Bebekle Uçak Yolculuğu ve Tatil-3

Büyük gün geldi! Ne zamandır beklediğimiz tatile çıkıyoruz. Dün gece bavul hazırlıklarımızı tamamladık. Bu sabah saat 7’de kalktık. Emzirme yastığı, İtzbeen bebek bakım kronometresi ve biberonlar gibi son anda bavula sokulacak eşyalar da yerini buldu. Hızlı bir kahvaltı yaptık. Ben Can’ı son defa emzirirken Kuzey bavullarımızı arabaya yerleştirdi. Minik oğlum uzun bir yolculuğa çıkacağından habersiz “sabah sabah nereye gidiyoruz?” gibilerden bakıyor.

Havaalanına vardığımızda Kuzey bizi bavullarla birlikte binanın giriş kapısında indirip arabayı park etmeye gitti. Can araba koltuğu ile pusetinin içerisinde. Yanımda bir büyük, iki küçük bavul var. Ayrıca bebek çantası da kolumda. Zamanımız kısıtlı olduğu için Kuzey gelmeden binanın içine girip check-in yaptırmayı kafaya koydum, ama, bu kadar bavulu bebekle beraberken nasıl taşıyacağım konusunda hiçbir fikrim yok. Sonunda kendimce bir yöntem geliştirdim. Puset elimde iken önce bir bavulu 10 adım ilerletiyorum. Sonra pusetle beraber geri dönüp diğer bavulları itiyorum. Böylece saatte 1 kilometre hızla 🙂 hedefe emin adımlarla ilerliyorum. Tam o sırada çırpınmamı gören bir havaalanı görevlisi yardım teklif etti. Onun da yardımı ile bavulları check-in bölgesine götürdük. Orada bir başka görevli check-in’e yardmcı oldu. Tam o sırada Kuzey bize yetişti, hızla işlerimizi bitirdik. Ardından güvenlik kontrol noktasına geldik. Bebekli olduğumuzu gören görevliler bizi sıranın yanından içeriye soktular. Bebekli yaşamdan daha bir hoşlanmaya başladım 😛 Güvenlik kapısından sonra uçuş kapımızı bulduk. Can’ın karnı acıktığı için mamasını verdik. Sonra uçağa almaya başladılar. Tabii yine kuyruğun en önündeyiz. Yaşasın!

Uçakta üç kişilik koltuğun koridor tarafındaki iki tanesindeyiz. Can şaşkınlıkla sağa sola bakıyor. Biraz da diş çıkarmanın huzursuzluğu ile mızıldanıyor. Yanıma küçük bir yastık almıştım. Yastığı babasının kucağına koydum. Minik beyimiz başı babanın kucağında, ayakları annenin kucağında derin bir uykuya daldı.

Can uyandığında ilk yolculuğumuz hemen hemen tamamlanmıştı. Atlanta’ya indik. Hızla Can’ı yedirdik ve öğle yemeğimizi yedik. Kuzey bizi diğer uçuşumuz için kapıya kadar bırakıp kendi uçuşu için yanımızdan ayrıldı. Oğlumun pusetini uçağın kapısında görevliye verip yalnız uçuşumuz için uçağa bindik. Bu uçak daha küçüktü. Yerimiz en arkadan ikinci sıradaki koltukta. Yanımıza bir bayan oturdu. Biraz sonra hostes gelip, bebekli yolcuların oksijen maskesi düzenlemesinden dolayı uçağın sağ tarafında oturması gerektiğini söyleyince, belirttiği yere geçtik. Yanımız da boşaldı. Bebeğim büyük bir bebek gibi uçağın camından dışarıyı izlemeye başladı. Yol boyunca hafifçe mızmızlık yaptı, ancak biraz sonra yine uykuya daldı. Ben de kadife yumuşaklığındaki ellerini severek uçuşumuzu tamamladım.

Varış noktamızda bizi Kuzey’in kızkardeşi Defne ve sevdiğimiz aile dostumuz Havana abla karşıladı. Uzun bir yoldan sonra tanıdık yüzleri görmek ne güzel! Heyecan ile kucaklaştık. Defne Can’ı oldukça büyümüş buldu. En son doğumundan hemen sonra görmüştü. Hal, hatır sormalardan sonra bavulumuzu aldık. Defne’nin arabasına araba koltuğumuzu taktık ve eve doğru yola koyulduk. Defne ile Havana abla bizi eve bırakıp anne ve babamızı almaya gittiler. Geri döndüklerinde ev daha bir cümbüşlendi. Kalabalığı, aileden yüzleri özlemişim. Can’ı biri bırakıp, diğeri aldı.

Tüm aile biraraya gelince bizim için hazırladıkları mükellef akşam yemeğini yedik. Daha sonra da Can’ı babaannesine emanet edip sipariş ettiğimiz bebek ürünlerini almak üzere yola çıktık. Niyetimiz önce büyük bir mağaza olan Target’a uğrayıp oradan sallanan koltuğu ve aktivite oyuncağını almak. Bir de, Walmart’tan sipariş ettiğimiz karyolanın gelmediği bilgisini internetten aldığımız için, alternatif bir portatif karyola bakmak. Target’a ulaştığımızda sallanan koltuğu ve beğendiğim bir yürüteci hemen aldım. Ancak kötü haber, portatif karyola burada da kalmamıştı. Bu nedenle normal büyüklükte bir karyola aldım. Beni de derin bir düşünce sardı. Çünkü saat zaten geç olmuş, bu yorgulukla bir de iki-üç saat karyola kuracağız.

Can’ın yeni karyolası

Ardından Walmart’a gittik. Siparişlerin teslim alındığı masa kapanmıştı. Ancak depodan bir göreviyi çağırdılar. O da bizim yatağımızı ve yıkanma küvetimizi hemen teslim etti. Ancak karyolanın ne zaman geleceğini bilmediğini söyledi. Görevliye bir de raftaki ürünleri görmek istediğimizi belirttik. Rafta olan yatakların hiçbiri aradığım özelliklerde değildi. Tam ayrılmak üzere iken rafın altında, üzerinde bir etiket yapıştırılmış olan bir portatif yatak kutusu gördüm. Görünüşe göre bir müşterinin sipariş ettiği ürün orada bekletiliyordu. Görevli o ürünün kimseye ait olmadığını düşündüğünü, ait olsa buraya koyulmayacağını söyledi. Her ihtimale karşı üzerindeki etiketi kontrol etmek istedi. O da ne! Etiken benim adıma çıkmaz mı? Meğer benim sipariş ettiğim yatak çoktan mağazaya ulaşmış, ancak hata ile rafa konulmuş. Bu nedenle “online siparişten teslim masası” kayıtlarında gözükmüyor. Bu duruma tabiiki çok sevindim. Ürünlerimizi teslim alıp eve geldik.

Defne ile birlikte kollarımızda kalan kuvvetin son kırıntısı ile portatif yatağımızı kurduk ve uykusuzluktan mızmız yapan Can paşayı yeni yatağına yatırdık. Bir uzun ve güzel gün de böylece sona erdi. Merhaba yeni evimiz ve merhaba ailemiz!

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*