Anne Dostu Toplum

Fotoğraf: singlemotherassistance.org

2010 senesinin Haziran ayında Emzirme Reformu’nu toplumumuza kazandıran Blogcu Anne Elif Doğan ve arkadaşları, bu sene, bu sivil toplum hareketini bir adım daha ileri götürüyor ve “Anne Dostu Toplum oluşturalım diyor.

Yaşadığımız toplumun sorunlarına duyarlı anneler olarak, bizlere, Anne Dostu Toplum’un oluşumuna katkıda bulunmak düşüyor. İlk planda hareketin kavramsal temellerini oluşturmak adına 6 sorudan oluşan bir fikir jimnastiği hazırlamışlar. Blog sahibi olsun-olmasın herkesi bu soruları yanıtlamaya davet ediyorlar. Çorbada benim de tuzum bulunsun istedim.

Soruları yanıtlamadan önce, bir durum tespiti yapmak adına, çalışan annelerin kanunlarımızda nasıl yer bulduğunu araştırdım. Bu yazımda kadın memurların ve bu yazımda da kadın işçilerin annelikle ilgili haklarını düzenleyen en güncel kanunları listelemeye çalıştım. Kanunlar sürekli değiştiği için hatalar/eksikler olabilir. Bu konuda daha güncel bir bilginiz varsa ya da atladığım önemli bir kanun olduğunu düşünüyorsanız, lütfen ilgili yazılara yorum bırakın. Aşağıdaki yazımda ise Elif’in sorularını yanıtlıyorum.

Umarım Anne Dostu Toplum Platformu en kısa zamanda hayata geçerek, annelerin toplumsal ve bireysel anlamda yaşadıkları sorunlarına çözümler üretir.

“Anne Dostu Toplum”dan ne anlıyorsunuz? Birkaç cümle ile tanımlar mısınız?

Anne dostu toplum, annelerin bireysel ve çocuklarıyla ilgili istek ve ihtiyaçları konusunda üzerine düşen görevleri yapan toplumdur. Bu görevler iki boyutludur. Bir tarafta annenin çalışma hayatındaki ve sosyal hayattaki hakları kanunlarla korunurken, diğer tarafta annelik kavramına ve annenin beklentilerine duyarlı, saygılı ve anlayışlı bir toplum oluşturulmalıdır. Bu konularda devlet kadar sivil toplum örgütlenmelerine iş düşmektedir.

Anne dostu toplum ilk planda çekirdek ailede başlamalıdır. Nasıl ki çocuk iki kişi tarafından dünyaya getiriliyorsa, çocuk büyütmekle ilgili sorumluluklar da anne ve baba tarafından dengeli olarak paylaşılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, biyolojik olarak anneye verilmiş olan doğurmak ve emzirmek dışında, çocukla ilgili her türlü görevi, baba da rahatlıkla yerine getirebilir.

Büyükanne, büyükbaba ve diğer aile bireylerini de içine alan geniş anlamda aile söz konusu olduğunda, bu aile bireylerinin, annenin zaten yoğun olan yaşantısını kolaylaştırıcı şekilde davranmaları gerekir. Çocuk bakımı konularında anneye yardım teklif edilmesi, anneyi zora sokacak şekilde davetsiz ziyaretlerden/ emrivakilerden kaçınılması, çocuk yetiştirme konusunda annenin otoritesini ve çocuğun düzenini bozacak yaklaşımlardan uzak durulması, çocuk bakımı konusundaki bilgilerin anneyi ezecek/yargılayacak şekilde değil, içtenlikle yardımcı olacak şekilde paylaşılması anne dostu bir toplum yaratacaktır.

Toplumda ise, annelerin koşullarına empati ile yaklaşılması gerekmektedir. Günlük hayatta, bebekli bir anne geçerken kapıyı tutmak, otobüste yer vermek, uzun kuyruklarda öncelik vermek, ağlayan bir çocuk görüldüğünde anneyi yargılamak yerine bir ihtiyacı olup olmadığını sormak, umumi alanda çocuğunu emziren anneye cinsel bir obje gibi yaklaşmamak gibi ufak jestler ile annenin hayatının kolaylaştırılması, anne dostu bir toplumun önünü açacaktır. Çocuk yetiştiren her annenin aslında toplumu oluşturduğu unutulmamalıdır.

