Anne, Annenin Kurdudur

 

anne-annenin-kurdudur

Annelik özveri isteyen bir süreç. Her ne kadar eşimiz, yakın akrabalar, arkadaşlar ve hatta ücretli yardımcılar fiziki yorgunluğumuzu azaltsa da, bebeğin bakımını ağırlıklı olarak annenin üzerinde. Üstelik sadece fiziki yorgunluk da değil mesele. Bir de zihin yorgunluğumuz var. Bebek büyürken verilmesi gereken yüzlerce kararı düşünsenize…

Bir örnek üzerinden gitmek gerekirse, bana en sık gelen sorulardan biri uyku meselesi. Uyku konusunda üzerinde çok konuşulan iki ekol var: Doğal ebeyenlik ve Ferber Yöntemi. Doğal ebeveynliğin peşinden giderseniz çocuğunuz sizinle beraber mutlu mesut bir uykuya dalıyor. Ancak siz de onunla beraber erkenden yatağa gitmek durumundasınız. Eşinizle vakit geçirebileceğiniz ve dinleneceğiniz zamanlardan fedakarlık ediyorsunuz. Beraber uyumayı sonlandırmak da kolay olmuyor. Bu yöntemin en önde giden savunucuları dahi beraber uyuma alışkanlığını sona erdirme zamanı geldiğinde zorluk yaşadıklarını kabul ediyor. Diğer taraftan Ferber Yöntemini seçseniz belki 1 hafta-10 gün gibi kısa bir sürede verim alıyorsunuz. Bebek kendi başına uyumayı öğreniyor. Ancak yöntemin uygulanma sürecinde ağlayan bebeğinizin feryatlarına yürek dayanmıyor. Kısacası her yöntemin kendine göre avantajları ve dezavantajları var.

Tartışmadan, Sinir Harbine

Facebook, Twitter, forumlar gibi sosyal ortamlarda annelerin birbirleriyle diyaloglarını izliyorum. Uyku, beslenme, tuvalet eğitimi gibi bebeğin büyümesini ilgilendiren en temel konularda anneler kendi aralarında tartışıyorlar. Herkes bu tartışmalara kendi aklı-fikri, kültürü, almış olduğu eğitim, aile hayatı ve yaşam görüşleri doğrultusunda katkıda bulunuyor. İnsanın olduğu her yerde tartışmanın ve tartışmanın olduğu her yerde de fikir ayrılıklarının olması çok doğal. Herkesin aynı şekilde düşünmesini ya da aynı şekilde bebek büyütmesini beklemek hayalcilik olur zaten. Hatta daha iyiye ulaşmak için de mutlaka tartışmak, var olanı sorgulamak, eksiklerini gidermek, geliştirmek gerekir diye düşünüyorum. Ancak kimi zaman bu tartışmalar yıpratıcı bir sinir harbine dönüşüyor. İşte bu kısmını anlamakta güçlük çekiyorum.

Aslında anneler olarak hepimiz bebeklerimizi/çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirme çabası içindeyiz. İş tartışmaya döndüğünde konunun özü unutuluyor. Anneler saldırganlaşıyor, birbirini küçümsüyor. Herkesin kendi bildiğini doğru olarak iddia ettiği bir yarışa dönüşüyor. Oysa çocuk büyütme konusunda tek bir doğru yok ki… Her anne, bebek, çocuk, aile kendine özgü. Kimi aile için uygun olan bir çözüm, diğer bir ailede işe yaramayabiliyor.

Sonuç olarak birbirini en çok anlaması, birbirine en çok yardım etmesi gereken anneler gruplaşıyor. Öteki gruba tü! kaka! diyor. Tartışmalar uzayınca özellikle sorularına yanıt arayan tecrübesiz anneler ve genel olarak da konuya dahil olan tüm anneler bunalıyor. İşte o noktada tartışmalar mantık sınırlarından uzaklaşıyor.

