Anne Disssh! Na-di, Go! Go!

Sözüm meclisten dışarı dostlar…
Bugünlerde kendimi “Fırat” gibi hissediyorum. (bkz. aşağıdaki karikatür)
Hani şöyle evin kapısından başlarını uzatsalar,
Banyo, yatak odası ve hatta salon,
Bebek donu olur diyorum…

Konuyu  bildiniz değil mi arkadaşlar? Can’ın tuvalet eğitimine devam. İçimiz, dışımız, sağımız, solumuz tuvalet oldu. E siz de, mecburen, ucundan kıyısından mevzuya bulaşacaksınız. Dur şu donları makinaya atayım da, devam ederiz…

fırat çiş bok

Ne diyordum? Heh! Geçtiğimiz hafta hiç beklenmedik bir şekilde Can beyin konuya ilgi göstermesiyle, resmi olarak tuvalet eğitimine başlamış durumdayız. Şimdilik başarı yüzdemiz yarı yarıya. Yani tuvalete yaptığımız her bir çiş/kaka için, ıslatarak mundar ettiğimiz birer kat don/pantalon/body var.

İşin kötüsü evdeki don stoklarımız yeterli değil. Daha önce rengini ve desenini beğenerek aldığım bazı çamaşırların bedenlerinin çok  küçük olduğunu acı bir şekilde farketmiş durumdayım. Acemilik işte. Küçük bebeklere genelde don giydirilmediğini, o dönemlerde sadece bez taktıklarını bilmeden almış-durmuşum. Can kız bebek de değil ki, üzerine askılı mini elbiselerden giydireyim, o donlar da şık bir şekilde bezin üzerini kapasın. Netice olarak ufak donları hurca kaldırınca geriye 4 tanesi yaşına uygun, 2 tanesi de büyük olmak üzere 6 don kaldı. 6 don dediğin nedir ki? Bizimkisi gün içinde birkaç saatte hallediyor. Ardından, donların hepsi yıkanıp kuruyana kadar hazır bez bağlamak zorunda kalıyoruz. Buyurun size kafa karışıklığı…

Tuvalet eğitimimiz şu şekilde ilerliyor: Sabah kalkınca geceden takılmış hazır bezi çıkarıp, “Çişin var mı?” diye soruyorum. Tuvaleti kullandıktan sonra ilk donunu giydiriyorum. Kahvaltıdan sonra bir kere daha soruyorum. O zaman da tuvaleti  kullanıyor. Hatta genellikle kahvaltı sonrasına denk gelen büyük tuvalet aradan çıkmış oluyor. Ardından oyuna dalıyor. İşte o tehlikeli bir zaman. Eğlenceye kendini kaptırınca çişi söylemeyi unutuyor. Biraz sonra korkunç bir surat ifadesiyle yanıma gelip, tepinmeye başlıyor. Anlıyorum ki çamaşırlar gitmiş. Islak çamaşırları çıkardıktan sonra bir kere daha tuvalete oturtuyorum. Kalan birşey olmasın diye… Ardından öğle uykusu için hazır bez bağlıyorum.

Uykudan kalkınca sabahki ritüelin aynısı… Bez çıkıyor, çiş yaptırılıyor ve iç çamaşırı giydiriliyor. Ancak öğleden sonralar daha tehlikeli zamanlar. Hem uyanık kaldığı süre daha uzun, hem de su gibi sıvıları içtikçe yeni tehlikeler gündeme geliyor. Hasılı, akşam uykusuna yatmadan önce bütün temiz donlarımızı tüketmiş oluyoruz.

Tuvalete oturma kısmı da bir alem. Önce Can efendiyi oturağa oturtuyoruz. Bana kapıyı gösterip “Na-di, go! go!” diyor. Yani “kapıyı kapat ve git” anlamında. Rahatça işini görsün diye çıkıyorum, ama, gözüm hep kapının altından sızan gölgesinde… Çünkü işi bitince hızla kalkıp, oturağı kendi başına tuvalete boşaltmak istiyor. Eğer zamanında yetişemezsem dökülenlerin, saçılanların, üzerine basılanların biri bin para. Artık detaylara girip de midenizi bulandırmayayım. İşi bitince hemen tuvalete girip oturağı boşaltıyorum. O da sifonu çekiyor ve şehir lağımına uğurladığı önemli eserlerinin ardından bir de el sallıyor.

Ardından elleri yıkıyoruz, kuruluyoruz ve elbiselerini giydirmeye çalışıyoruz. Çalışıyoruz diyorum, çünkü o iş o kadar da kolay değil. Adamım adem baba kıvamındayken evde koşturmaya bayılıyor. Ben de onu yakalamaya… Yakalayınca tam çamaşırı giydirirken bir kere daha “dissshhh” diyor. Yukarıda saydıklarımın aynısı bir tur daha. Tam herşeyi ikinci kez bitirip elini yıkıyoruz  üçüncü kere oturmak istiyor.  Yaptığı da iki damla çiş. Deli olmamak işten değil. Bilgisayarımı tuvalete taşıyıp orada yaşamayı düşündüğüm oluyor bazen.

