Bu Yazı da Çocuk İstemeyenlere Gelsin

Türkiye koşullarında evli bir çiftin çocuk yapmama hakkı yoktur. Hele bir “Biz çocuk düşünmüyoruz.” diye kamuya açık alanda ünleyin. Görün bakalım başınıza gelecekleri…

Analar, babalar, teyzeler, halalar, nineler, dedeler dört bir koldan Haçlı ordusu gibi bastırır. Önce ikna çabaları gelir. “Böyle bir dünyaya çocuk getirmek istemiyoruz.” dersiniz, “Hadi len, bizim başımız kel miydi?” derler. “Çocuk yetiştirecek durumumuz yok.” dersiniz, “Tövbe de! Çarpılırsın. Hem Allah rızkını verir. O kısmetiyle gelir bir kere.” buyururlar. “Zamanım yok, kariyer yapmak istiyorum.” dersiniz, “Sen sus! Sanki sen bakacaksın. Biz bakacağız.” diye ağzınıza tıkarlar. Çocuk yetiştirmenin faydalarını, güzelliklerini, ulvi yanlarını günde beş vakit beyninize ekleştirirler. İşe yaramazsa gözlerinin kıyısında bir damla yaş “Bize torun/yeğen duygusunu tattırmayacaksın ha!” diye içinizi kıyım-kıyım kıyarak duygu sömürüsü yaparlar.

Bana bir torun vermeyeceksin demek. Alacağın olsun. Anne deme bir daha bana!

Bana torun vermeyeceksin demek. Alacağın olsun. Anne deme bir daha bana!

Sosyal çevrenizde de durum farklı değildir. En bir cool, her haftasonu beraber alemlere aktığınız, pizza-bira eşliğinde topluca Game of Thrones maratonu yaparken “Yaşam bu lan! Eşim, arkadaşlarım, ben… Değmeyin keyfime” dediğiniz evli arkadaşlarınız çocuk sahibi olunca evrim geçirir. (bkz. Evrim Teorisi) Bir gün bir bakarsınız Facebook profillerini bebek fotoğrafına çevirmişler. Bu onları arkadaş listenizden çıkarmanız için son şansınızdır. Çıkarmadığınız takdirde veletin doğumundan, yürümesine, okul gösterisinden mürüvetine kadar her anını, dakika dakika, envai çeşit medya  formatında WhatsApp’lardan, Instagram’lardan yudum yudum içeceksiniz. Her videonun altına “Uyyy, maaaşşşaalllaah! Yerim ben onun bı-gı diyen dudaklarını, tıpış-tıpış yürüyen ayaklarını!” ya da her fotoğrafın altına “Küçük Fenerbahçeli yetişiyor!” yazmazsanız kolunuzu ters yöne büküp kündeye getirir, maazallah doğduğunuz güne tövbe ettirirler.

Otobüste eşinizle el ele tutuştuğunuzu göre yaşlı teyze, mahallenizde bira yanına leblebi aldığınız kuruyemişçi ve hatta apartman görevliniz Muhsin bey bile bulduğu ilk fırsatta “Bebaaaakghhhkk! Bebak ver bizeaaa!” diye ünler. Kendinizi bir pazar sabahı Muhsin bey’in elinden ekmek alırken “Yok abi, valla ikimizde de bir sorun yok, sadece çocuk istemiyoruz.” diye cinsel sağlığınızı savunurken bulursunuz. Kapıyı kapatırken “Sana ne lan! Keyfimin kahyası mısın?” diye burnunuzdan solusanız da, Muhsin bey alt kattaki komşuya çoktan “Deniyorlar ama olmuyor.” diye yetiştirmiştir… Sonraki günlerde asansörde karşılaştığınız komşularınız acıklı gözlerle bakarlar. Asansörden inerken kulağınıza “Kaynımın, eltisinin, kayınçosunun da tam 12 sene olmamıştı. Tüp bebek yaptılar, 9 ay sonra kucaklarına aldılar, mutlaka deneyin.” diye fısıldayıverir.

Sonunda “Temam huleynnnn! Gelmeyin üstüme!!! Tez zamanda çocuk yapmayan eşşşeğin önde gideni!” noktasına gelirsiniz. Zira kadının karnında o tümseği görmeden rahat etmez Türk halkı. Bir curcunayla evlenir, çocuğa ailece/mahallece karar verir, hayırlısıyla tüm Türkiye beraberce büyütürüz biz…

