Can’a Lüfer Yedirmek İstiyorum, Tabii Bulabilirsem

Lüferle tanışmam çocukluk çağlarıma rastlar. Babam haftasonlarında bizi boğaza götürür, hem deniz havası aldırır, hem de oltasını büyük bir keyifle boğazın serin sularına sallayarak saatlerce balık tutardı. Akşama yiyeceğimiz lezzetli balıkları hayalini kurarak, meraklı gözlerle babamı izler ve tuttuğu balıkların adını sorardım. Babam çoğunlukla istavrit tutar, lüfer ya da kofana çıkınca çok sevinirdi. Lüferin boyuna göre defneyaprağı, çinekop, sarıkanat, lüfer, kofana ve sırtı kara olmak üzere pekçok ad aldığını daha o yaşta öğrenmiştim. Amatör bir balıkçı olan babam, “herşey mevsiminde” der ve küçük balıkları tutmanın balık neslini azaltacağını bize hep söylerdi.

Akşam annem balıkları kızartırken, ben de mutfakta, yanında durur ve annemin sürekli el altında bulundurduğu, yemek tarifleri kitabımızı karıştırırdım. Bu kitap, tariflerin yanısıra, sofra düzeni ve yemek adabını da anlatırdı. İçinde hangi mevsimde hangi balığın yenmesi gerektiğini yazan bir bölüm olduğunu dün gibi hatırlıyorum. Kısacası, balık yemenin de bir zamanı ve adabı vardı.

Derin Sularda Neler Oluyor?

Bilinçsiz avlanma; besin kaynakları ve yaşam alanlarının giderek yok olması; havada, toprakta ve sulardaki kirlilik ve iklim değişiklikleri nedeniyle soyu tükenen hayvanların sayısı gittikçe artıyor. Kamuoyunda, sayısı çok azalmış mavi balina ya da panda gibi memeli hayvanlarla ilgili haberler nedense daha çok dikkat çekiyor. Elbette onlar da korunmalı. Buna kimin bir sözü olabilir ki? Ancak “ağzı var dili yok” balıklar, belki de çok göz önünde olmadıklarından, hep atlanıyor. Oysa onlar hem önemli bir besin kaynağımız, hem de içinde yaşadığımız ekosistemin vazgeçilmez bir parçası.

Greenpeace Akdeniz’e göre1 bugün dünya denizlerindeki büyük balık türlerinin %90’ı, toplam balık türlerinin ise %60’ı tükenmiş durumda. 2050 yılına geldiğimizde ise dünyadaki balık stokları tükenecek. Bilim-kurgu filmlerindeki uzak gelecekten değil, çocuklarımızın yetişkin olduğu ve bizim de torunlarımızla oynayıp, emekliliğimizin keyfini çıkaracağımız dönemden bahsediyoruz.

Türleri tehlikede olan balıklardan bahsetmek için öyle çok uzağa, okyanuslara falan gitmeye gerek yok. Uskumruyu hatırlıyor musunuz? Ya kalkanı? Çocukluğumuzda bol bol bulunan bu balıkların şimdi yurtdışından ithal edilerek sofralarımıza geldiğini biliyor musunuz? Pekiyi ya lüfer? Lüferin balıkçı tezgahlarında 25TL-45TL gibi fahiş fiyatlara satıldığını hepimiz görüyoruz. Neden mi? Çünkü, lüferi daha bebekken avlayıp, büyümesini ve üremesini engelliyoruz da o yüzden.

Lüfer Sadece Bir Simge

Lüferin tehlikede olduğunu, ilk kez, Slow Food Türkiye2 /Fikir Sahibi Damaklar’da3 aktivist olan arkadaşım Mehtap Mertdoğan’dan duydum. Doğal gıdalar tüketmesi konusunda toplumu bilinçlendirmeye çalışan Fikir Sahibi Damaklar’ın (FSD) yürüttüğü kampanyalardan biri de, 2009 senesinde başlatılan “İstanbul Lüfer’e Hasret Kalmasın!”

Lüfer Koruma Timi

Bazılarınız “Neden Türkiye değil de sadece İstanbul?” ve “Neden sadece lüfer?” diye düşünebilir. FSD’ın kurucusu Defne Koryürek, Slow Food’un yerelliğe önem veren bir yapılanma olduğunu söylüyor ve “Önce kendi kapınızın önünü süpüreceksiniz.” diyor. Ben de “Neden lüfer?” diyenlere,  “Lüfer sadece bir simge. Bir yerden başlayacaksak, bu neden lüfer olmasın?” diyorum.

