir türlü pişmek bilmedi. Çatalı batırınca beee’le jöle kıvamında çalkalanıp, gibi hafiften köpürüyor! “Uvvv, bu kurabiyeye neler oluyor?” Anlayacağınız gastronomiye “hepiren ve köpüren kurabiye” tanımını sokmak üzereyim. Yine de iyimserliğimi koruyup (bak-bak!) pişirmeye devam ettim. 25. dakikada “Artık pişmiştir tabe canım, yakmayalım kurabiyeyi” gibi öz telkinlerle fırından çıkardım. Tadına bakmak için şöööyle kocaman bir ısırık aldım VEEE… tükürmem bir oldu. Ayol bu bozulmuş! Pakedin üzerindeki tarihe bir baktım, son kullanma tarihi Ağustos 2015… Hüngürt! Yağlı kağıdıyla beraber kıvırarak 20 tane kurabiyeyi aynen çöpe attım. İşte bunlar hep ziyan… Üzüm gözlü oğlana da kurabiye yediremedim… Vicdan azabı… O gün başka tatlılarla geçiştirdik. Lakin bu durum içime dert oldu.

Can bugün tekrar kurabiye sorunca kolları sıvadım. Oğlumu kucağıma alarak interneti turlamaya başladım. Pek çok kurabiye resmi içinden “Anneaaa işte bu! Ennn sevdiğim” diye birine parmağını bastı. Sanki daha önce yemiş cingöz kafa. Halbuki ilk defa yapacağım bunu… Seçtiği resim de aynı annemin eskiden yaptığı marmelatlı kurabiyeler… Soya çekim canım. Lakin Türkiye saatiyle olmuş gecenin yarısı. “Yarın anneanneye telefon edelim, tarifini soralım çocuum…” desem büyük yaygara çıkacak. Zaten öbür kurabiyeleri de çöpe atmıştın annea! Sahi nasıldı onun tarifi? diye beynimin gri hücrelerini gıdıklayarak, ekrandaki tarife göz gezdirdim. Tabii her zamanki gibi rahat duramayarak tarifi kendime göre değiştirdim. Zira ıncırıklı-cıncırıklı tarifler bana gelmez. Evde olmayan bir malzeme varsa hiç affetmem, yerine başka birşey koyarım. Sözün kısası malzemelerde birşeyler ekledim ve çıkardım. Son durum şu:

kurabiye01

Malzemeler

  • 113 gr tereyağı (US: 4oz’luk 1 çubuk) 113 gramı ölçemezseniz valla tarif bozulur deeermişim. Ne yapayım. Amerikanya’daki tereyağı pakedinin üzerinde 113 gr. yazıyor. Bizde yalan yok. Tamam, tamam 110 gr-120 gr falan koysanız da aramızda kalır. Şşş!
  • 2,5 su bardağı un
  • Çeyrek su bardağı (2 yemek kaşığı) mısır nişastası
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 yumurta
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • Çok az süt (1-2 yemek kaşığı)
  • Üzerini süslemek için birkaç kaşık pudra şekeri daha
  • Reçel (Katı kıvamlı olması tercih edilir.)
  • Hamuru kesmek için bir çay bardağı ve bir pet şişe kapağı

Yapılışı

Fırını 180 dereceye (US 350F) getirin, ısınsın. Tereyağını ocakta eritin. Tepsinizin altına yağlı kağıt serin ki hazır olsun.

Derin bir kapta un, nişasta, pudra şekeri, yumurta, vanilya ve kabartma tozuyla karıştırıp yoğurmaya başlayın. Bakınız “Önce unu damda rüzgara karşı eleyin, yumurtayı oda sıcaklığına getirin, Fizan’dan tombul bir kuş tutun, kuyruk tüyünü yolun falan” demiyorum. Bu kolay tarif… Hepsini atın işte kaba, başlayın yoğurmaya… Hamur yavaş yavaş toparlanmaya başlayacak. İşin püf noktası burada başlıyor kızlar, dikkatle dinleyin. Hamuru 2-3 dakika yoğurduktan bir türlü toparlanmıyorsa, un-un kalıyorsa, “sittin sene yoğursam da toparlanmaz bu namussuz” diyorsanız o zaman süt ekleme vakti gelmiştir. Sütü çaktırmadan, yavaşça ekleyin. Öyle 1 bardak sütü hö-deee! diye boca ederseniz kurabiye değil, vıcık oyun hamuruna dönersiniz benden söylemesi. Hoş aranızda “Benim için fark etmez. Bıdık ha kurabiye yemiş, ha oyun hamuruyla oynamış, maksat yavrum eğlensin.” diyecekler  çıkacaktır. O arkadaşlar bu yazıyı okumayı süratle bıraksın. “Ufaklıkla oyuna geçin, sizin mutfakta ne işiniz var. Sizi gidi anne kisvesine bürünmüş çocuklar 🙂” Ama siz de benim gibi peh-peh! pek bir yetenekli ANNE!yseniz “O hamur kurtulacak, bu kurabiye olacak arkadaş!” diyorsanız okumaya devam… Sütü azar azar ekleyip yoğurmaya devam edince, ki muhtemelen eklenen süt maksimum 3-4 yemek kaşığı eder, biraz sonra hamurunuzun toparlandığını göreceksiniz. Kıvamı elinize yapışmayacak kadar toplanmış olacak. Sütü fazla kaçırırsanız çok az un ekleyin. Ancak kabı una bulayıp da ekmek yapmayın. Kulak memesi kıvamında değil bu hamur, kurabiye hamuru işte, kıyır kıyır bir hamur. Birgün böyle azar azar süt, azar azar un ekleyerek kabaklı ekmek kıvamına gelmiş bir mücver çıkarışım vardı, onu da başka zaman anlatırım.

