Annem

Bugün annemin doğumgünü. Çocukları, eşi ve ailesine adanmış bir ömür. Gencecik yaşında bana hamile kalmış. O zamanlar kendisi ile aynı yerde çalışan halamın kuzenlerimi bıraktığı yuvayı ziyaret etmiş birgün. Kış mevsimi olduğu için bütün bebekler hasta ve öksürüyormuş. Bebeğine kendisinden başka kimsenin daha iyi bakacağını düşünmediği için kariyerinden vazgeçmiş, ev kadını olmuş.Yıllar birbirini kovalamış. Kolay ve zor günler olmuş ama hep babamla birlikte hayatı kucaklamış. Beni ve kardeşimi yetiştirmiş. Çok da özel değil belki hikayesi. “Ne var” diyeceksiniz, “tüm anneler bunu yapıyor.” Bir de bize sorun. Nasıl “kargaya yavrusu şahin gözükür” derlerse, çocuğun gözünde de anne bir kahramandır.

Annemle ilişkimiz hep çok güzel oldu. Benim için dünyanın en sevecen, en verici kadını. Ben ve kardeşim otuzlu yaşlara gelmemize rağmen, hala bir bebeği yetiştirir gibi ilgilenir bizlerle. Üç gün sesimiz çıkmasa hemen arar, sorar. Onun kadar iyi bir anne olabilecek miyim acaba? Bunu ileride Can değerlendirir belki.

Hamileyken birgün “seni çok seviyorum” dedim. “Beni bırak şimdi. Anne olunca hepimizin pabucu dama atılacak. En çok bebeğini seveceksin.” dedi. “Ah anneciğim, bebeğimi çok sevsem de, senin yerin ayrı kalbimde…”

Hamileliğimin ilk trimesterinde iştahım azalmış ve reflü sıkıntısı çekmiştim. Çoğu yemeği de soğan kokusu yüzünden pişiremiyordum. Gönül aslında arkadaş istiyor da yemek bahane. Annemi ve onun güzel yemeklerini özlemiştim. Bu yüzden ikinci trimesterimi Türkiye’de geçirmeye karar verdim. Türkiye’deyken en favori zamanım yatma saatlerimdi. Saat gece 22.00 olunca anneme seslenirdim: “Haydi anneciğim beni yatır” diye. Otuzbeş yaşında, hem de anne adayı olan bir kadının bu şekilde annesine seslenmesi komik gelmiş olabilir. Ama annem beni anlar. Beraberce yatakta yan yana yatar, uykum gelinceye kadar sohbet ederdik. Sonra hamilelik yüzünden ağrıyan sırtıma masaj yapar ve o güzel elleri ile saçlarımı karıştırıp beni uyutur. Canım annem benim.

Bir gece uykum iyice gelmiş, gözlerim kapanmak üzere iken gözü gözüme değdi. O an, belki garip gelecek ama, zamanda çoook geriye gittim. Bebek oldum. Annemin gözlerinde, bir bebek iken bana nasıl baktığını gördüm. O yumuşacık kahverengi gözlerde gençliğini, heyecanlarını, umutlarını gördüm. Aradan yıllar geçse de benim için annem hiç değişmedi. O hala 20 yaşında, hayatının aşkı ile evlenip bir sene sonra kızını doğuran genç kadın. Annem benim en iyi arkadaşım. Annelerinizin kıymetini bilin.

Doğumgünün kutlu olsun anneciğim!

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

2 yorum

  1. Boşuna demiyorlar ağlarsa anam ağlar diye. Çok doğru. Ben de bu yaz yaşadım. Çok hastalandım. Annem benimle bebek gibi ilgilendi. 36 yaşıma gireceğim ama yine de okadar özlemişim ki…Ama şunuda unutmamak gerek. Anne var, annecik var. Herkes iyi bi anne olamaz….
    Buradan birkez daha yengemin doğumgününü kutluyorum…Nice uzun yıllara…

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*