cocuksahibi

Çocuk istememeye TÖVBE etmiş çift…

Bunlar çocuk yapmak istemeyen çifte yönelen zulümler. Kadınsanız işiniz daha zor. Türkiye’de evli bir çiftin çocuk yapmama hakkı yoksa, evli bir kadının “Ben çocuk istemi…” deme hakkı hiç yoktur. Dikkat ederseniz cümleyi bitiremedim bile. Zira Türkçe klavyem evli bir kadın olduğumu anlayınca “istemiyorum” kelimesini basmadı. “Londra Ekonomi Okulu’nun yaptığı araştırmaya göre zeka ne kadar fazlaysa annelik dürtüsü o denli zayıfmış.” Ben zaten hiçbir zaman zeki bir kadın olduğumu iddia etmedim. Zaten var ya, zeki kadınları paralarlar bizde. Mesela evli ve zeki bir kadını ele alalım. Günde 3 öğün yemeklerden sonra “Niye istemiyorsun? Neden ama neden? Evliliğinde sorun mu var? Denediniz olmadı mı? Bencilsin. Sonra pişman olursun. Vık-vık, bık-bık!” diye kafasını turşuya çevirin.  Bir süre sonra artık cidden ikna olduğundan mı, yoksa beyin sarsıntısından mı, çocuk sahibi olmanın hiçte fena bir fikir olmadığını düşünmeye başlayacaktır. İki sene sonra aynı kadının evine kahve içmeye gidersiniz. 2 yaşındaki Tonguçcan annenin kafasına Ipad’i vurup, kadının uykusuzluk ve yorgunluktan zaten randımanı düşmüş beyninin IQ’sünü 15 puan daha düşürürken, siz kahvenizi yudumlayıp ikincinin ne zaman geleceğini sorarsınız. Zira çocuk dediğin tek olmaz. Çifter çifter yapılır. Üç sene önce “Bebaaaak!” diye ünleyenler, daha ilk bebeğin kırkı çıkmadan ikincisini sorarlar. Zaten dikişleri sızım sızım sızlarken, uykusuzluktan afyonlu kafayla minik Tonguçcan’ı emzirmeye çalışan annenin o dakikadaki en büyük fantezisi ikinci çocuktur.

Bütün bunlar nereden mi aklıma geldi? Geçenlerde bir tesadüf eseri çocuk sahibi olmak istemediğini savunan bir kadının blogunu okuyordum. Güzel güzel anlatmış. Demiş ki, “Ben eşimi sevdiğim için evlendim. Çocuk sahibi olmak için evlenmedim ki… Zaten ilerde bana baksın diye çocuk yapmam. Hamile kadın görüntüsünden hazzetmem. Vücudumu bozmak istemiyorum. Eşimle hayatımı yaşamak, gezmek-tozmak istiyorum. Kariyerimden vazgeçmek istemiyorum. Hayatının merkezine çocuğunu koyan kadınları anlamıyorum.” vs. şeklinde  tatlı tatlı yazmış. Kalemi güzel, okuması keyifli. “Yaşşa be kızım! İşte ne istediğini bilen bir kadın modeli. Herkes anne olacak diye bir koşul yok ya… Tebrik ediyorum.” dedim kendi kendime…

Sonra yazının bundan birkaç sene önce yazıldığını fark ettim. Acaba hala yazıyor mudur? Bir yazısını daha okuyayım, bizim böyle cesur, kendini bilen, toplum baskısına takılmadan düşüncelerini içinden geldiği gibi dile getiren kadınlara ihtiyacımız var diye düşündüm. Son yazısına tıkladım. Aynen şöyle: “Ruh halim tamamen değişti! Sanırım erkek olacak. Mağazalarda çocuk kıyafetlerine bakıyorum. Ah bu hormonlar! Zaten iş bulamadım. Kariyerimi bitirdim. Sırf çalışmış olmak için çalışacağıma, evde çocuğumu büyütürüm daha iyi! Bebek beklemek dışında birşey yapmıyorum…

O dakikada beynimde tıkırt diye bir ses oldu. Sanırım IQ’üm 15 puan daha düştü. Yorumu size bırakıyorum…

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

10 yorum

  1. super yazi Tanla… Aileler bu konuda ne kadar bencil oluyor degil mi?? Ben evlendikten sonra 5 yil cocuk istemedim. Sonra kendimi hazir hissettigimde planlamaya basladik.
    Ilk 2 yildan sonra ufaktan bi sorun mu varlar basladi. Insanlar bir problem oldugunu dusunduler. Halbuki cevap basit. Hayatimda hic anac bir insan olmadim. Acikcasi cocuklarla da iyi anlasamam. Buna ragmen elime zorla bebek falan tutusturmalAr ozendirme amacli ki gercekten beni daha da soguttu.
    Sonuc olarak bi zaman geldi istedim cocuk yaptim mutluyum. Iki numara baskilari da en ust seviyede su an. Bununla beraber yeteri kadAr iyi anne olmamakla suclaniyorum ki bu apayri bir yazi konusu. Benim zamanim geldi hazir hissettim yaptim ama istemeyenleri de suclayamam kendi secimleridir

    • Bebek ve Ben

      İyi anne olmamak??? Artık sen de iyi anne değilsen… Zamanı geldiğinde, sizin için en uygun zamanda yapmışsınız. Önemli olan sizin kararınız, gerisi gerçekten önemli değil Berrakcım.