Ayrıca, annelerin haklarının kanunlarla korunmasının yanısıra, anne/bebekleri ilgilendiren konularda eğitim ve destek programlarının uygulamaya geçirilmesi, annelerin ev ortamında ya da dışarıda çalışarak ekonomiye katkıda bulunmasının desteklenmesi devlet politikası olmalıdır.

Türk toplumunun “Anne Dostu” bir toplum olduğunu düşünüyor musunuz?

Türk toplumu empati sahibi bir toplum değildir. Annelerin halinden anlamaz. Hiç çocuk yetiştirmemiş olan kişilerin anneliğin türlü haline sempati ile bakamaması bir dereceye kadar anlaşılabilir. “Çocuklu ailelerin olmadığı (uçak) seferler(i) koyulsa, parası neyse veririm¨ diyen gazeteci ve yazar Ece Temelkuran gibi bireylerin, anlayış yerine dışlama/soyutlama yoluyla, karşılaştıkları her türlü sorunu çözdüklerini düşünmesi buna güzel bir örnektir. Ancak geçmişte çocuk büyütmüş olanların bile, yaşları kemale erdiğinde, sanki o dönemle ilgili hafızaları silinmiş gibi, “sustursana çocuğunu hanım” kıvamında davranışları şaşırtıcı değil midir? İşin daha da acıklısı, genç annelere en acımasız eleştirileri yapanlardan bazılarının, olgunluk çağını yaşayan anneler olmasıdır. Muhtemelen kendi çocuklarını çeşitli çilelerle büyütmüş olan bu olgun anneler, belki de geçmişte kendilerine gösterilen anlayışsızlığın intikamını almaktadır.

“Cennet annelerin ayakları altındadır”, “Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz”, “Ağlarsa anam ağlar, kalanı yalan ağlar” gibi güzel sözlerle annelik kavramını yücelttiğini düşünen bir toplumun, sokak kavgalarında anneyi hedef alan küfürleri bolca kullanması yaman bir çelişki değil midir?

Türk toplumu annelik kavramı ütopik bir noktaya oturtulmuştur. Toplum gözünde anne, evinde oturup çocuğuna bakan, ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için çırpınan bir yaratıktır. Anne şikayet etmez, annenin özlemleri, kişisel ihtiyaçları olmaz, anne herhangi bir hobi ya da zevk sahibi olamaz. Anne kocasına ve ailesine hizmet eder, kimseye rahatsızlık vermeden, arka odalarda, sessizce çocuğunu büyütür. Bu kalıplaşmış çerçevenin dışına çıkmak isteyen anne, önce, ne acıdır ki, bizzat kendi ailesinden ve daha sonra da toplumdan gelen bir direnç ile karşılaşır. Bu nedenle çalışan annenin, anasından emdiği süt, itina ile, burnundan getirilir.

Toplumsal hayatta annelerin karşılaştığı en büyük üç zorluk sizce nedir?

  • Eğitimsizlik: İlk defa anne olan kadınlar için, annelik bilinmezlerde dolu bir denizdir. Özellikle eğitimsiz kesimde, çocuk bakımı hala geleneksel yöntemlerle sürdürülmekte ve çocuk sağlığı, çocuğun fizyolojik ve psikolojik gelişimi konusunda hatalı uygulamalar yapılmaktadır. Kaldı ki üniversite eğitimi almış annelerin bile çocuk yetiştirmede yetersiz kaldığı noktalar olabilir. Nihayetinde çocuk gelişimi ve psikolojisi ayrı bir uzmanlık dalıdır. Sorularını yönlendirecek yetkin birini bulamayan anne, kendini yetersiz hissetmekte ve çocuk büyütme konusunda yalnız bırakılmaktadır. Ülkemizde çocuk bakımı ile ilgili konularda danışılacak profesyonel kurumların sınırlı olması önemli bir eksikliktir. Yurtdışında uygulaması olan emzirme danışmanı (lactation consultant), hamilelik döneminde ve sonrasında çocuk bakım kursları ve ücretsiz danışma hatları kurulmalı ve devlet tarafından tanıtımı yapılmalıdır.
  • Altyapının anne ve bebeğin ihtiyaçlarına uygun olacak şekilde düzenlenmemiş olması: Umumi alanlarda emzirme ve alt değiştirme konusunda özel ayrılmış yerlerin olması, kaldırımların bebek arabasına uygun şekilde düzenlenmesi, bina girişlerinde bebek arabası için rampa ve bina içlerinde geniş asansör yapılması, büyük alışveriş merkezlerinde çocuklular için kapı girişlerine yakın özel park noktaları olması, restorantlarda bebek sandalyesinin bulunması gibi pek çok kritik konuda altyapı düzenlemeleri ya yoktur ya da yetersizdir.
  • Kadının sadece annelik rolüne mahkum bırakılması, çalışma hayatına katılma isteği ya da kişisel isteklerinin gözardı edilmesi

