Can’ın İlk Dişçi Ziyareti

Dişlerimi düzenli olarak fırçalamaya sanırım ilkokulla beraber başlamışımdır. Bizim zamanımızda çok küçük çocukların diş fırçalaması gibi bir alışkanlık yoktu. Şekerli beslenmeden dolayı dişleri çürüse bile, süt dişleri döküleceği için fazla önemsenmezdi. Zaten, şimdiki gibi, çocuklara özel çizgi-film kahramanlı diş fırçaları ve meyve tadlı diş macunları da pek bulunmazdı. Piyasada sadece yetişkin fırçalarının ufak boyutluları vardı.

Dişimde çıkan bir problemden ötürü ilk dişçi ziyaretimi yaptığımda bayağı büyüktüm. Ziyaretim muhtemelen ortaokul çağlarında yaptırdığım bir dolgu içindi. Daha sonraki yıllarda, sayısı fazla olmamakla beraber, dönem dönem dolgu ve kanal tedavisi işlerim oldu. Bir kere de hatalı yapılan bir tedaviden dolayı bir dişimi kaybettim. O zaman çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Yine de diş doktoru konusundaki deneyimlerim genellikle olumlu olmuştur. Bunda eli hafif ve becerikli doktorlara düşmüş olmamın payı da vardır mutlaka…

Çocuk doktorumuz Can’ın diş sağlığı konusunda bize ilk kez bilgi verdiğinde bayağı şaşırmıştık. 9.ayda yaptığımız rutin doktor ziyaretinde doktorumuz ilk diş hekimi ziyaretinin 1-2 yaş aralığında olmasını önermişti. O dönem Can’ın sadece 2 dişi çıktığından, diş temizliğini günde 2 defa gazlı bez/su ya da yumuşak bebek diş fırçası ile yapabileceğimizi söylemişti. 9 aylık bir bebeğin diş temizliğini yapma fikri bana bayağı fantastik görünmüştü. Daha doğru dürüst ayakta bile duramayan bir bebeğin ağzını açtırıp, dişini fırçalamak, hele bizim gibi inatçı bir keçi söz konusuysa, nasıl olacaktı?

Yine de doktorumuzun sözünü dinledik. Diş fırçasıyla, florsuz diş macunu edindik. Birkaç fırçalama denemesi de yaptık. Ancak çok başarılı olduğumuz söylenemez. Bu nedenle diş fırçası, o dönemlerde dişleri çıktığı için damakları kaşınan Can’ın elinde oyuncak oldu. Diş macunuysa banyo tezgahı üzerinde sırasını beklerken mayıştı, sonra da hiç kullanılamadan çöpü boyladı.

Can’ın diş fırçalama olayına gerçek anlamda ilgisi birkaç ay önce başladı. Dişlerimizi fırçalarken dikkatle bizi izleyip, parmaklarını ağzına götürerek fırçalama hareketi yapıyordu. Biz de ortalarda durmaktan tozlanmış olan diş fırçasını yıkadık, pakladık. Son Türkiye ziyaretimizde tozlanmasını engelleyen çok şirin bir kapak bulduk. Yeni bir diş macunu ve  Can’ın lavaboya rahat erişmesi için iki basamaktan oluşan bir çocuk merdiveni aldık.

İlk fırçalama denemesi Can’ın çok hoşuna gitti. Özellikle fırçayı suyla ıslatma, suları sağa sola fışkırtarak oynama, ağzına su alarak lavaboya tükürme en sevdiği aktivitelerden oldu. Yine de diş fırçalamada belli bir düzen oluşturduğumuz söylenemez. Daha çok Can bey’in aklına gelen günlerde, eğlence olsun diye diş fırçasını kullandık.

