Anne Sütü Olanlar Olmayanları Bulsun : Ama Nasıl?

Fotoğraf: cupcakemommies.com

Dün, severek takip ettiğim Blogcu Anne Elif Doğan’ın yeni bir yazısını okudum. “Anne sütü olanlar, olmayanları bulsunlar” başlıklı bu yazıda Blogcu Anne, MarkaAnne blogunun yazarı Derya Taşdiken’in başlattığı ve kısaca “anneler arasında anne sütü paylaşımı” ya da “süt annelik” olarak özetlenebilecek bir girişime aracılık ediyordu.

Beni tanıyanlar ve blogumu okuyanlar bilir. Anne sütünün bebekler için en besleyici gıda olduğunun bilinci ile, emzirmenin aktif savunucularındanım. Blogcu Anne’nin başlattığı “Emzirme Reformu Gerekli” girişimini destekliyorum. Can doğmadan önce doğru ve etkin bir şekilde emzirmeyi öğrenmek için emzirme kursuna katıldım. Can doğduktan sonra ilk olarak anne sütü ile beslendi ve ilk altı ayında da beslenmesinin %90’ını anne sütü oluşturdu. Emzirme konusunda zaman zaman tecrübesizlikten kaynaklanan sıkıntılar yaşadım. Ancak bunları çözmek için emzirme danışmanı, doktor ve hemşirelerden yardım aldım. Özellikle emzirme danışmanının verdiği teorik ve pratik bilgilerin çok faydasını gördüm.

“Anne Sütü Olanlar Olmayanları Bulsun” Girişimi

Gelelim yukarıda bahsettiğim “anne sütü paylaşımı” girişimine… Öncelikle belirtmek isterim ki,  Derya’nın güzel amaçlarla bu girişimi başlattığını ve Elif’in iyi niyetle böyle bir girişime aracılık ettiğini düşünüyorum. Ancak girişimin detayları konusunda eksiklikler olduğuna ve mevcut hali ile yarardan çok zarar getireceğine inanıyorum. Neden mi?

Orijinal yazıda, Derya, önce sütü  yeterli gelmediği için kendi bebeğine süt verme konusunda yaşadığı zorluklardan bahsediyor. Tüm uğraşılarına rağmen sütü tamamen kesilince, mecburen mamaya başlamak zorunda kalıyor. Daha sonra doktoru aracılığı ile bir süt anne buluyor ve bebeği anne sütüne kavuşuyor. Doktoru diyor ki “Uyuşturucu kullanmadığı takdirde, herhangi bir annenin sütü, her türlü mamadan iyidir, sterildir, sağlıklıdır…” Bunun üzerine, kendi yaşadığı zorlukları başka anneler yaşamasın diye, anne sütü paylaşımını bir kampanyaya çevirmeyi düşünüyor. Kampanya özetle şöyle:

  • Derya, sütü fazla olan annelerin, sütü az olan anneler ile email aracılığı ile  iletişime  geçmesine yardımcı olacak. Daha sonra bu iletişimi kendi blogunda kuracağı foruma taşıyacak.
  • Gerekirse süt alacak olan anneler, süt verecek olan annelere süt saklama poşetleri götürecek ki, bu konudaki masraf, süt verecek anneleri yıldırmasın.

Bu Kampanya Neden Eksik?

1- Olayın hijyen ve sağlık boyutu eksik.
Hijyen koşulları sağlanmadan yapılan anne sütü transferinde bulaşma riski olan pek çok hastalık var.

  • Anne sütünden HIV (AIDS) bulaşıyor.
  • Hepatit B’nin sütten bulaşıp bulaşmadığı tartışmalı ama donör annenin göğüs ucunda çatlak var ise ve sütün içine bir damla bile olsa kan karışmışsa Hepatit B de bulaşıyor.
  • Frengi ve herpes gibi hastalıklar göğüs ucunda yara varsa anne sütüne bulaşıyor.
  • Donör annenin göğsünde yerleşen tüberkülozun beslenme direkt donör annenin memesinden yapılır ve beslenme sırasında donör anne bebepe doğru öksürüp aksırırsa bebeğe bulaşma ihtimali var
  • Uyuşturucu kullanan donör annenin sütü bebeğe kesinlikle zararlı
  • Bazı ilaçlar anne sütünden bebeğe geçtiği için bu tür ilaçları kullananlar donör olmamalı
  • Büyük ölçülerde alkol alan donör annenin sütü ile beslenen bebekte uyuma ve beslenme sorunları gözüküyor.
  • Büyük ölçülerde kahve tüketen donör annenin sütü ile beslenen bebek aşırı miktarda kafein yüklemesinden dolayı huzursuz /uykusuz oluyor.