“Anne Dostu İş Yeri” deyince aklınıza gelen ilk üç kriteri paylaşır mısınız?

Anne dostu işyeri, bir annenin çocuğuna karşı sorumluluklarını yerine getirirken ücretli olarak çalışmaya devam etmesini destekleyen işyeridir. Destek kavramı esnek çalışma saatleri desteği, çocuk bakım desteği, anne ve çalışan eğitimi desteği, hamilelik dönemi desteği ve doğum izni ile emzirme izninin etkin bir şekilde uygulanması ile verilebilir.

  • Esnek çalışma saatleri desteği: Özellikle çocuğun anneye en çok ihtiyacı olduğu ilk bir sene içerisinde ve ileri dönemlerde ihtiyaç duyulan zamanlarda annenin esnek çalışma saatleri ile çalışmasına izin veren işyeri, anne dostudur. Annenin günde 8 saat çalıştığı sürece giriş/çıkış saatlerini ayarlayabilmesi; erken gelip erken çıkabilmesi, ya da geç gelip, geç çıkabilmesi; gerekirse bazı günler fazla çalışıp cuma gününü boşa çıkarabilmesi; ya da uygun meslek grupları için evden çalışma opsiyonu sağlanabilmesi bu konuda verilecek örneklerdendir. Aslında ülkemizde, sadece anneler için değil tüm çalışanlar için, esnek çalışma saatleri konusunda kanuni düzenleme yapılmasına ihtiyaç vardır.
  • Çocuk bakım desteği: Annenin çalıştığı saatlerde çocuğun bakımına yardımcı olacak düzenlemeleri yapan işyeri, anne dostudur. Yasaya göre, çalışan sayısı belli işçiyi aşan işyerlerinde kreş desteği bulunmaktadır. Ancak devlet memurları için, daha az sayıda işçi çalıştıran işyerleri için ya da özel sektör için böyle bir düzenleme bulunmamaktadır. Öncelikli olarak tüm çalışan grupları için kreş/bakıcı konusunda çözüm üretilmelidir. Bunun ötesinde, çocukların okul öncesi, sonrası ve tatil dönemlerinde katılacağı eğitim ve oyun grupları konusunda ya işyerinde düzenlemeler yapılmalı ya da çocuğu dışarıdaki kurumlarda bu aktivitelere katılan annelere maddi destek sağlanmalıdır. Ayrıca hasta çocukların annelerine çalışma saatlerinde esneklik olmalı ya da çocuğu için kullanabileceği hastalık izni olması sağlanmalıdır.
  • Anne ve çalışan eğitimi desteği: Anne adaylarına anneliğe hazırlık, annelere çocuk bakımı, diğer çalışanlara da “çocuklu çalışanlara uygun davranma/mobbing” konusunda eğitim olanakları sağlayan işyeri, anne dostudur. Bu konularda şirket içi eğitimler düzenlenmesi ya da dışarıda eğitim veren kurumların programlarına annenin katılması için maddi destek sağlanması; işyerinde çalışan diğer elemanların hamile ya da anneye karşı ayrımcılık yapmasını engellemek amacıyla eğitilmesi ve bu konuda yazılı şirket politikasının oluşturulması sağlanmalıdır.
  • Hamilelik dönemi desteği: Hamilelik döneminin kadın hayatında özel ve geçici bir dönem olduğunun farkında olan ve hamilenin çalışma koşullarını kolaylık sağlayacak şekilde düzenleyen işyeri, anne dostudur. Ağır işlerde çalışan kadınların hamilelik dönemi boyunca daha hafif işlere kaydırılması, rutin ve acil hamilelik muayenelerine esnek yaklaşılması, hamilelerin çalışırken daha sık mola almasının normal karşılanması buna örnek verilebilir.
  • Doğum izni: Yasalarla tanımlanmış doğum iznini sorun çıkarmadan uygulayan ve doğum izni sırasında çalışanının gelir kaybına uğramasını engelleyen işyeri, anne dostudur. Doğum iznine çıkan memurlar “geçici iş görmezlik ödeneği”nden faydalanırken, diğer sektörlerde doğum izninde maaş ödeme konusu tartışmalı uygulamaya açıktır. Yasal uygulamalar olan geçici iş görmezlik ödeneği yoluyla annelere maddi yardım yapılması, ücretli izin süresi bittikten sonra ücretsiz izin olanağı sağlanması, doğum izniden dönen annelerin çalışma yükünün yavaş yavaş artırılarak normal düzeye getirilmesi mutlaka uygulanmalıdır. Devlet memurları dışındaki iş kollarında da, kadın çalışanın doğum nedeniyle gelir kaybına uğraması engellenmelidir.
  • Emzirme izni: Yasalarla tanımlanmış emzirme iznini sorun çıkarmadan uygulayan işyeri, anne dostudur. Emzirmek için özel alan tahsis edilmesi ve emziren annelerin esnek çalışma saatleri uygulamasına izin verilmesi yasa kapsamındadır. Bunun yanısıra, emzirmenin yazılı şirket politikası ile desteklenmesi ve emzirme odasında göğüs pompası tahsis edilmesi de sağlanabilir.

