Bağırmak Çözüm mü?

bagirmak

Amerika’da çok sevdiğim bir arkadaşım var. Bizim yaşadığımız şehre bir saat uzaklıkta, bir başka şehirde, müstakil bir evde oturuyor. Can doğmadan önce, birgün onu ziyarete gitmiştim. Laf lafı açtı, sohbetimiz uzadıkça uzadı ve sonuçta yolun da uzaklığını düşünerek, o akşam onlarda kalmaya karar verdim.

O akşam saat 23.00 civarı, güzel bir bahar havasının etkisiyle, penceleri açılmış salonda kahvemizi içip sohbet ederken, yakınlardan gelen bir sesle irkildim. Yan evdeki komşudan korkunç bir bağırış-çağırış geliyordu. Benim irkildiğimi gören arkadaşım açıklama yapmak ihtiyacı duydu. Meğer bu ses, onun komşusu ve komşunun çocuğundan geliyormuş.

Bu aileyi uzun zamandır tanıyormuş. Orta yaşın üzerinde olan anne ve babanın, 4 tane çocukları varmış. Çocukları biri evli. İkisi şehir dışında okuyormuş. Lise çağında olan en ufak çocuk da anne ve babayla yaşamaya devam ediyormuş.

Anne ve babanın her ikisi de yüksek öğrenim yapmış ve güzel mesleklere sahipmiş. Maddi durumları yerindeymiş. Evde kalan çocuk da o şehrin hatırı sayılır okullarından birinde okuyormuş. Görünüşte ekonomik bir sıkıntıya sahip olmayan, eğitimli, kültürlü ve imrenilecek bir aile.

Ancak ailenin, yalnızca yakınlarında yaşayanların bildiği, can sıkıcı bir durumu varmış. Arkadaşımın dediğinine göre, bu ailede herşey kavga ile çözülmeye çalışılıyormuş.

Fikirler Ayrıldığında

Her ailede zaman zaman, çeşitli konularda fikir ayrılıkları olur. Çocuk yetiştirmek bekar olana kolay gözükür, ancak, içine girildiğinde, güzelliklerinin yanısıra pek çok zorluğu olduğu da bir gerçek. Kuzey ile benim de kimi zaman Can’ı yetiştirmek ya da genel olarak hayatımızla ilgili konularda farklı görüşlerimiz oluyor. Ancak konuları tartışırken sesimizi yükselttiğimiz çok ama çok nadir.

Bırakın kavga etmek, benim yanımda kavga edilmesinden bile hiç hoşlanmam. Sesler yükseldiğinde oluşan kötü enerji beni çok rahatsız eder. Bir konuyu yüksek sesle tartışmaktansa, bir müddet sakinleşmeyi ve daha sonra o konuyu yeniden ele almayı yeğlerim.

Gelelim bahsettiğim aileye. Bu ailede kavga adeta yaşam biçimi haline gelmiş. Hergün, evet ama hergün, tartıştıkları birşey oluyormuş. Arkadaşım şöyle diyor:

“Normal koşullarda bir diğer ailenin özel yaşamı, kendileri gönüllü olarak paylaşmadığı ve fikir almak istemediği sürece, beni hiç ama hiç ilgilendirmez. Ancak bu ailenin kendi aralarında yaptığı tartışma sırasında sürekli yükselen sesleri yüzünden, ister istemez özel yaşantılarına dahil olmak zorunda kalıyoruz.

Nasıl olmayalım ki! Gündüz saatlerine ek olarak, sabahın saat 6’sında, gecenin 3’ünde, şehrin tamamen uykuda olup, çıkan en ufak sesin bile duyulduğu bir zamanda, megafonla yükseltilmişcesine çınlayan sesler. Kaç defa uykumdan sıçrayarak uyandığımı biliyorum.

Bu tartışmaların bir kısmı ebeveynlerin kendi aralarındayken, bir kısmı da ebeveynler ve evdeki çocuk arasında yaşanıyor. Konular çok da önemli değil ama tarzları beni çok üzüyor. Anne ve baba çocuğa ciğerlerinin son perdesine kadar bağırırken, çocuk da onlara aynı şekilde karşılık veriyor. Konuşmalar esnasında kötü sözler havada uçuşuyor. İstemeden duyduklarım, benim bile yüzümü kızartıyor.”