2- Süt annenin yakından tanıdığınız/yaşam tarzını bildiğiniz biri olması, sağlık risklerini ortadan kaldırmıyor.
Süt annelik müessesesi yüzyıllardır uygulanıyor. Daha çok da aile içinde ya da yakın arkadaşlar arasında süt paylaşımı yapılıyor. İnsanlar aile bireylerinin ve yakın arkadaşlarının yaşam tarzını bildikleri için onlara güveniyor ve onlardan herhangi bir hastalığın bulaşmayacağını düşünüyor. Uzmanlar bunun oldukça hatalı bir yaklaşım olduğunu söylüyor. Her ne kadar bir insanın yaşam tarzını bilseniz ve ona güvenseniz bile, bazı hastalıklar donör annenin bilgisi dışında gelişebilir. HIV gibi kimi hastalıklar belirti göstermeden senelerce insan vücudunda kalabilir. Bu arada hasta süt anne, kendisi bile bilmeden bu hastalıkları taşıyıp, istemeden bebeğinize bulaştırabilir.

3- Hastalıklar yaşayan bir süreçtir.
Süt paylaşımı düşünülürken, hastalıkların yaşayan bir süreç olduğu gözden kaçmamalıdır. Biz anlaştığımız bir donör anne ile bugün tahlile gidip temiz raporu alabiliriz. Süt paylaşmanın 3-5 aya yayılan bir süreç olduğu düşünülürse, donör annenin yarın hastalık kapıp kapmayacağı belli değildir. Her süt alışımızda tahlile gitmek hem zaman açısından, hem de ekonomik açıdan oldukça maliyetlidir.

Sütün, kan gibi bir vücut sıvısı olduğu unutulmamalıdır. Nasıl ki  her kan alışımızda, aynı donörden alsak ve o donör tanıdığımız biri olsa bile, kan test ediliyorsa, sütün de her alınışında, sağlığından emin olunması için, test edilmesi gerekir.

4- Anne sütünün yetersiz olması nadir bir durumdur.
Anne sütünün yetersiz olduğu düşünülen durumlarda, uzman yardımı alındığında, çoğunlukla, annenin emzirme konusunda yeterli bilgi sahibi olmadığı ya da hatalı başlangıç yaptığı için süt üretemediği tespit edilmektedir. Emzirme sıklığının artırılması, bebeğin göğüsü doğru şekilde alması ve bir beslenme seansında her iki göğüsün de verilmesi yoluyla emzirme problemlerinin çoğu düzelmektedir. İlaç kullanımı, anatomik bozukluklar ve annenin bulaşıcı hastalığı olması nedeniyle emzirmesi imkansız ya da sakıncalı olan durumlar azdır.

Çözüm Önerileri

1- Süt bankaları açılması
Yukarıda sebeplerini verdiğim üzere, kişisel olarak süt paylaşımı yapılması sağlık açısından zararlı olabilir. Süt paylaşımları kurumsal olarak, yani, süt bankaları gibi ciddi ve denetlenen kurumlar aracılığı ile yapılmalıdır. Türkiyede denetimli süt bankaları kurulmalıdır.

2- Anne sütünün ücretsiz olması
Yurtdışında örnekleri görülen süt bankaları ücretlidir ve ücretleri de düzenli olarak süt alacak bir aile için oldukça yüksektir. Bu nedenle süt bankalarının özel kurumlar değil de, vakıflar olarak hayata geçirilmesi ya da devlet tarafından işletilmesi ve sütün ücretsiz olması sağlanmalıdır.

3- Emzirme danışmanlığının uygulamaya geçirilmesi
Yurtdışında yaygın olan, bizde ancak duyduğum kadarı ile birkaç özel hastanede uygulanan “emzirme danışmanı- lactation consultant ” müessesi hayata geçirilmelidir. Emzirme danışmanları süt sorunu yaşayan anneler ile beraber çalışarak, süt üretme sorunlarının pek çoğunun giderilmesine ve bebeklerin daha uzun süre emzirilmesine yardımcı olacaktır.

4- Emzirmenin devlet politikası olması
“Doğru emzirme” konusu devlet politikası olarak benimsenmeli, eğitim kursları ve kampanyalarla desteklenmelidir.

5- Anne sütünün sigorta kapsamına alınması
Süt alışının sigorta kapsamına alınması ve ücretsiz olması düşünülebilir.

6- Süt bankalarına bağışın özendirilmesi
Sütü fazla olan annelerin kişilere değil de süt bankalarına bağış yapması özendirilmelidir.

Sonuç

“Anne Sütü Olanlar Olmayanları – Bireysel Olarak- Bulsunlar”ın yerine, yönümüzü “Türkiyede denetimli süt bankaları kurulsun” gibi bir kampanyaya çevirmek ve yukarıdaki diğer çözüm önerilerini uygulamaya koymaya çalışmak daha sağlıklı olabilir. Bu konuda girişim yapacak arkadaşlara destek vermeye hazırım.