FSD, “İstanbul Lüfer’e Hasret Kalmasın!” kampanyası ile, “Marmara Denizi ve boğazların, küçük-büyük demeden tüm balıkları toplayıp, deniz tabanını tarumar ederek ekolojik dengeyi mahfeden trol ve gırgır avcılığına kapatılması ve lüferin avlanma alt boyunun en az ilk üreme boyuna çıkarılması” için uğraşıyor. Kampanya kapsamında şimdiye kadar yapılan aktivitelerden önemlileri şöyle:

    • Tarım Bakanlığı Su Ürünleri İstişare Kurulu’nun 21 Haziran 2011’de yaptığı toplantıya katılan FSD sözcüleri, lüfer konusundaki söylemlerini dile getirdiler. Maalesef toplantıda lüfer konusunda bir karar alınmadı.4 Ancak daha sonra, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı, su ürünleri avcılığını düzenleyen tebliğde değişiklik içeren taslağı hazırladıklarını duyurdu. Buna göre avlanma limitinin lüfer için 14 santimetreden 20 santimetreye, lagos ve orfoz balıkları için 30 santimetreden 45 santimetreye çıkarıldığını bildirdi.5
    • FSD, lüfer konusuna dikkat çekmek amacıyla, her yıl Ekim ayının 3. Cumartesi gününde İstanbul Lüfer Bayramı’nı kutlamayı önerdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de desteği ile 2011 senesinde 14 ve 15 Ekim günleri “İstanbul’un İlk Lüfer Bayramı” olarak çeşitli etkinliklerle kutlandı. 6
    • Sene içinde çeşitli zamanlarda İstanbul balık hali ve balık pazarları FSD aktivistleri tarafından ziyaret edilerek, balık boyları mezuralarla ölçüldü. Bu sayede balıkçıların konuya dikkati çekildi.

FSD’ın yanısıra, Greenpeace-Akdeniz  de “Seninki Kaç Santim?” isimli kampanyası7 ile yavru balık satışını engellemesi ve yasal balık boylarını bilimsel temellere oturtması konusunda mücadele veriyor. Greenpeace, kampanya websitesinde, “Lüferin en az bir kez üreyebilmesi için minimum 20 ila 24 cm’e ulaşması gerekirken bugün yasal avlanma boyu 14 cm olarak verilmiştir. Yani aslında yavrusu olan çinekop boyu.” diyor.

Ne Yapabiliriz?

Oğlum Can henüz 7 aylık. Can büyüdüğünde, lüfer ile internette ya da belgesellerde değil, oltada ve tabakta tanışmasını istiyorum. Boğazda yapacağımız bir gezide, geçen lüfer sürülerini parmağımla gösterip “Bak oğlum, bunlar lüfer!” demek istiyorum. Memleketimin lüferini ızgara yapıp, salata eşliğinde ona yedirmek istiyorum. Siz de çocuklarınızı lüferden mahrum etmek istemiyorsanız, HEMEN ŞİMDİ HAREKETE GEÇİN!

  • Zamanında Yiyin: Lüferi mevsiminde yiyin. Lüfer mevsimi Eylül ortasından Ocak sonuna kadardır.
  • Uyarın: Restaurantlarda ve balıkçı tezgahlarında olması gerekenden küçük lüferler gördüğünüzde uyarın. Lüfer için ideal boy 24cm’dir.8
  • İhbar Edin: Sürekli olarak yavru balık satışı yapan bir işletme gördüğünüzde Tarım ve Köy işleri Bakanlığı’nın “174 – Alo Gıda Hattı”nı arayın ve ihbar edin.9
  • Paylaşın: Lüferin durumunu ailenizle, arkadaşlarınızla, tanıdıklarınızla paylaşın.
  • Eğitin: Çocuklarınızı bu konuda eğitin.

Kaynaklar
1- Greenpeace Akdeniz
2- Wikipedia: Slow Food 1986 yılında Carlo Petrini tarafından kurulan uluslararası bir harekettir. Fast food’a (hızlı yemek, ayaküstü yemek) alternatif olarak çıkarılan slow food (yavaş ya da ağır yemek) gelenksel ve bölgesel mutfakları korumayı amaçlar. Ayrıca yerel ekosistemde üretilen bitki ve tohumlardan yapılan tarımı teşvik eder.
3- FSD Websitesi | FSD Blog: Fikir Sahibi Damaklar(FSD) Slow Food’un bir alt kolu olarak, Defne Koryürek’in öncülüğünde İstanbul’da kurulmuştur. Türkiye’de şekillenen diğer Slow Food birliklerinden farklı olarak kendilerini “şehirli” bir grup olarak tanımlayan FSD, gerçek (doğal ya da organik) gıdalar tüketmesi konusunda çeşitli kampanlar düzenleyerek toplumu bilinçlendirmektedir.
4- Yeşil Gazete 21 Haziran tarihli haberi
5- Sabah gazetesi 25 Ağustos tarihli haberi
6- İlk lüfer bayramı etkinlikleri
7- Greenpeace “Seninki Kaç Santim?” kampanyası
8- Greenpeace’in sularımızda sıklıkla avlanan balıklar için bilimsel üreme boylarından yola çıkarak hazırladığı balık cetveli
9- 174 – Alo Gıda Hattı‘nı ihbar için aradığınızda, memnun kalmadığınız ürünün ismini(lüfer), nereden aldığınızı(balıkçı ya da restaurant ismi ve adresi), TC kimlik numaranızı, telefon ve adresinizi istiyorlar. Daha sonra 174 – Alo Gıda Hattı’nın websitesi ‘ne girdiğinizde yaptığınız ihbarın sonucunu öğrenebiliyorsunuz. Süreç, yaklaşık 15-30 günde sonlanıyor.

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

2 yorum

  1. Tanla’cım ne güzel toparlamışsın, sağolasın. Yine araştırmacı gazeteciliğini konuşturmuşsun:)

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*