Babaannenin Torununa Seslenişi

MektupGüzel kuşum, inci tanesi torunum,

Mayıs ayında Türkiyeye dönmüştük. Orada da seni yazacaktım. Sana olan duygularımı. Ama olmadı. Yazamadım. Meğer benim ilham kaynağım senmişsin.

Geleli on gün oldu. Halanın evindeyiz birlikte. Annen de seninle Texas’dan geldi bizim geldiğimiz gün. Kavuştuk yeniden birbirimize. Özlem şimdilik son buldu.

Biz görmeyeli ne kadar büyümüşsün. Vücudunu sağa sola döndürüyorsun. Başını her yöne oynatıyorsun. Boyun uzamış. Elinle oyuncakları ya da sana verilen şeyleri kavrayabiliyorsun. Yüzün daha belirgin hatlardan oluşuyor artık.

Alnın ve başın deden ve Şansal dayın. Gözlerinin biçimi, yanaklar, arkadan başının sırtının ve boynunun duruşu baban. Ağzın, dudakların, çenen, kolların, ellerin, parmakların, ayakların tıpkı annen. Boylu bir bebeksin. Çok tatlısın.

Geldiğimiz gün annen ile halan sana karyola ve yürüteç aldılar. Alt kata karyolanı kurdular. Sen ve annen alt katta yatıyorsunuz.

Yere bir çarşaf seriyoruz. Üstünde sen debeleniyorsun. Sırt üstü yatırıyoruz, yüz üstü buluyoruz seni. Kaç gündür sol kolunu da kaldırmaya çalışıyordun. Ama henüz bu kolun senin isteklerine yanıt verecek güçte değildi. Dün sol kolunu da bedeninin altından çektin. Öyle zorlanıyordun ki günlerdir… Sol kolunu da sağ kolun gibi oynatamadığın için istediğin hareketleri yapamıyordun. Sonunda başardın. Oh be!

Artık çarşafın üstünde sırt üstü, yüz üstü yuvarlanıp duruyorsun. Balkon kapısının önünde yatırıyoruz yere seni. Dışarıyı, ağaçları, ışık ve gölgeyi izliyorsun. Gözlüyor, keşfediyorsun. Yüz üstü iki kolun üstüne ellerine bastırarak duruyorsun. Karnına kadar bedenini kaldırabiliyorsun. Birkaç güne kadar emekleyeceksin gibi geliyor bana. Çarşafın üstüne koyduğumuz oyuncaklara uzanıyorsun. Onları yakalamak için çabalıyorsun. Çok az da olsa basit ayak kol hareketleri, dönmeler ile yakalayabiliyorsun. O zaman çok mutlu oluyorsun güzelim.

Çok güleryüzlüsün. Hemen gülüveriyorsun. Ağlarken bile basit bir hareket seni güldürebiliyor.

Dişlerin çıkacak, diş etlerin çok kaşınıyor. Her bulduğun sert şeyi ağzına götürüp kaşıyorsun. Ellerin zaten hep ağzının içinde neredeyse… Tabii salyan akıyor sürekli. Zaten Yalın ağabeyin senin salyalı olduğunu olacağını söylemişti biz Türkiye’deyken. Seni çok merak ettiğini söylemişti. Ardından da “Can’ın salyaları akar, çünkü, o yaştaki çocukların genelde salyası olur” demişti. Haklıymış Yalın. Göğsünü ıslatıyorsun sürekli önlük takıyoruz.

Kucağımızda çevreyi inceliyor, algılamaya çalışıyorsun. Ayakların üzerinde dik durabiliyorsun. Yerde de bedenini kavrayıp dik tuttuğumuzda sanki hemen sıralayacakmışsın gibi… Annen emeklemeden yürümüş. Belki sen de onun gibi emeklemeden yürürsün.

Yürütecine oturduğunda biz yemek yerken özellikle ağzını oynatıyor, gözlerinle yediğimizi içtiğimizi inceliyorsun. Gözünle tabak ile ağzımız arasında gel gitler yapıyorsun. Dudaklarını neredeyse şapıtdatacaksın.

Sabah saat 8.40. Biz yukarıda dedenle uyandık. Ben sana yazıyorum. Deden yanımda biraz okudu. Şimdi uyanık yatakta yatıyor. Ben de yatakta duvara yaslanmış, bir yandan kuş cıvıltılarını dinliyor, diğer yandan yazımı yazıyorum.

Akşamüzeri evde, içeride sıkılıyorsun. Dışarıyı istiyorsun. Daha kapıyı açarken dışarıya çıkacağını bildiğinden mızmızlığın geçiyor, gülmeye başlıyorsun.

Bazen arabana bindirip bazen de öne takılan askına asıp yürütüyoruz seni. O zaman çok mutlusun. Çıtın çıkmıyor. Çevreye baka baka geziyorsun. Çok sürerse gezinti uyuyorsun. Bunu hergün yapıyoruz.

Dün askına astı annen, beraberce yürüdük seninle. Ellerin, ayaklarına kollarımla sarılarak. İkimiz bir oluyoruz sanki. Şansına biraz sonra yağmur yağmaya başladı. İçeri girmek zorunda kaldık. Biraz sonra sen yeniden huysuzlandın. Yağmur da durmuştu. Annen ve ben seninle çıktık. Biraz sonra deden de bize katıldı. Senin mutluluğuna diyecek yok tabii…

Akşamları 20.30-21.00 gibi uyuyorsun. Gece de genelde sakinsin. Sabah 7.30-8.00 gibi uyanıyorsun.

Anneni bilmiyorum ama ne baban ne halan böyleydi. Onlar geceleri bar bar bağırırlardı. Uykunu almışsan gülücüklerle uyanıyorsun. Yatağında sesler çıkarıyorsun. Kendi kendine bir süre yatakta dönüyor, oyalanıyorsun. Az uyumuşsan ağlayarak uyanıyorsun.

Bir gece önce gaz sancın varmış. Ben duymadım. Yoksa hemen inerdim. Çok ağlamışsın kıvranarak. Halanla annen ilgilenmişler. Dün gece de ilk akşamda saat 24.00 gibi biraz kıvrandın. İnliyordun acı acı. İnci gibi gözyaşı döküyorsun. Hiç kıyamadım sana öyle duygulandım ki, ağlayacaktım neredeyse… Önce anneciğin ilgilendi. Sonra ben aldım seni kucağıma. Sardım kollarımla. Gözlerinden uyku akıyordu, inleyerek ağladın. Kulağına güzel şeyler fısıldadım. Kollarımla yukarı kaldırdım sararak. Başım ve boynum arasında biraz sonra uyudun. Mışıl mışıl uyudun canım.

Daha yazacaklarım var, ama, halanı kaldıracağım. Kahvaltı yapıp tezini tamamlamaya gidecek. O da yakında tezini bitirecek. Sen ona uğur getireceksin güzelim. Can torunum. Şimdilik hoşçakal…

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*