85’lik Babaannemle Bebek Bakımı Üzerine

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Aynı zamanda babaannemin de doğumgünü. Babaannem 85 yaşını çoktan aşmış, ama ufak şikayetler dışında sağlığı yerinde, neşeli, esprili ve hayatı seven bir kadın. Kendi 3 çocuğu dışında, 4 tane torun büyütmüş ve torunlarının çocuklarına da sağlığı elverdiği sürece bakmaktan keyif almıştır.

Bugün Can’ı da alarak babaannemi ziyarete gittik. Bizi gördüğüne çok sevindi ve güzel bir öğle yemeği hazırladı. Can için oturma odasını yeniden düzenleyip, güvenli bir oyun alanı yarattı. Komik şarkılar ve surat hareketleriyle Can’ı güldürdü. Akşamüstü çay demledik. Simit ve poğaça eşliğinde çaylarımızı yudumlarken “fırsat bu fırsattır” dedim ve babaannemle bebek bakımı üzerine konuştuk.

(Tanla) Babaanne, sen bizden 2 kuşak önce, 1940’lı yılların sonu ve 50’li yılların başında babam ve 2 halam olmak üzere 3 çocuk büyüttün. O dönemdeki bebek bakımı günümüzdeki bebek bakımından mutlaka farklı olmalı. Bu konuyla ilgili bazı sorularım olacak. Öncelikle en temel konulardan birinden başlayalım. Bebekleri nasıl beslerdiniz?
(Babaanne) Ben babanı 1 yaşın üzerine kadar, halalarını da yaklaşık 8-9 ay kadar emzirdim. Daha sonra emzirmekten sıkıldığım için bıraktım. O zaman gittiğimiz doktor bize bebek maması vermiş ve bunu kullanacaksınız demişti. O mamaya yaklaşık 2 yaşına kadar devam ettik.

Daha sonra yemeğe başladığımızda, et suyuna pirinç çorbası, cam rendede rendelenmiş elma, portakal ve muz verdiğimizi hatırlıyorum. Ayrıca haşlanmış pirincin suyunu bir tülbent yardımıyla süzer ve biberona doldurup, bebeklere verirdik. Kabak dolmasını da çok yapardım. O nedenle şimdi yapmayı pek sevmem.

(Tanla)Mamaları nasıl bir biberondan verirdiniz? Plastik biberonlar var mıydı?
(Babaanne) Bizim zamanımızda biberolar camdan yapılırdı. Genellikle Avrupa’dan gelirdi.

(Tanla)Bebekleri nerede uyuturdunuz?
(Babaanne) Deden bizim çocuklar için marangoza tahtadan bir karyola ve bir salıncak yaptırmıştı. Kimi zaman karyolada uyutur, kimi zaman da salıncakta sallayarak uyuturduk. Yalnız deden salıncağı biraz büyük yaptırmış, arkadaşlarım “ne kadar kocaman birşey bu, aynı belediye otobüsü gibi” diyerek dalga geçmişlerdi.

Bir gün dedenle beraber küçük halanı salıncakta uyuturken biraz fazla hızlı itmişiz, bir baktık ki bebek salıncağın içinde yok. Hemen telaşla sağa-sola baktık. Meğersem koltuğun yanına doğru düşmüş. Ama birşey olmamıştı. Yine de çok korkmuştuk.

Çocuklar büyüyünce, onların yattığı tahta karyolayı bizim apartmanda oturan Belkıs hanımla, Hamdi beyin kızları Zeynep’e(Değirmencioğlu) verdik. Siz onu sinema yıldızı Ayşecik olarak bilirsiniz.

aysecik

(Tanla)Babamla halamlar bebekken, uykuları nasıldı?
(Babaanne) Çocuklarım güzel uyurlardı. Bebekken genelde gece saat 9’da yatar, sabah saat 7’de kalkarlardı. Arada tabii emmek için de uyandıkları da olurdu.

