Bir Mucize Gerçekleşti: Oturağı Deniyoruz

Geçtiğimiz cumartesi Can ile beraber odasındayız. Lego-mego Allah ne verdiyse oynuyoruz. Birden yatağın üzerinde süs niyetine duran oturağını işaret etti. Ben de “Herhalde her zamanki gibi oturakla oynayacak” diye sakin sakin uzattım. Nereden bilebilirdim ki o oturak, alınışından 2 sene sonra ilk defa gerçek fonksiyonu için kullanılacaktı…

Can’ın baby showerı için hazırladığımız listenin içindeydi oturak. Tüketici yorumlarını okuyarak faydalı bir eser olduğuna karar vermiş, modelini de pek bir beğenmiştim. Arkadaşlarımız da listenin içinden seçerek hediye edince çok sevinmiştim. Ne de olsa en temel ihtiyaçlardan biri, mutlaka kullanılacaktır öyle değil mi?

İlk 1 sene dolabın içinde Can’ın büyümesini bekledi. Sonra ortaya çıkardım. Bizimki yavaş yavaş oturmaya alışsın diye salonun baş köşesine koydum. Hayalim önce, aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz şekilde, oturmaya başlaması, zaman içinde de fonksiyonunu idrak ederek kullanmasıydı. Erkenmiş.

İlk günlerde poposunu değdirir değdirmez yıldırım gibi kalkıyordu. Sanırım içine düşmekten korkuyordu. Sonra oturmaya alıştı. Ancak oturuşu hiçbir zaman 5-10 saniyeyi aşmadı. Daha çok içindeki beyaz lazımlığı çıkarıp kafasına şapka gibi takmaktan hazzetti bizim oğlan. “Gerçekten kullanmaya başlayınca da aynı şeyi yaparsa yandık…” diye düşünüyordum. Yine de hiçbir zaman süper ilgilendiği bir nesne olmadı. Ta ki cumartesi gününe kadar…Can OturaktaNe diyorduk… Bizimkisi oturağı işaret edince hemen verdim. İtina ile yere koydu. Eliyle bez bölgesine pat-pat vurarak “dish” dedi. Kulaklarıma inanamadım. “Çişin mi geldi oğlum?” diye sordum. Kafasını evet anlamında sallayarak yine “dish, dish” dedi. Hemen bezini açarak oturağa oturttum. Konuyla ilgilenmiyormuş, herşey pek de doğalmış gibi yıkanmış kıyafetleri katlamaya başladım. Görünüşte herşey normal. Ama aslında içimde ufak çaplı bir kasaba bandosu “zafer marşı”nı çalıyor. Yoksa bezli günler bitiyor mu?

Bizimkisi oturakta oturmanın yeterli olmayacağını düşünmüş olmalı ki, büyük halasının armağan ettiği “Gangnam Style” şarkısını çalan ayıyı başlatmamı istedi. İlk çişini Gangnam Style eşliğinde yapmaya heves etmiş yavrum. Onu mu kıracağım? Vaziyet şu: Bir yandan tişörtlerı katlıyorum, öbür yandan göz ucuyla çaktırmadan bizim veledi izliyorum. İçimden de “inşallah o lazımlık dengeli birşeydir, bir de halı temizlemesek” diye geçiriyorum. Oğlanın keyfi yerinde. Gangnam Style’a el çırparak oturakta tepiniyor. Ancak bir faaliyet yok.

Bir müddet sonra anladım ki bu iş strese bindi. “Ben odadan gideyim mi Can?” diye sordum. “Ih-hı!” dedi. Odadan çıkarak beyefendiye biraz rahatlık sağladım. Biraz sonra büyük bir heyecanla koşarak bana gelmez mi… Zafer! Oturağın dibinde 5 damla çiş var. Artık alkışlar mı istersiniz, tebrikler mi… Hazır gaza gelmişken devamı da gelsin diye bir kere daha oturttuk. İyi birşey yaptığına sonsuz bir inançla bu sefer adamakıllı işedi. Neredeyse gözlerimden sevinç gözyaşları süzülecek.

Çişin tamamlandığına kanaat edince büyük bir özenle lazımlığı tuvalete döktük, sifonu çektik. Ardından da elleri yıkadık. İlk çiş seansımız bu şekilde tamamlandı. Vatana millete hayırlı, uğurlu olsun.

Dediğim gibi bu olay cumartesi günü olmuştu. Son 5 gündür gündüz saatlerinde 3-5 kere çişinin geldiğini söyledi.  Çişi geldiğini söyledikçe hiç üşenmeden oturağa götürdüm. Olay çok yeni olduğu ve sanırım çiş ritüeli de çok hoşuna gittiğinden artık zırt-pırt tuvalete taşınıyoruz. Bazı seferler yapamıyor, bazen de başarılı oluyor.

