in ,

Akran Zorbalığı Nasıl Önlenir?

Bir anne-baba için çocuğun okulda ya da mahallede akran zorbalığına uğradığını öğrenmek son derece üzücü bir deneyim. Akran zorbalığı (bullying) bir çocuğun kendisiyle benzer yaşlarda çocuklardan maruz kaldığı fiziksel, sözel, sosyal veya cinsel olarak zarar verici davranışlar olarak tanımlanıyor. Akran zorbalığının itme/vurma/tükürme gibi fiziksel şiddet; çocuğun görünüşü/konuşması/maddi durumu gibi bir özelliğiyle sürekli alay edip/dalga geçmek gibi sözel şiddet; çocuğu oyuna dahil etmemek, bazı çocukları -örneğin inekler diyerek- gruplayarak ötekileştirmek gibi sosyal şiddet ve çocuğu istenmeyen dokunuş/sözlerle taciz etmek gibi cinsel şiddet içeren örnekleri bulunabiliyor. Son yıllarda akran zorbalığı artık sanal ortamlarda da oluşabiliyor. Cyberbullying denilen bu zorbalık türü belli bir yaştan sonra çocuklarımızın yoğun olarak kullandığı sosyal medya hesaplarında bir çocuğa yönelik yazılı ve/veya fotoğraf/video destekli olumsuz paylaşımlar yoluyla oluşuyor.

Sevgi dolu ve saygılı bir biçimde yetiştirmeye çalıştığımız çocuğumuz bir sınıf arkadaşından, okuldaki bir çocuktan, mahaledeki komşu çocuğundan beklenmedik, olumsuz bir davranışla karşılaşıp, göz yaşları içinde eve geliyor. Kimi zaman da sessizleşiyor ve içine kapanıyor. O her zaman okula gitmeye hevesli çocuğumuz sabahları belki karın ağrısından şikayet ediyor, okula gitmek istemiyor, sınıfta neler yaptığını konuşmak istemiyor.

Akran zorbalığı yapan çocuklar hiç beklemediğiniz çocuklar olabiliyor. Mesela erkek çocuklar kadar kız çocuklar da akran zorbalığı yapabiliyor. Akran zorbalığı okul öncesi miniklerde bile gözlenebiliyor.

akran zorbalığı , bullying

Eskiden Akran Zorbalığı mı Vardı Canım?

Akran zorbalığı muhtemelen her dönemde var olan olumsuz bir davranıştı. Mesela hepimizin çocukken severek izlediği Hababam Sınıfı filmlerinde Kemal Sunal tarafından oynanan karakteri diğer çocukların “İnek Şaban” şeklinde çağırması, İnek Şaban’ın alt sınıftan olan bir çocuğu sürekli tokatlaması gibi sahneleri çocukken gülümseyerek izlerdik.

Seneler sonra bir Pazar günü oğlumuz Can ile beraber ailecek izleyebileceğimiz bir film arayışındayken Hababam Sınıfı’nı hatırlayıp, filmi açmak, yetişkin bir ebeveyn gözüyle Hababam Sınıfı’nı yeniden izlerken, bazı davranışların tam anlamıyla akran zorbalığının örneği olduğunu fark etmek çok ilginç bir deneyim oluyor. Normal hayatta zorbalığa maruz kalan çocuk için tokatlanmanın ya da sürekli inek diyerek dalga geçilmenin aslında o kadar da komik olmadığının farkına varıyoruz. Çocuğumuza bu filmde yer alan olumsuz davranışların sadece o filme özgü bir eğlence! amacıyla olduğunu, gerçek hayatta sınıf arkadaşlarını tokatlamanın ya da sınıf arkadaşına inek diye seslenmenin hoş karşılanmayacağını açıklamak durumunda kalıyoruz.

Elbette günümüzde akran zorbalığı konusunda aileler çok daha bilinçli. Akran zorbalığının gülünüp geçilecek birşey olmadığını, çocukların hayatında ciddi anlamda sıkıntı yaratabildiğini, bu nedenle kesinlikle teşvik edilmemesi/ normalleştirilmemesi gerektiğini biliyoruz.