(Tanla)Geceleri bebekleri nerede emzirirdiniz?
(Babaanne) Ben genellikle kalkar, onları yataklarından alır ve oturarak emzirirdim. Yatakta pek emzirmezdim. Uyuyakalacağımdan ve boğulacaklarından korkardım.

(Tanla) Gündüz vakti iş görürken bebekleri nerede tutardınız?
(Babaanne) Çocukların yüksek bir sandalyesi vardı. Çoğunlukla orada oturturdum.

(Tanla) Hiç sıkılıp ağlamazlar mıydı? Can şimdi mama sandalyesinde biraz fazla oturunca hemen sıkılıp sandalyeden kurtulmaya çalışıyor da…
(Babaanne) Benim şansıma, kendi çocuklarım ve baktığım bütün çocuklar uslu çocuklardı. O yüzden sandalyede uzun uzun oturur, pek de ağlamazlardı.

(Tanla) Çocukları nasıl giydirirdiniz? Kıyafetleri satın mı alırdınız? Diker miydiniz Yoksa diktirir miydiniz?
(Babaanne) Günlük kıyafetlerini Pangaltı’da1 kurulan perşembe pazarından alır ya da diktirirdim. Özel kıyafetlerini de ya Osmanbey’deki bonmarşelerden2 alır, ya da yine diktirirdim. Hiç unutmuyorum. Babanla büyük halana çok güzel paltolar, takım elbiseler ve oyun kıyafetleri diktirmiştim. Biz o zaman günlük oyun kıyafetlerine işbaşı elbisesi derdik. Halanın kareli kumaştan etekli ve babanın da tulum şeklinde işbaşı elbiseleri vardı.

buyuk-halamla-babam2

Büyük halamla babam oyun kıyafetleriyle

 

Babam özel dikilmiş kıyafetiyle

Babam özel dikilmiş kıyafetiyle

buyuk-halamla-babam

Büyük halamla babam şık kıyafetleriyle

 

(Tanla) Bebeklerin altlarını nasıl bağlardınız?
(Babaanne) Eskiden mermerşahi dediğimiz tülbentten kalın, patiskadan ince pamuklu bir kumaş vardı. Bebek bezleri ondan yapılırdı. Onun üzerine de paçaları ve beli lastikli bebek külotu giydirirdik.

(Tanla) O bezler sızdırmaz mıydı?
(Babaanne) Geçmiş zaman olduğu için çok hatırlamıyorum, ama, öyle büyük kazalar pek olmamıştı. Ya da biz bezleri sık sık değiştirirdik.

(Tanla)Çocukların nasıl oyuncakları vardı?
(Babaanne) Deden çocuklara çeşitli oyuncaklar alır, sonra da onlara oynatma bahanesiyle yere oturur ve oyuncaklarla kendisi oynardı. Birgün babana çok güzel bir tren getirmişti. Treni kurup çocukları oynattı. Ancak ondan sonra, çocukların treni bozacağından endişe ederek, toplayıp, kilitli dolabına kaldırdı. Bunu hiç unutmuyorum.

(Tanla) Çocuklar rahatsız olduğunda nereye götürürdünüz?
(Babaanne) O zamanlar Nikola Fakaçelli adında, yanılmıyorsam Rum, bir çocuk doktoru vardı. Çocukları ona götürürdük.

(Tanla) Doğumlarından herhangi birini nasıl yaptığını anlatır mısın?
(Babaanne) Halana hamileyken deden Mobil isimli bir şirkette çalışıyordu. Dedenden dolayı ben de sigortalıydım. Hamileliklerimde, 9 ay boyunca her ay, Amerikan Hastanesi’nde muayeneye gittim. Muayenelerim sırasında herşey yolunda gözüktüğü için, doğumlarımı evde yaptım. O zamanlar bizim semtte Bediha ve Mediha isimli iki ebe kızkardeş vardı. Bediha Fatih Dispanseri’nin Mediha ise Beşiktaş Dispanseri’nin ebesiydi. Sancılarım sıklaşınca onları çağırdım. Bana bir iğne vurdular ve hemen su hazırladılar. Evdeki divanın üzerine büyük beyaz çarşaflar koyduk. Güle oynaya bir doğum yaptım. Herhangi bir sıkıntım olmadı. Ebeler doğumdan sonra göbek bağını kesip, halanı yıkadılar, kundakladılar ve bana verdiler. O arada bir de sonu (plasentayı) çıkardılar.

