Son Yazılar

Çalışan Anneyim, Bebeğime Yetemiyorum

Çalışan bir anne olan okurumun bir süre önce gönderdiği mektubu yoğunluk nedeniyle geç yanıtlayabildim. Ancak çalışan annenin bebeğiyle ilgili hissettiği duygular, iş ve annelik arasında sıkışıp kalması bence çok önemli, pek çok anneyi ilgilendiren bir konu. Okurumun mektubunu kendi sözleriyle paylaşıyorum.

Bu satırları yazarken bile gözümdeki yaşlara engel olamıyorum. Önce kendimden biraz bahsedeyim istiyorum. Genellikle yüzünde gülümsemeyle dolaşan, insani değerlerini yitirmemek için büyük çabalar sarfeden ve bu esnada müzmin olumsuzlar ordusuna karşı kaybettiği enerjiyi iyilik ve güzellik algılarıyla yeniden yerine koyabilen biriyim. Kısa bir süre önce bir bebeğim oldu. 5 ay sonra işimi kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldım ve mecburen işe geri döndüm. Annem ve babam birlikte bakıyorlar minik kuzuma. Her akşam evimiz yakın olduğundan alıp eve getiriyor ve o uyuyana kadar babasıyla etrafında dört dolanıyor, güldürmeye, oynatmaya çabalıyoruz. Yine de yetmiyormuşum gibi bir his içimden çıkmıyor. Akşam işten dönünce bana herkese baktığı gibi bakmıyor sanki, o kadar büyük acılar çekiyorum ki, sabahları bırakıp gidince ona zarar veriyormuşum gibi hissediyorum. Annemler elbette bakımı konusunda gayet titizler fakat ben ruhsal kısmı için çok endişeleniyorum. İşin psikolojik kısmıyla ilgili (yani çalışan annenin bebeğindeki eksiklik vb.) pek araştırma yapmadım. Eğer bana zaman ayırabilirseniz, bu konuyla alakalı olumsuz dahi olsa senin yorumunu rica ediyorum. Şimdiden teşekkür ederim, sevgiyle kal ablacım 🙂

Okurumun adını saklı tutuyorum. Bu nedenle onu A. olarak isimlendirdim.

calisananne

Sevgili A.,

Mesajın beni çok duygulandırdı. Kendim de çalışan bir anne olduğum için hislerini çok iyi anlıyorum. Kimi zaman ben de aynı ikilemi yaşıyorum: Acaba çocuğuma yetebiliyor muyum? Çalışarak doğru mu yapıyorum? Ben birden fazla işte proje bazlı olarak çalışıyorum. Mesleğim dijital tasarımcılık. Çoğunlukla websitesi tasarımı ve geliştirmesi yapıyorum. İşimin büyük kısmını ev ofisi olarak yürütüyorum. Ama onun dışında yılın belli dönemlerinde ofise giderek de yaptığım bir işim var. Kimi aylarda tüm işler üst üste geliyor. 8-5 ofiste çalıştıktan sonra eve gelip web tasarımı işlerime yetişmeye çalışıyorum. İşler bu haldeyken evde yemek yapılması ve insanca koşullarda yaşamak için en azından minimum ölçülerde evin toplanması, temizlenmesi gerekiyor. Oğlum Can, hafta içi her gün 8-18 saatleri arasında yuvaya gidiyor. Bazen bu temponun hepimize haksızlık olduğunu düşünüyorum. Oğlumla daha çok vakit geçirmek istiyorum.

Çalışmak yaşamın bir gerçeği. Hepimiz hayatımızı sürdürmek için para kazanmak zorundayız. Bunun ötesinde eğitimler aldığımız mesleklerimiz var. İşimi çok seviyorum. Bu nedenle işimi yapıyor olmaktan dolayı kendimi suçlu hissetmiyorum. Ancak eve gelince tüm enerjimin tükenmiş olması ve akşam yatana kadar geçecek sürede yapmam gereken işler beni düşündürüyor.