Bizim Cancoz bey emzik ve biberonla hala fazlasıyla haşır-neşir durumda. Çocuk doktorumuz pek çok kereler bunları sonlandırmamızı önerdi. Emzik ve biberon kullanmanın konuşma yeteneğini olumsuz yönde etkilediğini, diş ve damak yapısını bozabileceğini, dişleri çürütebileceğini belirtti. Biz de kullanımını öğle ve gece uykularıyla sınırlandırdık. Ancak tamamen bırakmaya henüz cesaret edemedik. Laf aramızda emzikle biberon uyku zamanı bir rutin oluşturup, bize de büyük rahatlık veriyor. Yine de bu sevda bir noktada sonra erecek, ermeli diye düşünüyorduk. Emzik ve biberon kullanımının özellikle diş yapısını bozacağından endişe ettik. Durumu düzgün olarak tespit etmek için ilk diş doktoru ziyaretimizi yapmaya karar verdik.

İlk Ziyaret

Can’ın 26. ayı itibarıyla bugün, nihayet, beklenen ziyaret gerçekleşti. Şehirdeki pek çok dişçi arasından, evimize yakın olan ve sadece çocuklara hizmet veren bir dişçiyi tercih ettik. Can gibi ufak çocukları diş doktoruna götürmek yürek istiyor. Nasıl davranacaklarını önceden kestirmek imkansız. Ziyareti kolaylaştırmak için, çocuğun yaşı kaç olursa olsun, doktorda neler yapılacağını fazla detaylara girmeden önceden anlatmak faydalı olabiliyor. Biz de öyle yaptık. Basit cümlelerle “dişçiye geldiğimizi, doktorun dişlerine bakacağını, dişlerini fırçalayacağını” anlattık. Bizimkisinin pek anladığını iddia edemeyeceğim. Ancak kendisi için değişik bir yere geldiğimizi algıladı.

Randevu saatimiz geldiğinde önce bekleme odasına alındık. Can dişçinin oyuncaklarını teftiş ederken ben de gerekli formları doldurdum.

disci2

Can diş doktorunun bekleme odasındaki oyuncakları teftiş ediyor.

Ardından hemşire bizi içeriye aldı. Amerika’daki her nevi doktor muayenesi boy ve kilo ölçümleriyle başlıyor. Bu sefer de öyle oldu. Ancak Can hemşireden biraz utandı. Tartıya çıkmak yerine arkama saklanmayı tercih etti. Durumu fark eden hemşire bizi ayrı bir odaya almaya karar verdi. Daha büyük çocuklar, büyük bir salonda yan yana konulmuş dişçi koltuklarında muayene olabiliyor.

disci1

Tatlı hemşire abla Can’ın dişlerini temizlerken…

Hemşire ilk olarak bize küçük çocuklarda ağız ve diş sağlığı / bakımı konusunda genel bilgiler verdi. Her zaman bildiğimiz üzere, aşırı şeker yüklü gıdalarla beslenmenin zararları gibi konular konuşuldu.

Emzik ve biberon alışkanlıklarını bırakmamızın Can’ın diş sağlığı açısından daha faydalı olacağını yineledi. Emziği bırakmak için nasıl bir yöntem izleyebileceğimizi sordum. İlk taktik olarak emziğin ucundan ufak bir parça kesebileceğimizi ve kesiği giderek büyütebileceğimizi söyledi. Bebeklerin ucu kesilmiş emzikten hoşlanmadığını ve yavaş yavaş vazgeçebildiğini söyledi. İkinci olarak birden bırakma yöntemini de izleyebileceğimizi söyledi. Bu taktik izlendiğinde, ilk günlerin biraz zor olabileceğini, fakat çoğu çocuğun birkaç gün içinde emziği unuttuğunu belirterek yüreğimize su serpti. Artık bir yöntemi seçip uygulayacağız sanırım.