Çalışan annelerin yaşadığı en önemli üç sorun size göre nedir?

  • Çalışma – bakım saati uyumsuzluğu: Annenin çalışma saatlerine uygun kreş, ana okulu ya da okul bulamaması
  • Bakım maliyeti: Çocuk bakımı hizmeti veren kurumların ücretlerinin pahalı olması ve annenin maaşının neredeyse tamamen bakım hizmetine harcanma durumunun doğmasıyla, annenin çalışmaktan vazgeçmek zorunda kalması
  • Güvenilirlik ve süreklilik sorunu: Bakım hizmeti veren kişilerin güvenilirliği ve sürekliliği konusunda sorun yaşanması
  • Kalite kaygısı: Bakım hizmeti veren kişi ya da kurumların verdikleri hizmetin, annenin kalite beklentisine uymaması
  • Acil durum düzenlemesi: Acil ve beklenmedik durumlarda, geçici olarak çocuğa bakılacak kurumsal bir sistem olmaması

Elinize bir sihirli değnek verilse, iş ya da günlük hayatınızda yaşadığınız hangi sorunu/engeli değiştirmek isterdiniz?

  • Günlük Hayatta: Çocuk bakımında cinsiyetçiliğin ortadan kaldırılması, anne ve babanın sorumlulukları eşit olarak paylaşması.
  •  İş Hayatında: Annelerin çalışma hayatını kolaylaştıracak mevcut düzenlemelerin uygulanması, eksik konularla ilgili yasal düzenlemelerin yapılması, kanunların yetersiz kaldığı alanlarda şirket içi düzenlemelerin yapılması. Çalışma ortamında hamilelere ve annelere yönelen ayrımcılıktan vazgeçilmesi.
  • Toplumda: Anne kavramına yüklenen anlamın içi boş bir anlam olmaktan çıkarılması ve annelerin hak ettiği değeri sadece sözde değil uygulamada da bulması. Annelere empati ile yaklaşılması.

 

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

3 yorum

  1. Çok teşekkür ederim Tanla.

  2. diğer ülkeleri bilmiyorum ama ülkemizde anne dostu bir topluma daha çok var gibi görünüyor malesef 🙁

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*