Amerika’da Akran Zorbalığına Yaklaşım

Amerika’da akran zorbalığı oldukça ciddiye alınan bir konu. Pek çok okul bu konuda müsamaha göstermiyor ve özel politikalar geliştirerek akran zorbalığını engellemeye çalışıyor.

Can’ın okulunda akran zorbalığı konusunda yazılı olarak yayımlanmış bir politika var. Bu politikanın içinde akran zorbalığının tanımı, örnekleri, yetkili mercilere nasıl rapor edilmesi gerektiği, kendilerine bir akran zorbalığı raporu ulaştığında yetkililerin nasıl aksiyonlar alması gerektiği, akran zorbalığı yapan çocuğa verilecek disiplin yöntemleri anlatılıyor.

Ayrıca akran zorbalığına maruz kalan çocuğun ya da arkadaşlarından birinin akran zorbalığına uğradığını gören çocukların anonim olarak okul yetkililerine bilgi verdiği bir mobil cihaz aplikasyonu da var.

Alınan tüm önlemlere rağmen okullarda akran zorbalığı yine de yaşanabiliyor. Örneğin Can’ın geçen seneki sınıfında bir kız arkadaşı sürekli onu rahatsız ediyordu. Okulda yemekhane için sıraya girildiğinde, boy sırasıyla Can’ın tam arkadasında bulunan bu çocuk, Can’ı itmek, çekiştirmek, ayakkabısına arkadan basmak gibi tekrar eden, olumsuz davranışlar gösteriyordu. Can bu sorunları dile getirince onunla bu arkadaşına nasıl yaklaşması gerektiğini konuştuk. Sorunun çözümü biraz zaman aldı. Ancak sonunda başardık. Can’a akran zorbalığıyla başetmek için verdiğimiz önerileri aşağıda anlatacağım.

Akran Zorbalığıyla Başa Çıkma Yöntemleri

Çocuğumuzun okulda akran zorbalığına uğradığını öğrendiğimizde ya da çocuğumuz bu durumu bizimle paylaşmışsa elbette ilk yapmamız gereken onu dikkatle, yargılamadan dinlemek ve durumun boyutlarını tam olarak anlamaktır. Çocuğumuz akran zorbalığının normal ya da es geçilecek birşey olmadığını, böyle bir durumla karşılaştığında sessiz kalmaması gerektiğini, bu durumla tek başına mücadele etmek zorunda olmadığını, gönül rahatlığıyla öğretmenine ve ebeveynlerine gidebileceğini, akran zorbalığını büyüklere söylemenin ispiyonculuk olmadığını, okula güven içinde gitmenin her çocuğun hakkı olduğunu bilmeli…

Bununla beraber maalesef 7/24 çocuğumuzun yanında olamayacağımız için en doğrusu çocuğumuza akran zorbalığıyla nasıl başa çıkacağını öğretmemiz gerek. Bunun ötesinde, sağlıklı bireyler yetiştirmeye çalışan aileler olarak akran zorbalığına karşı doğru yaklaşımları öğütlüyor olmamız gerek. Daha önce “Beraber Tartışalım: Sırayı Bozanlara Karşı Çıkmalı mı?” yazımda belirttiğim gibi ülkemizde maalesef kabalığa karşı daha çok kabalık teşvik ediliyor. Bazı aileler çocuklarına “Bir çocuk sana vurursa, sen de ona vur, hatta daha şiddetli vur, kendini ezdirme…” gibi şiddeti özendiren ve çoğaltan yaklaşımları tavsiye ediyor. Akran zorbalığıyla baş etmenin yolu kesinlikle zorbalığa zorbalıkla karşılık vermek değil. Öyleyse doğru yaklaşımla ne olmalı?

