in , ,

Beraber Tartışalım: Sırayı Bozanlara Karşı Çıkmalı mı?

Geçenlerde üyesi olduğum bir Facebook grubunda Aylin isimli bir annenin “kalabalık ortamlarda sıraya girmekle” ilgili olarak paylaştığı bir soruyu ele almak istiyorum bugün. (Soru, sahibinden izin alınarak yayımlanmıştır.)

Oldukça ilginç ve ebeveynler arasında paylaşmaya değer bulduğum bu soruyla beraber blogumda “Beraber Tartışalım” isimli, farklı bir format başlatmak istedim. Sizden ricam, öncelikle soruyu okuyun ve yazının sonundaki soruyu bu sayfanın altındaki “BİR CEVAP YAZIN” alanına yorum bırakarak yanıtlayın.

Ben de kendi yanıtımı bir süre sonra yine bu sayfada yayımlayacağım.

Bu yazıya gelen yorumlardan haberdar olmak için, yorum alanının hemen altındaki “EVET, BENİ POSTA LİSTESİNİZE EKLEYİN.” seçeneğini seçebilir ya da bu sayfayı tarayıcınızı  favorilerine ekleyerek ara ara ziyaret edebilirsiniz.

Şimdi fazla vakit kaybetmeden soruya geçelim:

Aylin şöyle diyor:

Geçen haftasonu başıma gelen; hem üzülüp hem kızdığım hem de anneliğimi sorguladığım bir olayı paylaşmak istiyorum sizinle. Pazar günü oğlumla beraber kalabalık bir etkinlik alanındaydık. Popüler bir standın başında 7,5 yaşındaki oğlum sıraya girdi; sabırla bir önceki etkinliğin bitmesini bekledi. Orada verilen direktiflere uydu ama her yer değişikliğinde en önde olan sırasını kaybetti; diğer çocuklar hep önüne geçti ite-kalka! Nihayet sıra bizim etkinliğe geldiğinde ve yine bir sürü çocuk önüne geçince dayanamadı, ağlayarak bana geldi. Ben de müdahale etmek durumunda kaldım. Görevliyle birlikte kendi sırasına koyduk çocuğu.

Ben de dayanamadım kendi kendime -ama yüksek sesle- söyleniyorum; “Çocuklarımıza sıraya girmeyi, başkalarına saygı göstermeyi öğretmiyoruz; bu ne ya” falan diye. Oradaki başka bir anne bana müdahale etti ve benim sorun çıkardığımı söyledi. Çocukların eğlenmelerine mani oluyormuşum. Ben de sorun çıkarmadığımı ama bu konuları çocukların erken yaşlarında öğrenmeleri gerektiğini düşündüğünü söyledim. Kadın bana şöyle dedi: “Ne oldu yani sen sıraya girmeyi öğrettin de? Sıkışınca senin eteğine yapıştı; eteğine yapışmamayı öğretseydin!” dedi ??????. Ben acaba çocuklarıma sıraya girmeyi, başkalarına saygı göstermeyi öğretmekle hata mı ettim şimdi? Ne pahasına olursa olsun hep önde olmayı, gerekirse ezip geçerek hakkını almayı mı öğretmeliydim öncelikle? ?

———

Böyle bir durumda siz ne yapardınız?

1- Çocuğuma sıraya girmeyi teşvik eder ve görevliden yardım isterdim.

2- Ezmeyeni, ezerler. Ortam kalabalık, sıra zaten bozuk ve öne geçmek çocuğumun hakkı olduğu için çocuğumun yanına gider ve diğer çocukları uzaklaştırarak çocuğumu öne alırdım.

3- Konuya hiç müdahale etmeyerek çocuğumun bu sorunu kendi çözmesini isterdim.

———

Yorumlarınızı aşağıda bekliyorum ??????