Oğluma ilgi göstermeyi ihmal etmemek için kendime bir hedef koydum. Hafta içi eve vardığımız saatten oğlumun uyku saati olan 20’ye kadar olan zamanı ona adıyorum. Önce akşam yemeğini beraberce yiyoruz. Sonra enerjim olan günlerde onunla aktif olarak oyun oynuyorum. Yorgun olduğum günlerdeyse yan yana uzanarak ve sarılarak TV izleme, oturarak sakin oyunlar oynama gibi aktiviteler yapıyoruz. Gece uykusu için onu yatağına götürünce kitabını mutlaka okuyorum. Yaklaşık yarım saat, 45 dakika da bu şekilde vakit geçiriyoruz. Mevcut koşullarda elimden gelenin en iyisini verdiğimi düşünüyorum. Can uyuduktan sonra kalkıp, gece yarısına kadar çalışmaya devam ediyorum. Aile aktivitelerimizi genelde haftasonu yapıyoruz. Ancak mesela bu son çalıştığım projede Cumartesi dahi ofise gidiyorum. Eşim de bu aralar çok yoğun çalışıyor. O da hafta içi çalışmasının yanısıra, haftasonu Pazar günleri ofise gidiyor. Böylece Can’a dönüşümlü olarak bakmış oluyoruz. Anlayacağın bu aralar oldukça tempolu bir yaşamımız var.

Sen kendi durumunu anlatmak isterken, “Bir dokun bin ah işit gibi oldu.” Demem o ki, günümüz koşullarında çoğu ailede hem anne, hem de baba oldukça yoğun çalışmak durumunda. Bu kimi zaman bir mecburiyet, kimi zaman da bir tercih. Bu koşullarda çocuğumuza istediğimiz kadar vakit ayıramamış olmak içimizde bir sızı olarak kalıyor. Ama bir taraftan bakınca aslında tüm emeklerimiz çocuğumuza ve kendimize şu an ve gelecekte daha iyi bir yaşantı sunabilmek için değil mi? Bu nedenle kendimize acımayı bir an önce bırakmakta fayda var. Durumumuzu iyi analiz etmeliyiz. Çocuğumuza ayıramadığımız zaman için üzülmek, kendimizi suçlu hissetmek yerine onunla olduğumuz zamanları nasıl daha iyi değerlendirebileceğimize odaklanmalıyız. Yorgun bir bedenle aktiviteden aktiviteye koşmayı önermiyorum elbette. Ama çok yorgun olmadığımız günlerde, hafta içi en az 1-2 kez, çocuğumuzla aktif oyunlar oynayabiliriz. Yorgun olduğumuz günlerde de, senin örneğinde bebeğin olduğu için, yerde halının üzerinde onun yanına uzanmak, onun oynamasını izlemek, ona birkaç oyuncağını uzatarak sakin bir oyunu paylaşmak bile ona yanlız olmadığını, ilgilenildiğini hissettirir.

Yaşam kısa, günler oldukça hızlı geçiyor. Eğer kaçırdıklarının çok fazla olduğunu düşünüyorsan ve çalışmak zorunda değilsen bebeğin büyüyene kadar bir süre işten izin almayı düşünebilirsin. Eğer çalışmaya devam etmek durumundaysan ya da severek çalışıyorsan, ki bu utanılacak birşey değil, bebeğinle olabildiğin zamanları en güzel şekilde geçirmek için elinden geleni yapmalısın.

Bebeğin henüz çok küçük. O nedenle çalışmanın anlamını ve önemini bilecek durumda değil. Elbette ki kendisiyle en çok ilgilenen ve ihtiyaçlarını karşılayan büyükanne/büyükbabayla ilgili görünecektir. Ancak zamanla büyüdükçe çalışmanın anlamını ve önemini kavrayacaktır. O zaman yaşına göre, uygun bir dille ona durumu anlatabilirsin. Çalıştığın saatlerde ondan ayrı kalsan bir onu çok sevdiğini, özlediğini, çalışma sayesinde evinize lezzetli mamaları, güzel oyuncakları, cici elbiseleri alabildiğinizi açıklarsın. Çalışmanın güzel birşey olduğunu, ilerde onun da severek çalışabileceği bir işi olmasını dilediğini, çalışmanın insana faydalı olmak, kendini gerçekleştirmek gibi bir amaç verdiğini anlatırsın. Çocuklar büyük sözlerden anlamaz derler. Ancak koşulları dramatize etmeden, yaşına uygun bir anlatım yapıldığında çocuklar herşeyi çok iyi kavrar.