Arkadaşımda kaldığım gece boyunca, ben de söylediklerine canlı olarak tanık oldum. Bu kadar kısa bir sürede bu durum beni rahatsız ettiyse, o aileye komşu bir evde yaşamak zorunda olmayı düşünemiyorum bile. Ergenlik çağındaki bir çocuğu yetiştirmek hakikaten kolay olmamalı. Ancak bir çocuğu terbiye ederken sürekli kavga etmek de doğru mu?

Çocuk Psikolojisi

O gece yattıktan sonra, kulağıma hala gelen gürültülerin altında, bu ailenin durumunu düşündüm.

Anne ve baba yetişkin insanlar. Sorunlarını çözmek için kendi aralarında sürekli kavga ediyor olmaları zaten oldukça can sıkıcı. Arkadaşımın tabiriyle, “adeta iletişimlerini kavga üzerinden yürütüyorlar.” Ancak bu kavganın çocuğa da yönlendirilmiş olması, daha da üzücü.

Acaba o çocuk neler hissediyor? Hayatta en huzur bulacağı yer olması gereken evi, kaynayan bir kazan. Geceleri yastığa kafasını koyduğunda neler düşünüyor? Yaşantısını seviyor mu? Kendi ailesini, arkadaşlarının ailesiyle karşılaştırıp, “benimkiler neden böyle?” diyor mu?

Çocuğun psikolojisi ne durumda? Kendisini suçluyor mu? Kendisi ebeveynlerine sesini yükselttiğinde, daha sonra pişmanlık duyuyor mu? Yoksa bunu normal bir davranış biçimi olarak kanıksamış mı?

O çocuğu nasıl bir gelecek bekliyor? Anne ve babanın arasındaki iletişim kesinlikle güzel bir örnek değil. Kendisi de, belli ki, onları örnek almış, aynı şekilde bir davranış biçimi geliştiriyor. Bu çocuk ileride özel bir arkadaş edinecek. Ona nasıl davranacak ya da arkadaşıyla iletişimi nasıl olacak? Hatta ileride çocuk sahibi olduğunda, kendi yaşantısından aldığı örnekle, kendi çocuğuna da aynı şekilde mi davranacak? diye insan merak ediyor.

Çaresizlik

O gün, o ailenin tartışmalarına tanık olmaktan dolayı son derece üzüldüm. Sorunları her neyse, sürekli tartışarak yaşamaları bir çözüm değil. Ancak bunun farkında değilmiş gibi gözüküyorlar. Bunlar eğitimli insanlar. Bu derece yüksek bir stres altında yaşamaya ne gerek var? Sorunlarını kendi başlarına halledemiyorlarsa bireysel terapi ve aile terapisinden destek alabilirler.

Kendileri bu konuda yardım istemediği için, arkadaşım da biraraya geldiklerinde bu konuyu hiç açmıyormuş. “Konuyu ben açarsam, ters bir yaklaşımla karşılaşmaktan korkuyorum. Bu üzücü tablo birgün sona erer diye ummaktan başka elimden birşey gelmiyor.” diyor.

Bir yanda özel hayatın mahremiyeti, diğer yanda hatalı davranışlardan dolayı o mahremiyetin kendi elleriyle yok edilmesi. Bir yanda ergenlik çağında bir çocuk yetiştirmenin zorluğu, diğer yanda o çocuğun mahfolan psikolojisi. Ben işin içinden çıkamadım. Siz olsanız böyle bir durumda ne yapardınız?

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

2 yorum

  1. Bende aynı şekilde yuksek sesin oldugu ortamda bulunmaktan hiç hoslanmam. Bence insanlar bağırarak degil anlayısla iletisim kurabılmelidir. Hayat aslında o kadar kısa ki, tadını almak lazım.. 🙂

    Soruna gelince, o aileyle yakınlığıma bağlı. Yakın bir arkadaşımsa onu uyarıp, kendimce doğru yolu göstermeye çalışırım. Ama tabii benim için doğru olan başkası için yanlış olabilir. Onu bilemem.

  2. Çocukların huzursuz bir ortada büyümeleri ileride psikolojilerini malesef olumsuz yönde etkileyebiliyor .Bu nedenle aile ortamının huzurlu olması çocuk gelişiminde ve çocuk psikolosijinde çok önemlidir.Ebebeynlerin bu konuda daha duyarlı olması gerekiyor .

    Özel hayatın mahremiyeti konusuna katılıyorum, çok yakınım yada çok samimi olduğumda birisi olursa ancak söyleyebilirim diye düşünüyorum .

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*