———
Beraber Tartışalım: Sırayı Bozanlara Karşı Çıkmalı mı? başlıklı yazıma gelen yorumlar için teşekkür ederim. Söz verdiğim gibi Aylin için yanıtımı ben de veriyorum:

Sevgili Aylin,
Yaptığınız doğru… Çocuğunuza topluluk içinde nasıl davranılması gerektiğini, saygıyı, sıraya girmesi gerektiğini öğretmişsiniz. Sizin adınıza, çocuğunuzun adına böyle bir davranışa maruz kaldığınız için çok üzüldüm. Yeni Türkiye maalesef böyle. Eğitime verilen değer azaldıkça, maddiyat, işini bilmek, kaytarmacılık önem verilen tek değer oldukça maalesef kaba, hırçın ve görgüsüz bir nesil bangır bangır geliyor. Bunu da -sağolsunlar- bazı aileler hatalı davranış şekilleriyle çocuk yetiştirerek yapıyor. Hakkını aramak zorbaca davranışla bir tutuluyor. Bizde böylese durumlarda nedense akılcı, sakin hiçbir öneri getirmek yok, kabalığa karşı daha çok kabalık teşvik ediliyor. Bu şekilde kötülüğe kötülükle yanıt vermek alışkanlık haline geldiğinde birbirinden nefret eden bir dünyaya doğru adım adım gideceğiz korkarım…

Konuya dönmek gerekirse… Sırada yer çalan kişilerle mücade için yapılabilecekler… Öncelikle kızmayın. Ya da kızgın olduğunuzu belli etmeyin. Kaba davranışlarda bulunan kişilerin en sevdiği şey tartışmaya girmektir. Bunun yerine güler yüzle şunları söyleyebilirsiniz:

  • “Özür dilerim ama sıra şurada bitiyor…”(Yol gösterici)
  • “Sanırım aceleniz var. Elbette önümüze geçebilirsiniz.” (Yaptığı yanlışı farkettirmek için bir fırsat)
  • “Bu gösteriyi görmeyi çok istediğinizi anlayabiliyorum. Biz de öyle! Düzgünce sıraya girersek kuyruk daha hızlı ilerleyecek.” (Empatik)

Bu sadece 3 yaklaşım… Bununla beraber kimi zaman karşınızdaki hiçbir şekilde laftan anlamayan biri olabilir. Bu durumda tartışmaya girmek sinir bozucu ya da tehlikeli olabilir. Kendinizi asla böyle bir duruma sokmayın. Hiçbir etkinlik/aktivite ruh ve beden sağlığınızdan daha önemli değildir. Uzaklaşın…

Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcı ve BebekveBen'in kurucusuyum.
BebekveBen çocuk bakımından öte ebeveynlik, kadın olmak, birey olmak, yurtdışında yaşam, seyahat, yemek, ürünler, eğitim, sağlık gibi hayatın içinden pek çok konunun paylaşıldığı, ailelerin buluştuğu, soru sorduğu, dileyenlerin konuk yazılarla katkıda bulunduğu ve deneyimlerini paylaştığı bir platform... Bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Yorumlar

Yanıt Yaz
  1. Bence çocuklara nasıl sıraya girmeyi ve arkadaşlarına saygı duymayı ögretiyorsak aynı zamanda kendi hakları olduğunu ve saygı duyulması gerektiğinide öğretmeliyiz çünkü her zaman yanında olmayacağız ve dünya çok masum değil kendini korumayı bilmesi lazım çocukların hayır sıra bende diyebilmeli arkadaşına ve kendi yeri için mücadelesini vermeli

  2. Evet aylin hnm gibi yapmaliyiz tabiiki ama şu faktörü unutmamak gerek maalesef heleki Turkiye de sira beklerseniz aksama kadar gelmez bir trafikte bile karsidan karşıya gecmek icin yaninizda cocuk varken yol vermiyorlar ya isaret edio durduruyoruz yada yolun yarisina geliyoruz…Burada oyle saygı falan kalmadı.Diyeceğin o ki ogretsek bu kurallari bilmeyen ve uygulamayan okadar çok kisi varki buyukler saygisiz sabirsiz cocuklardanbeklemek hata…