Sonuç olarak, ufak bir bebek/çocuk sahibiyken çalışmanın zor olduğunu çok iyi biliyorum. Buna yorgunluk ve kimi zaman da üzüntü ve vicdan azabı da eşlik ediyor. Çünkü hepimiz insanız. Duygularımız var ve bedenimizin bir limiti var. Ancak hayatta yaptığımız tercihlerden vicdan azabı duymaktansa, mevcut koşullarımızda ailemize ve evladımıza verebileceğimiz en iyisine odaklanmak bana daha sağlıklı bir yaklaşım olarak geliyor. Sen ve eşin belli ki akıllı, mantıklı ve duygulu insanlarsınız. Aileniz için en doğru çözümleri bulacağınıza, koşullarınızın en iyisini çocuğunuza sunacağınıza eminim.

Sevgiyle kal,

Tanla

Önemli notlar: Bu blogdaki yazılar bir anne olarak kişisel tecrübelerimden oluşmaktadır. Doktor veya tıbbi ehliyete sahip bir kişinin tavsiyesi niteliğinde değildir. Lütfen sağlık konularında karar vermeden önce araştırmalarınızı yapın, sağduyunuzu dinleyin ve doktorunuza danışın.

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben
Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can'la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da... Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen'in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

6 yorum

  1. Aile bireylerini bilgilendiren duygu yüklü bir mektup ve yazı… Elinize, dilinize, yürğinize sağlık canlar…

  2. Merhabalar çalışan anneler hepimiz aynı şeyden müdaribiz keşke her zaman çocuklarımızın yanında olabilsek ama bu mümkün olmuyor. Bizde evimize kamera taktırdık sürekli izleyip sesini duyarak kendimizi avutmaya çalışıyoruz . Azda olsa içim rahat ediyor .

  3. çalışan bir anne olarak güzel bir konuya değindiniz benimde 5 aylık bir oğlum var Toprak,şu an annem bakıyor ama dönem dönem görümcem bakıyor o annemdeyken rahatımda görümcem baktığı zaman çocuk beni unutuyor kadının kucağından inmiyor bu da onun hoşuna gidiyor ben sinirleniyorum fakat birşey söyleyemiyorum kışın büyük ihtimal görümcem bakacak ben ne yapayım 🙁

    • çalışan anne

      Toprağın annesi.. Bende kızım 5 aylıkken çalışmaya geri döndüm. O kadar iyi anlıyorum ki hislerini… Çünkü benim kızıma da halası bakıyor. En korktuğum şey bütün gün onunla vakit geçiriyor çocuk onu benden çok severse hatta ben dururken tüm ihtiyaçları için ondan yardım isterse idi.. Dönem dönem onun kucağından bana gelmek istemediği ve onunda “Canımmm oda senin annen git bak diye üzülür sonra.” gibi cümlelerle olaya iyice vurgu yapması ile duygularımın tavan yaptığı dönemler oldu… Bir arkadaşım o dönemde “Arkadaşım! Halası ne yaparsa yapsın, halasını ne kadar severse sevsin, hatta çocuk 3 yıl seni görmesin gene de hiçbir şey senin onun annesi olduğu gerçeğini değiştirmez ve hiç kimse halasını annesinden çok sevmez diğer taratan hiçbir halada bir çocuğu annesinden çok sevemez bu konuda seninle yarışamaz, buda bir dönem ve geçecek” demişti. İçime sindi sanırım.. Gerçekten geçti.. Şimdi kızım 3 yaşında ve her şeyin bilincinde… Ben yokken halasının yanından ayrılmayan çocuk ben varken halasına seslenmiyor bile..

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*