İçinin Sesini Dinleyenler

Tartışmalar uzadığında, bazı anneler “ne o yöntem, ne de bu yöntem” deyip “kendi içimin sesini dinlerim” demeye başlıyor. İçinden geldiği gibi davranmak güzel birşey. Ancak bilinçli olunduğu sürece. Seçeneklerini bilip, değerlendirmesini yaptıktan sonra, içinden geldiği gibi davranana kim ne diyebilir ki… Ancak pratikte bu iş öyle olmuyor. Çünkü sağdan soldan gelen bilgi bombardımanından dolayı anneler nereye bakacaklarını şaşırıyor. Sonunda da pes edip düşünmekten vazgeçiyorlar. Sınırlı bilgi ve kulaktan dolma yaklaşımlarla çocuk yetiştirmeye çalışmak yaygınlaşıyor. Sorunun özüne inmeden, eldeki kaynaklarla en kısa zamanda uygulayabilecekleri çözüme sarılıyorlar. Ben buna “sosyal ağda çocuk yetiştirmek” diyorum. Anneannelerimizin. annelerimizin döneminde komşu ziyaretlerinde paylaşılan öneriler şimdi Twitter ve Facebook’da paylaşılıyor. Sizce ne değişti? Belki sadece önerilerin paylaşılma/yayılma hızı…

Anne, Annenin Kurdudur

Ne kadar aksini iddia eden olursa olsun, bence çocuk yetiştirme sürecinde anne yalnız kalıyor. İş başa düşüp de karar vermek gerektiğinde birçok tercihi yapmak durumunda kalıyor. Bir karar verdikten sonra, o kararın artısını da, eksisini de kendi içinde yaşıyor. Bu nedenle çocuk yetiştirmeyle ilgili herhangi bir konuda annelerin fikri sorulduğunda bazı anneler, dezavantajları kendine saklayarak, kendi yöntemlerini ateşli bir şekilde savunuyorlar. Bu belki de insan psikolojisi. Seçtiği yolda yalnız kalmak istemiyor insan. Zorluk yaşasa da hatalarını (belki kendine bile) itiraf etmek istemiyor. Yardım etmek diye yola çıkıp, sonunda zarar veriyor. Tartışmalar sırasında da birbirini yiyor. Kısacası “anne annenin kurdu oluyor.”

Hiç Kimse Mükemmel Değil

Can benim ilk çocuğum. Beş çocuk sahibi olan bir anne kadar tecrübeli olduğumu söyleyecek değilim. Oğlum şu anda 17 aylık. O nasıl bu dünyada yaşamayı öğreniyorsa, ben de anne olmayı öğreniyorum. Bu yolda kimi zaman hatalar da yaptığım oluyor. Hangimiz mükemmeliz ki…

Bununla beraber, bebek ve çocuk bakımıyla ilgili tartışmalara dahil olduğumda sivri fikirler ileri sürmekten kaçınıyorum. Bir lafı söylemeden önce düşünmeye gayret ediyorum. Araştırınca hemen herşeyin iki yönü, madalyonun iki yüzü olduğunu görüyorum. Hiçbirşey tamamen doğru ya da yalnış değil. Bu nedenle bir konuda fikir beyan ederken her iki yönü de verip, kararı karşımdakine bırakmayı tercih ediyorum. Sonuçta hepimiz kendi adımıza en doğru olduğunu düşündüğümüz yönde seçimlerimizi yapmalı ve hayatımıza devam etmeliyiz. Öyle değil mi?

Annelik maceramda, beni belli bir şekilde düşünmeye yönlendiren, dünyayı siyah ve beyaz olarak gören insanlardan kaçınmaya çalışıyorum. Kulağım her türlü görüşe açık, ama, karar vermeden önce seçeneklerimi öğrenmeye ve saksıyı çalıştırmaya uğraşıyorum 🙂

Belki haddime düşmez, ama, size de aynı yaklaşımı öneriyorum: “Çocuklarımız bizim en kıymetlilerimiz. Onları ilgilendiren konularda karar verirken kolaya kaçmayalım. Çevremizdeki ve içimizdeki sesleri dinleyelim, ancak, karar aşamasında duygularımızı bilgilerimizle dengelemeye özen gösterelim. Bu şekilde altından kalkamayacağımız sorun yok.”

Sevgiyle,

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can’la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da… Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen’in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*