Bu ilk dişçi muayenesinde öğrendiğim yeni bir bilgi florlu diş macunlarıyla ilgiliydi. Bu zamana kadar bize hep ufak çocuklarda, yutma tehlikesinden ötürü, florlu diş macunu kullanılmaması gerektiğini söylemişlerdi. Hemşire bu önerinin yakın zamanda değiştiğini, diş sağlığı için florlu macunun gerekli olduğunu, sadece küçük çocuklarda fırçanın üzerine çok az konularak yutma riskinin azaltılabileceğini söyledi.

Hemşireye ufak çocuklar için kolay diş fırçalama tekniklerini sordum. 7 yaşına kadar ebeveynlerin diş fırçalamaya nezaret etmesi gerektiğini söyledi. Bebeğin dişlerini doğru bir şekilde fırçalamak için, onu kucağımıza yatırabileceğimizi, o yukarıya doğru bakarken ağzını aralayarak dişlerini bizim fırçalayabileceğimizi söyledi. Tabii iş bebeği yukarıya doğru baktırmakta… Bunun için de sevdiği bir filmi ya da kitabı kullanabileceğimizi söyledi. Bu durumda ebeveynlerden birinin bebeği, diğerinin de kitabı tutması gerekebilir. Nasıl yapılacağını çok da hayal edemedim, ama, göreceğiz.

Bilgi verme kısmı tamamlandıktan sonra bakıma başlamak için pek çok şirin fırça arasından bir tanesini Can’a seçtirdi. Can bayıla bayıla penguenli, mavi bir fırçayı işaret etti. Hemşire eline taktığı eldivenlerin bile hangi meyve tadında olmasını istediğimizi sordu. Düşünsenize, portakal tadında eldivenler! Aaah,ah, şimdi çocuk olmak vardı! Ardından Can’ı dişçi koltuğuna uzandırdı. Ben de hemen yanıbaşında durup, gülümseyerek oğluşa güven vermeye çalıştım. İşe yaramış olacak ki, sadece birazcık mızıldandı. Dişine bakılacağını anladı. Ancak ağzını ne kadar açması gerektiğini bilemediği için önce kibar-kibar, azıcık açtı. Hemşire “Aaaa!” diyerek daha çok açması gerektiğini anlattı.

Hemşire ilk olarak Can’ın seçtiği fırçayla, dairesel hareketler uygulayarak doğru fırçalama tekniğini bize gösterdi. Can’ın 16 tane dişi olduğunu saydı. 3 yaşına girmeden önce 4 adet diş daha ekleneceğini söyledi. Dişlerinde çürük ya da lekelenme olmadığını, sadece biraz yemek kalıntısı olduğunu tespit etti. Ardından diş temizliğine geçti.

Ziyaretin en heyecan verici kısmı diş temizliğiydi. İlk anlardaki heyecanını üzerinden atan Can, dişleri temizlenirken, beni oldukça şaşırtan bir şekilde, bir yetişkinden bile güzel bir şekilde durdu. Ağzını kocaman açtı. Hemşirenin çeşitli aletlerle dişleri üzerinde çalışmasına olanak tanıdı. Hemşire önce kanca gibi metal bir aletle dişlerin üzerindeki kalıntıları temizledi. Ardından mavi bir madde ile dişlerin üzerini parlattı. Son olarak da flor tedavisi uyguladı. Bu tedaviden sonra 30 dakika boyunca birşey yiyip/içmemesini tembih etti. Tedavi sırasında ağıza su fışkırtılması ve boru ile fazla suyun emilmesi bile yapıldı. Can hepsini başarıyla tamamladı.

Amerika’da doktorların yaptığı güzel bir uygulama, aletleri çocuk üzerinde uygulamadan önce, çocuğa gösterip, ona bir zarar vermeyeceğini anlatmaları. Aleti çocuğun parmak uçlarına dokundurup “Bak, bu zararlı birşey değil, bununla dişlerine bakacağım” gibi bir cümle kuruyorlar. Çocuk da böylece aletin fonksiyonunu anlayıp, sakinleşiyor.