  3. Çağdaş yaşam, toplumsal kuralları olan bir yaşamdır. Kural ise öğretilen ve herkesin uyması gereken bir uygulamadır.
    Bir toplumda kurallı yaşama uyanlar azınlıktaysa-ülkemiz örneğinde-sorun, bireysel hak aramaya dönüşmekte, kargaşa, kavga ortaya çıkmaktadır…
    Örnek olayda, 3 nolu çözümü seçmek olası…
    Köklü çözüm için ise; Batı toplumundaki gibi insanlara eğitimle çocuk yaştan başlayarak kurallı yaşamın öğretilmesi, benimsetilmesi, uymayanlara toplumsal ve yasal yaptırım uygulanmasıdır…

  4. çocuklara hiç bir şekilde kızılmıyor ama evet sırayı bozanlara karşı çıkılmalı bence

  5. Merhabalar,

    Bence Aylin hanimin muhatap oldugu veli ulkemin insanini orneklemek icin cok guzel bir ornek olmus. Kaba, saygisiz ve terbiyesizlikle uste cikmaya alismis bu insanlarin egittikleri cocuklar da annelerinden babalarindan bir arpa boyu ileri gidemiyorlar. Bu durumda Aylin hanimin oglu hakkini korumaya kalksa sirayi gasp eden cocuklar vurma-itme-hakaret olarak cevap verecekler buyuk ihtimalle. Belli bir terbiye almis cocuk ayni sekilde cevap veremeyecek ve daha buyuk sikinti yasayacak duygusal anlamda bence.

    Dusuncem soyle tabii ki cocugumuza hakkini savunmayi ogretmeliyiz ama yerine ve zamanina gore mudahale etmeliyiz. Ayrica bu gibi durumlarda bizim uslup ve davranis seklimizin de cocugumuza hakkini savuniurken nasil davranmasi gerektigini -hakaret/kufur etmeden, saygili bir sekilde de hakkimizi koruyabilecegimizi – ogretecegini dusunuyorum.

    Sevgiler,

    • Sevgili Esonis,
      Yorumun için çok teşekkürler. Söylediklerine katılıyorum. Balık baştan kokuyor, çocuklar ebeveynlerinin verdiği terbiyeye göre ya da ebeveynlerinin yaptığı hareketleri kopyalayarak büyüyor. Bu anlamda biz ebeveynlere doğru rol model olmak yönünde büyük sorumluluk düşüyor.
      Sevgiler

  6. hayatta kalmak demek, yaşama azmi demek kısaca ortama uyum sağlamak demektir.

    ortamın iyi ya da mantıklı olması ortamdaki bireylerin ortalamasıyla ilişkilidir. O yüzden insanlar oturdukları yeri , okulu veya şehri hatta ülkeyi bu yüzden değiştirirler. bu bir kaçış değil, uyum sağlanmakta zorlanılan ortamı değiştirmektir.

    iyi ortamların olması elbette mümkün ve gerekli ancak bunun için mücadele etmek ve sonucu beklemek bir ömür alabilir. onun yerine hazır ortamlar tercih etmek daha mantıklı. tabi bu biraz maddiyatla ilgili.

    Yukarıdaki örnekte bahsedilen eteğe yapışmamayı öğreten kadın ortamı gönüllü ya da mecburen kabullenmiş ve buna göre önlemler geliştirmiş. tamamen yabani bir düşünce ama kısa vade için doğru görünüyor. uzun vadede toplumun evrilmesi ise yanlış.yani yanlış trende doğru koltuğa oturmuş bir yolcu.

    şikayetçi anne ise trenin yanlış yönde olduğunu anlatmaya çalışıyor. bu durumu o an için çözmek ne kadar zor.

    ayrıca şikayetçi annenin istediği durum ancak konsensüs yoluyla elde edilebilir.

    bu zaman ve eğitim gerektirir. belki nesiller sonrası ancak bu duruma gelebildik.

    elimizden geleni yapmak bu konuyu burada paylaşmak bile doğru trende olma çabalarından bir örnek. ama sancısını maalesef birçok çocuk çekecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tüp bebek

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan En Yeni Yöntemler

Umarsızım