  • Kendine Güveni Geliştirmek: Akran zorbalığıyla başa çıkmanın ilk ve en önemli yolu çocuğunuzun kendine güvenini geliştirmektir. Zorbalar genelde görünüş olarak naif, zayıf duran çocukların üzerine gitmeyi sever. Akran zorbalığına uğradığında çocuğunuzun kaba olmadan, korksa da bunu belli etmeden beden dilini kullanarak dik durması, gözlerini kaçırmaması  ve kararlı bir şekilde “Hayır/Dur, Bu yaptığın doğru değil.” gibi duruma uygun bir söz söylemesi tavsiye edilebilir.
  • Karşılık Vermemek: Zorba, zorbalık yaptığı çocuğun kızarak kavgaya dahil olmak gibi belli davranışları göstermesini bekler. Bunun yerine sakinliğini koruyarak, yapılanın doğru olmadığını söylemek, kavgaya girmeyeceğini belirterek o ortamdan kararlı bir şekilde ayrılmak bir çözüm olabilir.
  • Spora Teşvik Etmek: Pek çok spor dalı çocukların kendine güvenini ve sağlam bir beden dili geliştirmek konusunda yardımcı olur. Takım sporları ya da kendini korumaya/savunmaya yönelik sporlar bu açıdan yardımcı olacaktır.
  • Arkadaşlarla Takılmak:Tek başına dolaşan, yanlız çocukların akran zorbalığına uğrama ihtimali daha yüksektir. Bu nedenle çocuğumuzu arkadaş edinmeye, mümkün olduğunca arkadaşlarıyla dolaşmaya, kendisine sistematik olarak zorbalık yapan bir çocuk olduğunda o çocukla yanlız ortamlarda kalmamaya teşvik etmek yardımcı olabilir.
  • Okul Desteği Almak: Öncelikle sınıf öğretmeninden yardım isteyerek akran zorbalığı konusunda sınıfta bir bilgilendirme konuşması yapılması rica edilebilir. Bu konuşmada akran zorbalığının ne olduğu ve nasıl başa çıkılması gerektiğinin yanısıra, günlük hayatta çocuklarımızın karşılaşacağı çeşitli sorunlar karşısında davranışlarını nasıl kontrol edebilecekleri, sorunlarını kavga etmeden nasıl çözebilecekleri, sosyal becerilerini nasıl geliştirecekleri ve başa çıkamadıkları sorunlarda büyüklerinden nasıl yardım isteyebilecekleri gibi akran zorbalığını başlamadan bitiren yöntemler de öğretilebilir. Okul yönetiminin bu konuyla ilgili kesin bir politikası yoksa böyle bir politikanın oluşturulması için tüm veliler birlik haline okul yönetimine başvurulabilir.
  • Yazılı Rapor Tutmak: Çocuğumuz eğer yazı yazabilecek kadar büyükse, akran zorbalığına maruz kaldığı durumda başına gelenleri, karşı tarafın ne yaptığını, kendisinin nasıl karşılık verdiğini yazılı olarak tutmasını öğütleyelim. Çocuğumuz bunu yazamayacak kadar küçükse, yazmasına biz yardımcı olabiliriz. Bu yazılı bilgi, akran zorbalığını okul yönetimiyle paylaşırken çok yardımcı olacaktır.
  • Uzman Desteği Almak: Kimi zaman önerdiğimiz yöntemler ne olursa olsun çocuğumuz zorbalıkla baş etmekte yetersiz kalıyor olabilir. Ebeveyn olarak her zaman en doğru yaklaşımları bilemeyebiliriz. Böyle bir durumu hissedersek mutlaka bir uzmandan yardım almalıyız.
  • Zorba Olan Bizim Çocuğumuzsa: Kimi zaman, bunu duymak büyük bir hayal kırıklığı olsa da, zorbalığı yapan kişinin kendi çocuğumuz olduğunu öğrenebiliriz. Bu durumda çocuğa öfkeyle yaklaşmak, sorunun kökenini anlamadan ceza vermeye kalmak doğru olmayacaktır. Akran zorbalığı yapan çocuğun belli ki çözümlenemeyen duyguları ve hatalı davranış kalıpları vardır. Bu durumda  çocuğumuzun öfkeyle baş etmek, sağlıklı arkadaş ilişkileri kurmak, sınırlarını öğrenmek gibi konularda yardıma ihtiyacı olabilir. Bunları ya kendimiz öğretmeye çalışmalı, başarılı olamıyorsak da bir uzmandan yardım almalıyız.
  • Çevredeki Arkadaşlar: Akran zorbalığında zorbalığı yapanlar ve zorbalığa uğrayanların yanısıra, onların çevresindeki çocukların tutumu da çok önemli. Okul ortamında bir çocuğun zorbalığa uğradığını düşünelim. Çevredeki çocukların bu olaya kafa çevirmesi, olayı görmezden gelmesi, zorba olan çocuğa katılarak onu teşvik etmesi ya da zorbalığa uğrayan çocuğun yanında olarak ona destek çıkması gibi yaklaşımlar arasında mutlaka çok fark var. Bu nedenle kendi çocuğumuz zorbalığa uğramasa bile, bir arkadaşının zorbalığa uğradığını gördüğünde en azından akran zorbalığına katılmamayı, yapabiliyorsa zor durumda olan arkadaşa yardımcı olmayı/onun yanında olmayı öğretmek de anne/baba olarak görevlerimiz arasında yer alıyor.