(Tanla) Doğumda hiç korkmadın mı? Ya ters giden birşey olsaydı?
(Babaanne) Aslında istesem Amerikan Hastanesi’nde doğum yapabilirdim. Ama Bediha ve Mediha bizim komşularımız olduğu ve tecrübeli ebeler oldukları için onlarla beraber doğum yapmayı tercih ettim. Zaten doğumda ters giden birşey olsaydı, hemen hastaneye götürüyorlardı.

(Tanla) Doğumda yalnız mıydın? O zamanlar erkekler, şimdiki gibi, doğuma giriyor muydu? Mesela dedem yanında mıydı?
(Babaanne) Doğumda eltim ve komşularım yardımcı olmaya gelmişti. Aynı zamanda deden ve kayınbiraderim de bana destek olmak için geldiler. Kayınbiraderim sancılar sırasında elimi tutmuştu. Zaten o sırada herhangi birşey gözükmüyordu. Ama o zaman her aile bizim gibi değildi.

(Tanla) Lohusalık adetlerinden bahseder misin biraz?
(Babaanne)
Doğumdan sonraki 7. günde mevlüt ve dualar okunurdu. Gelen misafirlere lohusa şerbeti ve lokum ikram edilirdi. Lohusalık 40 gün boyunca sürerdi. Bu süreçte sürekli gelen-giden olurdu. Lohusa yatağım çok güzeldi. Halanların doğumunda uçuk yeşilden, babanın doğumunda uçuk maviden yatak ve yorgan takımları hazırlamıştık.

babaannem-lohusa-yatağinda

Babaannem lohusa yatağında

 

(Tanla) Doğumların sırasında hatırladığın ilginç bir olay var mı?
(Babaanne) Küçük halan yüzünde parça parça yağ ile doğmuştu. O zaman bana gösterdiklerinde çok korkmuş ve bu şekilde kalacağını düşünmüştüm. Ancak sonra temizlediler ve altından çok güzel bir bebek çıktı. Büyük halanın ise çenesinin altında bir ceviz büyüklüğünde çukurluk vardı. Görenler “Acaba hamileyken bir bahçeden ceviz mi çaldın?” diye takılmışlardı. Bir süre sonra o çukurluk düzeldi.

(Tanla) Babamla halamlar bebekken emzik kullandı mı?
(Babaanne) Geçmiş zaman olduğu için pek iyi hatırlamıyorum. Galiba sadece küçük halan biraz kullandı. Emzik yerine tülbente sardığımız acıbadem ezmesini bebeklere verirdik. Onu emerek oyalanırlardı.

(Tanla) Son olarak çocuklarının bebeklik dönemine ait ilginç bir anıyı anlatır mısın?
(Babaanne) Halan bebekti. Doktor onun kullanması için bir göz damlası vermişti. Bir gece, göz damlasını ben gözüne sıkınca, halan çığlığı bastı. Bir baktım ki gözü sapsarı olmuş. Meğer göz damlası yerine, yanlışlıkla, aynı yere koyduğumuz tentürdiyotu sıkmışım. Tabii hemen doktora götürdük. Allahtan gözüne birşey olmadı. Ama çok büyük korku yaşadık.

(Tanla) Babaanne, zaman ayırıp bu güzel anıları paylaştığın için çok teşekkür ederim.
(Babaanne) Rica ederim kızım. Sen sor, ben sana hep anlatırım.

