Annelik, Ünlü Olmak, Hayat ve Blog Yazmak Üzerine Samimi Bir Teşekkür

Beni çoğunuz anne rolümle tanıyorsunuz. Çocuk sahibi olmaktan ve çocuğuma annelik etmekten ve mutlu olsam da annelik kendimi tanımlarken söylediğim sıfatlardan sadece biri. Anneliğin yanısıra iyi bir dijital medya uzmanı, iyi bir arkadaş, iyi bir dost, iyi bir dinleyici, faydalı bir insan ve en önemlisi özgür bir ruh olarak anılmak isterim.

Ünlü olmak hiçbir zaman beni motive eden bir güdü olmadı. Ünlü olma, daha doğrusu ünlü olurken göz önünde olma, her anı herkese açık bir hayat yaşama isteği duymuyorum. İlk gençliğimden beri hep birebir ve anlamlı ilişkiler içinde olmak istedim. Bu nedenle zamanımın yettiği kadar, zaman ayırabileceğim kadar, sürdürebileceğim kadar ilişkilerin, arkadaşlıkların içine girdim. Seneler içinde blogumun pek çok takipçisi oluştu. Ancak beni motive eden takipçi sayımın artması değildi. Daha çok yaşama dokunuyor olabilmek, daha çok kişiye faydalı olabilmek beni mutlu etti. Bu nedenle takipçi sayısını artırmak adına kendim olmayan bir kişiliğe bürünmeyi düşünmedim.

Burada yanlış anlaşılma olmasın. Başarılı olmayı severim. Daha doğrusu elimi attığım işlerde elimden gelenin en iyisini yapmayı severim. Hayatta beni tatmin eden başarılarım oldu ve olmaya devam ediyor. Ancak başarılı olurken mümkünse arka planda kalmak istedim. Bu belki özümde utangaç bir kişiliğe sahip olmamdan kaynaklanıyor.

Blogumda çocuğumla ilgili paylaşımları hep sınırlı bir şekilde yaptım. Çocuğum benim için özel. Onunla beraber yaşadığımız her an kıymetli. Ancak bu anların ailemiz ve yakın arkadaşlarımız dışındaki insanlar için anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Anne olarak tecrübelerimi paylaşmak güzel olsa da, yazılarımda vermek istediğim mesaj benim ne kadar iyi bir anne olduğum ya da çocuğumun ne kadar mükemmel bir varlık olduğu değil. Mükemmellik göreceli bir kavram. Tanımı kişiye göre değişir. Benim için mükemmel olan bir başkası için yetersiz olabilir. Yaşantımda annelik dahil mükemmel olduğum bir alan olduğunu düşünmüyorum. Aksine geliştirebileceğim pek çok yönüm var. Çocuğumun kaşı ya da gözü güzel olmuş, ne kadar güzel gülümsemiş, bunlar bana ve aileme özel kalsın istiyorum. Kaldı ki kendisi yetişkin olmayan, bizim korumamıza muhtaç olan bir çocuğun hayatının her dakikasını onun isteği dışında paylaşmak bana etik gelmiyor.

Blog yazarken amacım aile hayatımı gözler önüne sermekten çok yaşadığımız tecrübeler ve olaylardan başkalarına faydalı olacağını düşündüklerimi paylaşmak. Hatta olayların ötesinde anneliğe, kadın olmaya, insan olmaya ve hayata dair olgular, kavramlar üzerine tartışmak… Aralara elbette kendimle ve çocuğumla ilgili ufak anektodlar serpiştirmek hoş olabiliyor. Sonuçta hepimiz insanız ve insanı dokunuşların hayata lezzet kattığını düşünüyorum. Ancak yeri geldiği sürece ve anlatılan konuya, büyük resime katkısı olduğu sürece… Yoksa çocuğum mamayı ham yapmış, gözleri pek güzelmiş, çok akıllıymış, kime ne?

