Anneler Günü Ne Rezil Bir İcatmış Kardeşim

Herkes bir laf tutturmuş gidiyor. “Anneler Günü ticari bir gün oldu. Yok tüketim çılgınlığı yaratıyor. Yok bir gün değil hergün anneler günü olmalı. Zati hiç sevmem kendisini. Falan da, filan da.  (Burayı Anneler Günü’nün ne kadar rezil bir icat olduğuyla ilgili türlü cümleyle doldurun. Konuyu ne kadar uzatırsanız o kadar iyi…) Ama işin garibi, bunları söyleyenler “Yine de anneler gününüz kutlu olsun.” diyerek mesajlarını bitiriyorlar.

Hele gardaşlarım. Arkadaşlarım! Bir durun hele! Germeyin kendinizi öyle… Bir rahatlayın. Sonra da bırakın bu klişe lafları. Cidden her yerde o kadar çok söylendi ki, anlamını yitirdi artık. Ha şurada dünyaya ilan ediyorum: Ben Anneler Günü’ne bayılıyorum. Hatta bırakın Anneler Günü’nü, Babalar Günü, Sevgililer Günü ve başımıza musallat edilen bilumum “ticari güne” sevdalıyım. Neden mi?

anneler günü

İstemem, Yan Cebime Koy…

Şimdi elinizi vicdanınıza koyup söyleyin. Anneler Günü’nü ticari bulan hangi anne arkadaşım anneler gününde hatırlanmaktan, ziyaret edilmekten, telefonla aranmaktan, bir demet çiçek almaktan hoşlanmaz? Anneler Günü diye şöyle gerine gerine uyumaya, kahvaltımızın ve gazetemizin yatağımıza gelmesine, sonra da kız arkadaşlarımızla bir kafeye gidip, bir yandan miskin miskin kahve içerken, diğer yandan şunu bunu çekiştirmeye kim hayır diyebilir? Hangimiz o minik ellerle özenle çizilmiş resimlere bakmayı, fırfırlı kurdelelerle sarılmış paketleri açmayı, kartları okumayı sevmez? Hatırlanmak, özel hissettirilmek güzeldir. İtirazı olan var mı?

Hedaaaye Almayın Gardaşım. Oyun Bunlar…

Hediye kısmına gelince. Ananın çocuğundan eşinden aldığı her türlü hediye güzeldir. Hediyenin küçüğü büyüğü olmaz ki. Kimi zaman düşünceli bir söz, kimi zaman bir öpücük, bahçeden toplanmış bir papatya, kimi zaman bir kitap ya da bir kazak. Ne olduğu önemli mi sanki? Hediyenin ticari oyun olduğunu düşünen, hediye almak istemeyen almaz. Kimse “‘İlla hediye al!” diye yakanıza yapışmıyor ki… Tamam her yerde reklamlar vs. insanı bunaltıyorlar bazen. Ancak ticaret bu. Şahsi değil. Kimse sana misilleme yapmıyor. İraden var öyle değil mi? İstemezsen kendi annene hediye almazsın. Çocuklarına da “bana hediye almayın” dersin. Olur, biter. Sanki tüketim çılgınlığı her zaman özendirilmiyor da sadece Anneler Günü mü kabahatli?

Bir Gün Değil Her Gün….

Yok ya! Ne öyle “Deliye her gün bayram” misali… E anlıyoruz, anneler her gün sevilsin, sayılsın, hatırlansın. Buna itirazı olan yok zaten. Ancak önem verdiğimiz herşeyi hergün kutlamaya, yüceltmeye çalışsak pratikte nasıl olacak aklım almıyor.