İşte babaannemle bebek bakımı üzerine yaptığımız sohbetin özeti. Eve gelince fotoğrafları karıştırıp babamın ve halalarımın bebeklik fotoğrafların bulmaya çalıştım. Maalesef bebeklik dönemine ait çok fotoğrafları yok. En eskisi, yukarıda verdiğim giysi fotoğrafları ki, onlarda da sanırım babam 2, halamsa 4 yaşında. Yalnız fotoğraflar arasında babaannemin lohusa yatağındaki fotoğrafını bulduğuma çok sevindim. Bu güzel söyleşi ve fotoğraflar umarım hoşunuza gitmiştir.

Dünya Kadınlar Günü ve babaannemin doğumgünü kutlu olsun!
———–
1) Pangaltı: İstanbul’un Şişli ilçesinde bir semttir. “Pancaldi” soy isimli zengin bir ailenin buradaki konaklarından dolayı bu adı almıştır.
2)  Bonmarşe:  İçinde her türlü giyim, süs eşyası oyuncak vb. satılan büyük mağaza

Hakkında Bebek ve Ben

Bebek ve Ben
Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve 5 yaşındaki oğlum Can'la beraber dünyayı keşfediyoruz. Hayatı, insanları, video oyunlarını ve seyahati seviyorum. Okumayı, araştırmayı, dinlemeyi ve konuşmayı da... Oğluma hatıra olarak başlattığım BebekveBen'in kısa zamanda annelerin buluştuğu, soru sorduğu ve paylaştığı bir ortama dönüşmesinden çok mutluyum. Çocuk yetiştirmenin heyecan verici dünyasında bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

8 yorum

  1. Bazen eski çocuklar şans eseri yaşamışlar gibi geliyor hakikaten :))) Bebeği salıncaktan uçurup, gözüne tentürdiyot damlatsam, milletin ağzına sakız olurum, kesin :)))

    Ha, bir de, bu devirde 7 aylık çocuğu çiğneyemen anne beceriksiz ilan ediliyor. Nurturia’da paylaşmak isterim bu yazıyı. Bebeğe 2 yaşına gelene kadar sadece mama veriyorlarmış. 2 yaşından sonra da cam rende de elma… Biz yapsak, beceriksiz oluruz.

    Üstelikte evde doğum yapmış babaanne bundan sadece 50 sene evvel ve kayınbiraderi de elini tutarak destek olmuş. 50 senede ileri mi gittik geri mi diye düşünüyor insan…

    • Bebek ve Ben

      Sevgili ÇokBilmiş,

      Yorumun için çok teşekkür ederim.

      Bence hemen her devirde çocuk yetiştirirken çeşitli kazalar yaşanabiliyor. Zaman geçtikçe sadece kazaların türleri değişiyor. Bizim çocuklarımız büyüyüp ebeveyn olduğunda muhtemelen bizim çocuk yetiştirme yöntemlerimiz onlara şaşırtıcı gelecek.

      Babaannem emzirmeyi bıraktıktan sonra sadece mama vermemiş. Elbette diğer yiyecekleri de vermiş. Ancak hatırlayabildiği detaylar bunlar.

      Ben de Nurturia üyesiyim. Ama yazımı senin paylaşmandan çok memnun olurum. Link vererek buraya yönlendirebilirsen sevinirim.

      Babaannemin doğumuna değil kayınbiraderi, dedemin bile girmiş olması beni şaşırttı. Ben hep dedemin kapı önünde doğumu beklediğini hayal etmiştim. Senin de dediğin gibi ileri mi gittik geri mi gittik bilemedim.

      Sevgiler

  2. Arzu Güngör Leushuis via Facebook

    Resimler de anilar kadar hos!

  3. Arzu Güngör Leushuis via Facebook

    Resimler de anilar kadar hos!

  4. Babam cok komık gorunuyor.. 🙂

Sen de bir yorum yaz...

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*