Şimdi gelelim işin eğlenceli kısmına! Bücürük evladınıza söyleyin, elleri yıkayıp yanınıza gelsin. O koca hamuru top gibi yoğurup 2 bölüme ayırın. Sonra da ya siz ya da bücürük, birinci bölümü oklavayla ince bir şekilde açın. Çok kalın değil, gerçekten, çünkü hem 2 kat olacak, hem de kabartma tozundan dolayı zaten kabarıyor.

kurabiye03

Bücürüğün eline bir çay bardağı verin, bardağın ağzıyla hamurdan bir daire kessin. Burada işi bücürüğe bırakırsanız, kalıbımı basarım, şak diye hamurun en orta yerine bir delik açar. E Can bey de böyle yaptı. “Öyle değil evladım, kenardan-kenardan ve yan yana keseceksin daireleri…” diye 500 defa ünlesem de hamurun orta yerine basıyor deliği… Bu durumda kocaman hamurdan maksimum 3 tane kurabiye ve bir sürü yan ürün çıkar ki, siz sabırlı! anne kişisine düşen, gözleri devirerek hamuru tekrar yoğurup, “Biçimli kessene şunu a-be çocuuum!” demek oluyor. Neyse ki öğreniyorlar. Bu şekilde yaklaşık 10 tane daire yapın ve bunları yağlı kağıtla kaplı tepsiye dizin.

Sonra ikinci hamur topunu alın. Onunla da 10 tane daire kessin gözünüzün nuru… Yanlız 2. grup dairelerin tam ortasından daha küçük bir daireyi keserek çıkaracaksınız. Aynen simit gibi. Ben onları bir pet şişe kapağıyla kestim. Yok “Bende yuvarlak, metal kurabiye kalıbı var, onunla keserim.” derseniz siz benim için efsane bir insansınız. Kurabiye kalıpları falan… Ayol siz profesyonel olmuşsunuz, fakirhanemde ne işiniz var? 🙂 Burada hüner isteyen kısım bu yeni kestiğiniz simitleri, önceki dairelerin tam üzerine oturtmak. Tavsiyem, çay bardağını da, pet şişe kapağını da iyice bastırarak hamuru kesin. Sonra da seri hareketlerle tepsiye geçirin. İlla birkaç tanesi kopuyor, şekilleri bozuluyor. Zaten biz de yemek yarışmasında değiliz dimi gözümüm nurları… Kurabiye dedin mi cücürükler de babaları da sonsuz affedicidir. Maksat önlerine dişi kırmayan. kafaya atınca yarılmayan birşey çıkarın. Neyse, hamur bitene kadar yoğur, aç, kes, üst-üste koyun. Bu iş tamamlanınca tepsiyi fırına verin. Cücürük kişisinin plastik sandalyesini fırının önüne çekerek pişmesini beklemesini keyifle izleyin. Bu aşamada “Oooğlum, yarım saatte pişecek onlar, öyle önünde oturup beklenmez…” diye ünleyebilirsiniz. İkna kaabiliyetiniz yoksa, “Peki ama fırına dokunma, sıcak! Eller ufff! yanar!” cümlesini de kullanabilirsiniz, tercih sizin…

25-30 dakika sonra kurabiyelerin kenarlarından ya da yanından hafifçe kahverengileştiğini görünce fırından çıkarın ve soğumasını bekleyin. Çeşni olarak “Elleme evladım sıcak!” cümlesini bol bol kullanın. Kurabiye ılınınca üzerine önce pudra şekerini elekle eleyerek dökün. Böyle de yenebilir ama fantazi dünyası geniş okurlar diyor ki, “Bize uymaz. Daha datlu olsun!” İşte bu ısrarcı gençlerimiz ortadaki çukura evdeki herhangi bir reçelden 1 tatlı kaşığı ekleştirebilirler. Yanlız mümkünse katı bir reçel ya da marmelat olsun. Akıp gitmesin. Bizde şeftali reçeli vardı, aman da pek yakıştı.

kurabiye02

Sonuç: Tadı süper ve kıyır kıyır bir kurabiye… Biz son zamanda şeker olayına dikkat ediyoruz, bu da aşırı şekerli bir kurabiye değil, tam kıvamında. Can’a sordum. Bu kurabiyenin adı ne olsun? diye. Şeftali Reçelli Sandviç Kurabiyesi olacakmış. Emir büyük yerden… Can’ın reçelli sandviç kurabiyesini deneyen herkese afiyet olsun…

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben
Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can'la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da... Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen'in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

2 yorum

  1. Ah canım nede güzel anlatmışsın.Keyifle okudum.Mutlaka tadı da çok güzeldir,nede olsa Can ımın elleride değdi.Ellerinize sağlık,ismi de çok güzel kurabiyelerin.Gelince aynısından istiyorum ona göre.Sizlere de afiyet olsun.

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*