Kaynaklar
Bu konu Türkiye’de yeni tartışıldığı için ciddi anlamda bilgi veren Türkçe kaynaklar bulamadım. Aşağıda İngilizce kaynaklar yer alıyor.
CNN | La Leche League | Parent Dish | Mass Breastfeeding | Science Blogs

 

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

8 yorum

  1. Selamlar,

    Sut bankasi cozum olamiyor maalesef. Kan bankalarinin bile hata orani goz onunde bulundurulursa, sut bankalari hastaliksiz garantisi veremiyor ayrica gelen sutler de test edilmiyor. Genel olarak verilen sutleri kaynatip, homojenize ettikleri icin sutun degeri dusuyor (yine de formuladan saglikli). Ustelik her kademede harcamalari arttigi icin sute ihtiyaci olan annelerden belli bir ucret istenme zorunlulugu oluyor. Sigortanin kapsamasi icin doktor notu gerekiyor, o da sigortasi iyi kalite olan kisiler icin bir cozum, sigortasi hic olmayanlar tabi ki tamamen kapsam disi. ABD de durum boyle iken Turkiye’de farkli bir sonuc ne kadar beklenebilir supheli. Anneden anneye sut verimi eger donor anne saglikli bir bebegi emziriyorsa vede HIV, HepB gibi testlerinin sonuclarini paylasabilir ise (hamilelikte hepsi zaten yapilmis oluyor) en verimli cozum bence.

    selamlar.

    • Bebek ve Ben

      Sevgili Elif

      Yorumun için çok teşekkürler. Süt bankasının pratikte aksayan yönleri olabilir. Ancak hala anneden anneye süt bağışından daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Sana bazı sorularım olacak

      1- Gelen sütlerin test edilmediği bilgisine nereden ulaştın?

      2- Kaynatıp homojenize edilme durumu anneden yapılan bağışta da geçerli. Bu durumda anneden anneye bağışın üstün olduğunu düşünmüyorum. Aksine homojenize edilme tekniği evde yapıldığında laboratuvara göre daha çok soru işareti doğar benim gözümde. Herkes homojenize tekniği konusunda uzman değil. Bu konuda ne düşünüyorsun?

      3- En büyük sorun ise yukarıda kampanya neden eksik bölümünde 3. maddede verdiğim konu. HASTALIKLAR YAŞAYAN BİR SÜREÇTİR – “Biz anlaştığımız bir donör anne ile bugün tahlile gidip temiz raporu alabiliriz. Süt paylaşmanın 3-5 aya yayılan bir süreç olduğu düşünülürse, donör annenin yarın hastalık kapıp kapmayacağı belli değildir. Her süt alışımızda tahlile gitmek hem zaman açısından, hem de ekonomik açıdan oldukça maliyetlidir.”

      Yani senin dediğin gibi hamilelikte 1 kere test yaptırmış olması hiç yeterli değil.

      Bir diğer örnek “Diyelim ki amelıyat için birinden kan aldın ve kan yapılan testlerde temiz çıktı.” Bir daha ayni kişiden kan alman gerekirse “nasıl olsa bir önceki seferde temiz çıkmıştı, şimdi de temizdir” diye yaklaşıp test etmeyecek misin?

      Bu konuda ne düşünüyorsun?

      Sevgiler

  2. bende bebeğim için bir süt anne arıyorum bebeğim daha 3.5 aylık lütfen yardım edin

    • Bebek ve Ben

      Semira selamlar,

      Yazımda da belirttiğim gibi ben süt anne uygulamasına yukarda belirttiğim sebeplerden ötürü çok da sıcak bakmıyorum. Ancak sen yaptığın araştırma sonucu süt annenin bebeğine en uygun seçenek olduğuna karar verdiysen buna da saygı duyuyorum. Bu durumda en güzeli MarkaAnne blogunun yazarı Derya Taşdiken ile iletişime geçmendir.

      Sevgiler

  3. slm benim bir bucuk yaşında bebeğim var sütüm çok fazla ankara civarı isteyen olursa verebilirim sigara vede alkol kullanmıyorum

  4. Merhaba arzu hanim ,benim sutunuze cok ehtiyaci olan bir arkadasim var sizinle nasil ertibat kurabiliriz

  5. Merhaba, Beyin kanaması geçiren 2.5 aylık kardesime anne sütü arıyoruz doktorlar anne sütünün en iyi ilaç olduğunu soyluyorlar. Sütü olan annelerimizden kardeşim için yardım bekliyoruz. Allah hepinizden razı olsun

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*