Şimdilik her seanstan sonra da bezini tekrar bağladık. Ancak bağlanmasını hiç istemiyor. Derdi çıplak popoyla evde dolaşmak. Bu nedenle bugün ilk defa iç çamaşırı giydirdim. Çamaşırı pek yabancıladı. Sünnet olmuş çocuklar gibi bacaklarını aça aça yürüdü bir müddet. “Ben de çamaşır giyiyorum, baban da giyiyor, abiler çamaşır giyer” falan dedim ama ikna olmadı. Bezini gösterip bağlamamı istedi. Antika çocuk. Bezi takınca çıkarmak istiyor, çıkarınca da takmak…

Akşam babası gelince ilk kez çamaşır giydiğine dair müjdeyi verdim. Kuzey Can’ı yürüyüşe götürmek istedi. Bez bağlamadık. “Bir kaza olacaksa dışarıda olsun” dedim. Koşup, oynamış güzelce. Eve gelince elbiseleri kuruydu. Yine bez bağlamadık. Ben yemek hazırlarken babasıyla tren oynuyordu. Birden “dish” dedi. Ancak çok geçti. Çişler bacaklardan süzüldü. Halıyı da azıcık ıslattı. Bu durumdan çok rahatsız oldu. Hemen elbiselerini değiştirdik. Ancak herhangi bir tepki vermedik. Sadece giyinirken tekrar bezi işaret ettiğinde daha fazla üzerine gitmemek için bezini bağladık.

Yarından sonra gündüz ve gece uykuları dışında bez bağlamamaya çalışacağım. Bakalım başka kazalar olacak mı? En azından tüm çamaşırları kirlenene kadar biraz deneme yaparız. Can bebek gelişiminde çok önemli bir aşamaya geldi sanırım… Bize şans dileyin. Bu arada bezi bırakmak için taktikleriniz varsa duymak isterim.

Kuru günler efeeemmmm!

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

6 yorum

  1. Tamam artık Can hazır saylır.Bence gündüzleri artık bağlama sadece gece yatarken.Sabahları kuru kalkınca gece de bağlamazsın.Gündüz için sadece çamaşır,madem onunda hoşuna gitti çaktırmadan bu işi hallet.Tam zamanı teklif de ondan geldiğine göre,işin daha kolay,yalnız arada sırada kazalar olabilir,sakın kızma sonra ters teper .Birazcık yerleri falan silersin sonrada sen rahat edersin,zamanlama mevsim olarak da çok iyi.Yazın bu iş daha kolay oluyor.Haydi kolay gelsin.

    • Bebek ve Ben

      Merak etme anneannecik. Kaza olursa hiç kızmam, olayı da büyütmem. O yeter ki devam etsin oturağa… Aaah-ah! Ne çabuk büyüyor, benim de böyle herşeye gözlerim yaşarıyor. Duyan da deli diyecek. Oğlu lazımlığa oturuyor diye gözleri dolan kadın :)))

  2. Rahsan Ozturk Ozen (Facebook)

    “Bay bay bezim” isimli bir kitap almıştık. Sayesinde rahat bir dönem geçirdik. Darısı sizin başınıza
    Biz bezi çıkardıktan sonra bir daha asla takmadık. Kafasının karışacağını söylüyordu danıştığımız uzmanlar. Gece yatarken çişini yaptırıyordum, gece 1 kez de kaldırıyordum. Yatağının altına hasta bezi sermiştim, kaçırırsa diye ama o tür birşey de yaşamadık. başlangıçta bir kaç kez ufak kazalarla atlattık…

    • Bebek ve Ben

      Tavsiyelerin için çok teşekkürler Rahşan.
      Yorumundan anladığım kadarıyla siz bu süreci atlatmışsınız. İnşallah darısı bizim de başımıza. Ben de bezi tamamen atmak istiyorum ama şu aralar çişi oturağa da yapsa da yine bez takmamı istiyor. Sanırım öyle kendini daha güvende hissediyor. Bakalım, ben bıkmadan çamaşırı önermeye devam edeceğim. Yatağın altına hasta bezi sermek de güze fikir. Dur bakayım, lohusalık zamanımdan kalan 1 tane olacaktı evde. Atmadıysam şunu bir bulayım…

  3. selam tanla, çevremdekilerden edindiğim bilgiler ışığında eğer bezi bırakmaya karar verir ve bezi gündüz bağlamıyorsan, gecede bağlamayacaksın…yoksa bırakması uzun sürüyormuş..yani bezi bıraktıysan tam bırakacaksın..gündüz, gece, uykuda, gezmede bağlamayacaksın..yoksa bırakmaz dediler..üstelik arada çıkarıp arada bağlarsanda zor bırakır dediler..ben henüz cesaret edemiyorum..sana kolay gelsin:))zor bir süreç…

    • Bebek ve Ben

      Bu çok doğru bir tespit. Biz oturak eğitimine başladığımızda sadece gündüzleri bezi bağlamıyorduk. Geceleri bağlamamaya güvenemedim. Sonra bizi bir grip-nezle salgını vurdu. Haftalarca sefilleri oynadık. Bu arada bizim tuvalet eğitimi de yalan oldu. Şimdi sadece bez cinsini değiştirmiş durumdayız. Külot şeklindeki bezlere terfi ettik. Can tuvaletinin %50’sini oturağa yapıyor. Yarısını da beze. Yani tam anlamıyla bir eğitim olduğunu söyleyemeyeceğim şu anda… Bir müddet sonra senin belirttiğin şekilde yeniden deneyeceğiz.

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*