  2. Çok doğru.ne zaman evleneceksinle başlar bu baskılar istedikleri kadar çocuk doğurtana kadar devam ederler.2.cocugum doğdu 2 yasında gecen teyzenin biri 3.yü ne zaman yapmayı düşünüyorsun dedi öylece bakakaldım kadının yüzüne ne diyim ki 🙂

  3. 2. Cocuk baskılarından bunalmısken bu yazıyı yazman cok komik oldu… Komik diyorum ama aglıcam neredeyse.. Kimseye anlatamıyorum derdimi… “Ne olucak buyuyor iste..” Allah biliyor neler yasadıgımı, ne zorluklarla bas ettigimi… Gelip sevmek kolay oyle uzaktan… Ha bir de kiz istiyorlarmiş-miş-miş… Sabır sabır sabır….
    Sen nasıl basa cıkıyorsun Tanla?

    • Bebek ve Ben

      Bizim de ailede 2. çocuk yönünde yoğun beklenti vardı. Ancak şimdilik düşünmediğimizi birkaç kere nedenleriyle beraber belirttik. Artık bir sessizlik hakim bu konuda 🙂 Yine de kapıyı tamamen kapatmamak lazım. Gün olur fikirler değişir. Geleceği kim bilebilir ki…

  4. Tanla sana katılıyorum, bebek istememeyi tamamen anlayabiliyorum. Herkesin kişisel tercihi. Evet çocuk sahibi olmak harika bir şey ama yaşanmadan asla anlaşılmayan bir şey. Dolayısıyla ne kaybettiğimi bilmeyen insan bunun için de üzülemez. Türkiye’de iş daha zor gerçekten malum zaten Avrupa nüfusu azalmakta buralarda çocuk istemeyen çok fazla kişi olduğundan. Herkesin kendi seçeneği ben çok saygı duyuyorum ama o kızın yazdığı hayatının merkezine çocuğunu koyan kadınları anlamıyorum lafını sevmedim. Çocuk sahibi olmayan kadın da senin niye çocuk istemediğini anlamıyor. Maraza da burdan çıkıyor. Herkes diğerine saygı duygun, anlamıyorsa da içinden anlamasın. Bence 🙂 Her zamanki gibi çok güzel bir yazı olmuş eline sağlık.

    • Bebek ve Ben

      Çocuk sahibi olmayan ve ileride de olmayı düşünmeyen bir kadının, bir annenin çocuğunu hayatının merkezi yapmasını yadırgaması bana gayet normal geliyor. İlk planda yaptığı seçimin bir uzantısı gibi gözüküyor. İleride örneğin bir yeğeni olur ya da bir anne/çocuğun ilişkisini yakından gözler, sempati duyar fikrini değiştirebilir. Ya da hiçbir zaman değiştirmez. Kim bilir ? 🙂 Senin de bir anne olarak bu tutumu yadırgaman normal… Bu arada çocuğunu hayatının merkezi yapmayan kadınlar da vardır elbette…

      Özetle, çocuk sahibi olmak çok kişisel bir tercih. Doğrusu ya da yanlışı yok. Herkes kendi hayatından ve gerçekliklerinden yola çıkarak kendine en uygun olan seçimleri yapıyor. Bence samimi fikirini dile getirmekte yanlış olan birşey yok. Önemli olan herhangi bir konu hakkında yorum yaparken kaba, kırıcı, yaralayıcı olmamak… Güzel yorumun için çok teşekkür ederim Zeynepcim,

      Kocaman sevgiler

      • Katiliyorum, ve sirf eşimin isteginden oturu 3 cuyu 41 haftasindayim ve inanilmaz stresteyim, 3 çocuklu anne olucagima hala inanmiyorum, bunun icin cok gencim ama ilişki sonrasi hapini çok geç keşfettim, buna uzgunum.
        Çok sikintiliyim, şu an, bana teselli yazilari yazsaniz çok sevinirim, birde dun muaynede gobek fitigim oluştugunuda ogrenince, Internetten arastirdim, dunyalar yikildi basima ama doktorum herşeyi normal karsiliyor, çok gicik oluyorum.

        • Bebek ve Ben

          Selam Dilya,
          Seni çok iyi anlıyorum. Bebek sahibi olmak normal koşullarda anne ve babanın ortak vermesi gereken bir karar fakat yaşamda bazen herşey dilediğimiz gibi gerçekleşemeyebiliyor. Bebeğini kucağına almak üzeresin. Hiçbir şeyden haberi olmayan masum bir bebek sonuçta. Bu aşamadan sonra verebileceğinin en iyisini bebeğine vermenden başka bir çare yok sanırım. Mümkünse ailenden ve arkadaşlarından destek almanı öneririm. Seni anlayan yakın arkadaşlarınla bol bol konuş ve dertleş. Umarım göbek fıtığı seni çok zorlamaz. Kolaylıklar dilerim canım.

          Sevgiler

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*