Tedavi boyunca Can beni gözleriyle takip etti. Sanırım nasıl tepki vermesi gerektiğine benim surat ifademe bakarak karar verdi. Benim sürekli gülümsüyor ve alkışlıyor olmam hoşuna gitti. Bu, ona cesaret ve sanırım biraz da gurur verdi 🙂

Hemşirenin ardından doktor geldi. Can’ın dişlerini o da muayene etti. Alt ve üst damağın duruş şekline bakarak, çene yapısında büyük bir sorun olmadığını, ancak emzik/biberon kullanımından dolayı üst dişlerin biraz öne doğru meylettiğini, bu alışkanlıkları bırakınca muhtemelen düzeleceğini söyledi. Can’ın dişlerini genel olarak sağlıklı buldu.

Can’ın ilk dişçi ziyareti işte böyleydi. Muayene tamamlanınca, uslu bir çocuk olduğu için, diş fırçası, diş macunu, çıkartma, ufak bir top ve şekersiz lolipop içeren bir hediye pakedi de kazandı. Böyle dişçiye can kurban. 6 ay sonra yapılacak bir sonraki ziyaretimizin randevusunu aldıktan sonra dişçiden ayrıldık.

Yolda Can hediye topuyla oynarken, ben de dişçi koltuğundaki hallerini düşünerek gülümsedim. Oğlum büyüyor! Dişçilere bile gidiyor! Yaşasın!

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

7 yorum

  1. Tebrik ederiz Can’ ı.İnşallah zamanı geldiğinde bizimki de sorunsuz geçer.İdil 20 aylık , sanırım biz de 2 yaş sonrası gideceğiz.Biz de ufak ufak fırçalamaya başladık, şimdilik sadece ağzımıza sokup mış gibi yapıyoruz.Sevgiler.

  2. Canım benim nasılda güzel durmuş büyük adam gibi.Dişlerinin de sağlıklı oluşuna çok sevindim.Bakımını bu şekilde devam ettirirseniz ileriki yıllardada bir problem çıkarmaz sanırım.Geçmiş olsun sevgi ile kucaklıyorum hepinizi.

  3. can’ı tebrik ediyorum. ben de doktorum bazen çocukları muayene etmek çok zor olabiliyor.

    • Bebek ve Ben

      Teşekkür ederi çınar. Katılıyorum, çocukları muayene etmek zor olabiliyor. Ebeveynler için de zor olduğu dakikalar olabiliyor. Ama mesleğiniz çok güzel ve çok saygı duyduğum bir meslek. Tüm doktor arkadaşlara sevgilerimi gönderiyorum.

  4. Can’ı bizde tebrikederiz. Bu aralar bende düşünüyordum diş hekimine gitmeyi, ama açıkçası bizimkinin tepkisinden de şüpheliyim. yazını okur okumaz Bursa’daki çocuk diş hekimlerini araştırdım. sanırım bir tanesi bize yakın geldi. en kısa zamanda gideriz inşallah. Buarada Tanla’cım şu emzik ve biberon işini gözünde çok büyütme. daha öncede belirtmiştim Ataberk’te Can’la aynı yaşta. tabi bizde bonus 2. kardeş var (8aylık oldu Canberkimiz) bende hep ya kardeşinin emziğine biberonuna sararsa diye endişe ediyordum. birgün karşıma aldım güzelce konuştum. bak şimdi seninkardeşin olacak o minik bir bebek. emziği/biberonu bebekler kullanır. hem artık senin dişlerin var. sen kullanamazsın artık büyüdün dedim.odakafa salladı onaylayarak. 1 saat kadar sonra emziğini ararken hemen bir kitap buldum.oradaki kahramanları gösterip bak bunlarda kullanmıyor boşver arama artık dedim. o da heeee… dedi. dahada aramadı. ama ortada emzik ve biberona dair birşey kalmamıştı. yani anide bırakma daha etkili oluyor derim ben.
    sevgiler

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*