Mesela devlet büyüklerimiz televizyona çıkıp “2014 senesinde Anneler Günü’nü kaldırıyoruz. Bakanlar Kurulu kararıyla her gün Anneler Günü! Haydi bakalım” dese, ne yapacaksınız? Annenizle hergün aynı şevkle ilgilenecek, aynı randımanı gösterebilecek misiniz? Şahsen ben hergün pohpohlanmayı istemem. Bazı şeyler fazla yapılınca anlamını yitirir. Sevgiyi bile dozunda almak lazım. Öte yandan çocuklara da yazık öyle değil mi ef’em?

Bir de gerçekçi olalım. Sevgiyi, saygıyı, hatırlanmayı hergün istiyoruz. Ama hayatın harala gürelesinde o şekilde olmuyor ki. Çocuğumuz yeri geldiğinde bizi üzüyor da, çıldırtıyor da, saygısızlık da gösteriyor. Bunların olmadığını/olmayacağını düşünmek hayalcilik. Böyle bir beklentiye girmek de saçma. Hani her gün Anneler Günü olacaktı? O nedenle özel günler güzeldir. Özel günleri sevelim, koruyalım.

Ayrıca bizim gibi sevgi böcüğü olmayan, anasıyla nadir görüşen, hatta küs olan milyon tane insan var. Ne olur sanki o insanlar senede bir gün de olsa annesini ziyaret etse, kadına hatırlanmak, mutlu olmak, pohpohlanmak için bir fırsat olsa… Küsler barışsa… Fena mı olur?

O yüzden özel günlerde “ben bu ticari oyunlara kanmıyorum” şeklinde, ne kadar zeki olduğumuzu gösterecek beyanatlar vermek için kendimizi kasmayalım. Bırakın Anneler Günü’nü herkes dilediği gibi kutlasın ya da kutlamasın. Ben anama telefon açarım, öbürü brunch’a götürür, beriki annesiyle kahve içer, öteki de Anneler Günü’nde evde kös kös oturur. Kime ne?

ANNELER GÜNÜNÜZ BİR DAHA KUTLU OLSUN! – Fikir dağıtımı bitmiştir, dağılabilirsiniz arkadaşlar!

– Ha sen şimdi bunları yazarak zeki mi oldun?

– Yok kardeşim, ben her sene aynı lafları duyuyor olmaktan dolayı sıkıntımı dile getiriyorum.

– Şimdi sen akıllısın da ben aptal mıyım?

– Yok be güzel kardeşim, “Ticari-micari, ben Anneler Günü’nü seviyorum” diyorum. “Ayrıca doğumgünü, sevgililer günü ve yılbaşını da, hatırlanmayı seviyorum”…

– Sen yoksa tüketimi mi özendirmeye çalışıyorsun? Hangi firmanın reklamını yapıyorsun sen?

– Ne firması benim güzel kardeşim? Sen yazıyı okumadın mı?

– Yok yok, kesin ticari ve tecimsel bişi çıkacak bunun altından…

– @#!%^%!!!!

– Dur kaçma, hangi firmaaaa?

İyi akşamlar sayın seyirciler! Haberleri veriyoruz, önce özetler. Bu sene Anneler Günü ilginç bir sokak gösterisine tanık oldu. Anneler Günü’nü sevdiğini ilan edecek kadar pervasız olan BebekveBen isimli blogcu, Anneler Günü karşıtları tarafından hırpalandı. Kafasına kalp şeklinde vazo ile vurularak sersemletilen talihsiz blogcu, cep telefonundan “Sen varken ben yoktum. Sen açken ben toktum. Şimdi de, sonra da başımın tacı annem.” mesajını 20 kişiye göndermeye zorlandı. Aldığı darbeden dolayı sersemleyen blogcunun çöktüğü yerin çevresinin ticari gül demetleriyle çevrelenmiş olması dikkat çekti…

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

6 yorum

  1. :))) Yine çok güzel yazmışsınız. Çok güldüm ….

  2. Berrak Deniz (Facebook)

    Supersin Tanla…

  3. Inan cok buyuk bir zevkle okudum. cokta guldum ancak bu kadar guzel anlatilirdi 🙂

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*