Bu arada iç çamaşırı kavramına hala gıcık oluyor. Her çiş faslından sonra kuru bir bezi kapıp, bağlamam için bana getiriyor. “Artık bez değil, çamaşır kullandığımızı” bir posta daha açıklıyorum. Giyeceği çamaşırların üzerindeki çizgi film karakterlerinin ne kadar güzel olduğunu söylüyoruz, “abiler çamaşır giyer” diye teşvik ediyoruz. İsteksiz de olsa o çamaşır giyiliyor.

Size belki şaka gibi gelebilir, ama, bu süreç tamamlanınca en çok tuvaletini kaçırdığında suratında oluşan ifadeyi özleyeceğim. O dakikada çamaşır giydiğini unuttuğu o kadar belli ki… Eminim ki bezinin bağlı olduğunu düşündüğü için çişini rahatça salıyor. Ancak pantalondaki ıslaklığı hissedince dünyası kararıyor. Belki kendini yetersiz hissediyor. Belki de bir kabahat yaptığını ve bizim kızacağımızı düşünüyor. Canım benim.

Bebek ve çocuk bakımıyla ilgili her konuda araştırma yapmaya meraklı olan ben, nedense tuvalet eğitimi konusundaki araştırmayı bir türlü yapamadım. Sanırım bilinçaltımda Can’a güvenme, bu işi kendi başına bir an önce halledeceğine inanma isteği var. Ama bu süreç beklediğimden uzun sürerse paşa-paşa tuvalet eğitimi taktiklerini araştırmaya başlayacağım.

Tabii bu arada varsa pratik önerilerinize açığım. Özellikle tuvalet eğitimini tamamlayan annelerden “neyin işe yaradığını, neyin yaramadığını” duymak isterim. Haydi ben çamaşırları makinadan çıkarmaya ve asmaya gidiyorum. Bana yazmayı unutmayın olur mu? Kaka, çiş, tööbe, töbe… aklımın içine girmiş… enneee, çiş, çiş, kaka…

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

8 yorum

  1. Merhaba,
    Henüz tam anlamıyla kullanımı nasıldır bilmiyorum fakat bebek eşyalarına göz atarken denk geliyorum. Oturaklar icin yapılmış torbalar (walmarta satılıyor). Tuvalete dokmek, oturagi temizlemek ile ugrasmiyorsun. Kullanmayı hiç denedin mi? Görüşün nedir?
    Tuvalet eğitimi daha şimdiden korkulu rüyam. Sana cok kolay gelsin.

    • Bebek ve Ben

      Teşekkürler Tuba. Henüz oturak torbası kullanmadım. Aslına bakarsan sen söyleyene kadar öyle bir ürünün varlığından bile haberim yoktu. Bilgi için teşekkürler. İlk Walmart’a gittiğimde bakacağım…

  2. alıştırma külotları da var, içi havlu dışı plastik gibi. çişini yapmaya engel olmuyor ama dışarı çıkmasını engelliyor 😀

    • Bebek ve Ben

      Senin mesajının ardından hemen markete gidip alıştırma külotlarından aldım. Aldığım versiyonun dışı plastik değil ama önündeki bölümde ekstra pedli bir yer var. Dolayısıyla kaza olduğunda dışarı taşmayı büyük ölçüde engelliyor. Önerin için çok teşekkürler canım

  3. Bol sabir diliyorum sana Tanla. Darisi basimiza bakalim 🙂

    • Bebek ve Ben

      Bizimkisi fena gitmiyor Tanya… Geri hala kazalar oluyor ve kaza olmadığında da tuvaleti biraz fazzzzzla ziyaret ediyoruz, ama, olsun. Ben halimden memnunum. Size de rahat ve hızlı bir tuvalet eğitimi dilerim….

  4. bizde başlayalı 2gün oldu. alıştırmakülodumuz ve birkaç çamaşırla başlayayım dedim. sonumuz ne olur bilmiyorum. klozet şeklinde bir lazımlığımız ve tuvalet adaptörümüz var. nedense o kadar sevmesine rağmen hala çamaşırsız oturtamadık bizimkini. epey bi uğraşıcaz galiba. ve ben bu süreci 2 kez yaşayacağımı düşündükçebazen boğuluyorum. çünkü kardeşide 6.5 aylık oldu :(( belkide o abisinden görerek öğrenir 😉

    sanada bol sabırlar Tanlacım…

  5. briket makinası

    okurken çok güldüm çok güzel anlatıyosunuz, el sallaması da ayrı güzel

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*