Sonuç

Çocuklarımızın okula severek, güven içinde gitmesi, mahallede güven içinde oynamaları çok önemli. Akran zorbalığına maruz kalan çocuklar korku, özgüven kaybı, notların düşmesi, depresyon gibi onları seneler boyunca etkileyecek sorunları yaşıyor. Kimi çocuklar maalesef akran zorbalığıyla başa çıkamayıp intiharı bir çözüm olarak düşünüyor ki bunun düşüncesi bile ebeveyn olarak hepimizi çok rahatsız eder, eminim.

Akran zorbalığına kendi maruz kalmasa da, akran zorbalığının yoğun olduğu bir ortamda okula giden ya da büyüyen çocuklar da yine strese, sıranın bir gün kendilerine gelebileceği şeklinde bir korkuya maruz kalıyorlar.

Akran zorbalığını yapan çocukları da bu sürecin dışında bırakmamak lazım. Elbette onlar da her ne kadar olumsuz davranışlar sergileseler bile en nihayetinde birer çocuk. Uygun bir yaklaşımla bu olumsuz davranışlarının en kısa zamanda düzeltilmesi, gerek. Ayrıca okulda akran zorbalığı gibi olumsuz bir davranışı sistematik olarak uygulayarak büyüyen çocuğun ileride, yetişkin hayatında da toplum kurallarına uymakta zorluk çekebileceği, zorbalığın okul arkadaşlarından eşe ve çocuklara yönelebileceğini varsaymak sanırım yanlış olmaz. Bu nedenle olumsuz davranışlara tespit edildiği anda müdahale edilmeli ve olumlu davranış kalıpları aşılanmalı.

Tüm çocuklarımız sevgi, saygı dolu bir ortamda yaşamayı, okula gitmeyi, bulundukları ortamlarda kendilerini güven içinde hissetmeyi hak ediyor. Bu ortamları yaratmak ve böyle ortamları beslemek konusunda ebeveynler olarak bize çok görev düşüyor. Gerek kendi davranışlarımızla örnek oluşturarak, gerek verdiğimiz sağlıklı öğütlerle çocuğumuzun davranışlarını şekillendirerek, gerekse olumsuz ortamları aksiyon alarak olumluya çevirerek ebeveynlik görevlerimizi yapacağımıza inanıyorum.

Akran zorbalığına sıfır toleransın, akran zorbalığını önleyecek eğitim ve bilinçlendirmenin tüm ailelerin ve eğitim kurumlarının gündeminde olması umuduyla yazıma burada son veriyorum. Sizin de akran zorbalığı konusunda deneyimleriniz ya da taktikleriniz varsa aşağıda yorum olarak paylaşmanızı rica ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bebek ve Ben

Bebek ve Ben

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 7 yaşındaki oğlum Can'la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da... Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen'in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Lütfen

itiraf