Can Nerede? Converse Canavarı

Can ayakkabı deniyor

Bugün yeni yıl alışverişimizi yapmak için Can, Kuzey ve ben outlet mağazalarına gittik. Ne zamandır ertelediğim birkaç parça kıyafet alışverişim vardı. Can’a da ayakkabı bakmak istiyordum.

Biliyorsunuz bizim oğlan artık bayağı bayağı ayaklandı. Karyola kenarı, koltuk kenarı, ne bulursa yapışıp hemen ayağa kalkıyor. Hatta, bunlara tutunarak yengeç gibi yanpiri yanpiri adım atmaya da başladı. Yanlız yere inme konusunu henüz tam olarak çözebilmiş değil. Önceleri yorulunca, kesilen bir ağaç gibi dimdik yere devrilirken, şimdilerde arkaya hafif bir kavis verip popo üstü oturmaya başladı. Ama her zaman başarılı olamıyor. O yüzden gözümüz sürekli üzerinde… Konu nerden nereye geldi. Alışveriş mevzusunu anlatıyordum…

Outlette kendime bir pantalon, üç tane de kazak buldum. Sıra bizim oğlanın ayakkabılarına gelince önce Carters’a gittik. Niyetim güzel bir yürüyüş ayakkabısı bulmak. Gelgelelim Carters’da yürüyüş ayakkabısı sadece büyük çocuklar için kalmış. Üstelik hepsi Çin malı ve çok kötü plastik kokuyor. İçim bulandı. Bir de ev içinde ya da dışarıda süs olarak giyilebilecek, altı kumaş gibi malzemeden yapılmış, yumuşak bebek ayakkabıları vardı. İstediğimiz bu olmamasına rağmen, her ihtimale karşı bir tane alalım dedik. Bebek ayakkabılarını giydirmek de  ne kadar zor. Ayakkabının burnunu oturtsan, bebeğin topuğu dışarıda kalıyor. Bir türlü gerekli manevrayı yapıp, Can’ın ayağına sokmayı başaramadım. Bileğini incitmekten korktum. Sonunda işi Kuzey devraldı. Şak şak giydirdi ayakkabıyı. Sanırım “resmi ayakkabı giydirici”miz bundan böyle Kuzey. Hayırlı uğurlu olsun!

Biz ayakkabılarla ilgilenirken, Can yine ortadan kayboldu. Aman Allahım nerede bu bebek! diye oraya buraya koşarken, Kuzey “ben oğlumun gittiği yeri biliyorum galiba” dedi. Hemen onu takip ettim. Carters’ın iki kapı ötesindeki Converse mağazasına girmez mi? Bizim bızdık beyefendiyi tam da yukarıdaki pozisyonda bulduk!

Yanına gidince elimi belime koyup, “Bana bak küçük bey! Nereye kayboldun öyle? Sen anne ile babaya kalp krizi mi geçirtmek istiyorsun?” dedim. Bizimkisi bıyık altından gülüp, “Amaaan anne, sorduğun şeye bak. Elbette Converse’e geldim. Yoksa beni Carters’dan aldığınız bebek ayakkabıları ile kandırabileceğinizi mi sandınız?” diye cevap vermez mi? Babasıyla ben, orada öylece kalakalırken, bir de “Şimdi sen onu bırakta, söyle bana, bordo mu, lacivert mi?” diye sordu. Dumurun en üst noktasında olan ben, sadece “lacivert” diyebildim…

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*