Ünlü olma güdüsü enterasan bir güdü. Her zaman daha fazlasını, daha ilerisini isteyen aç bir canavar gibi. Blog dünyasında da, sosyal medyada da takip edilebilirliği sürdürmek için çoğunlukla daha fazlasını vermek gerekiyor. Daha özelini, daha ilgincini ve hatta kimi zaman da daha mahremini, daha çirkinini, daha dedikodulusunu, daha kavgalısını… Çok büyük takipçi sayılarına ulaşıp da özü temiz kalabilen, ruhunu satmamış sadece bir iki kişi biliyorum. Çünkü kitlelerin ilgisini canlı tutarken düzeyi koruyabilmek gerçekten kolay değil. O nedenle paylaşım yapmamın bir katkısı olmayacağı konularda ve zamanlarda blogumdan da sosyal medyadan da uzak durmayı tercih ediyorum.

Ünlü olma isteği insana değişik şeyler yaptırıyor. Zamanla ivmesini artıran bir şekilde kişiyi kendinden uzaklaştırıp bambaşka kişiliklere büründürüyor. Olmadığı bir mesleğe sahipmiş gibi davranabiliyor mesela bazıları. Bunu yakın zamanda görmedik mi? İşin ilginci gerçek hayatta karşınıza çıktığında tahammül edilemeyecek davranış biçimlerini sırf ünlü birinden geldi diye alkışlayanlar var. Bunu da sık sık görüyoruz. İnsan psikolojisi değişik… Sanırım hepimizin küçük yaşlardan getirdiği bazı öykünmelerimiz var. Hayatta gerçekleştiremediğimiz, içinde olamadığımız yaşam biçimlerine öykünüyoruz. Bir de insanların hayatlarının belki de çok küçük bir kısmını oluşturan, çok da gerçekçi olmayan yaşam kesitlerinden yola çıkarak, tüm yaşantılarının bu şekilde olduğunu düşünüyor ve onları gözümüzde büyütebiliyoruz. Oysa sanal alemde hayaller peşinde koşmaktansa hayatımızı gerçekten etkileyecek, hedeflediğimiz yaşamlara ulaşmamızı sağlayacak mesleğimize, reel dünyamızdaki insan ilişkilerine odaklanmak daha verimli değil mi? Tamam başka yaşamlardan ilham almak makul ölçülerde olmak kaydıyla bizi yeni başlangıçlara götürebilir. Ancak bunun sonrasında aksiyon almadığımız sürece bu hayallerin gerçekleşme ihtimali sizce nedir?

Günümüzde toplumun çok kısa süreli bir hafızası var. Toplumsal ve sosyal olaylarda devinim çok hızlı olduğu için en kötü, en yüz kızartıcı, en olmadık olaylar ve durumlar çok kısa sürede unutulabiliyor. Bunu da sık sık tecrübe ediyoruz. Kimsenin derin ve anlamlı ilişkiler kurmaya zamanı yok gibi. Bu anlamda benim uzun uzun yazdıklarım, hayata bakış açım ya da blog dünyasında duruşum bazıları için anlamlı olmayabilir. Hatta artık kimileri için blog yazmak ya da okumak bile anlamlı değil. Çünkü okumaya zaman yok! Sağlık olsun. Başta da dediğim gibi ünlü olmak için yazmıyorum. İnsan olmak yolunda, annelik yolunda, hayat yolunda kazandıklarımı paylaşmak için buradayım. 2011 yılından beri blogum ve sosyal medya hesaplarımdaki yorumlarınız ve bana gönderdiğiniz özel mesajlarınız yoluyla umulmadık zamanlarda yaşantımı aydınlattınız. Yürüdüğüm yolda yanlız olmadığımı hissettirdiniz. Samimiyetiniz, paylaştıklarınız, desteğiniz için çok teşekkür ederim.

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

2 yorum

  1. Oyyy, iyi ki varsın Tanlacım ve iyi ki tanıştık. Her şey gönlünce, tahmin ettiğinden de güzel olsun. 😘😘

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*